İdrice – Iİ

Merhaba. Az kalsın gidiyordunuz. Otobüs iki saate kadar tamir olmazmış. Eğer teklifiniz halen geçerliyse…. Adam kızın sözünü bitirmesini beklemeden atıldı.. Ah, elbette..

Kız okuduğu tecavüz olaylarını düşündü birden.. Ama beklemek.. Beklemek tecavüzden daha kötü bir şey diye düşündü..

** Ben Şenol.. Memnun oldum** Şenol sağ elini kıza doğru uzatırken sol eli de okyanusun ortasında can simidine sarılan bir insanın parmakları gibi kavramıştı direksiyonu. Kız, adamın elini sıktı tebessümle..

** Aylin.. Ben de memnun oldum..** Şenol kalbindeki dalgalanmaları tekrardan hissetti.. Bu sefer belki de şansı açılmıştı.. Mutluluk ve heyecan sarmıştı bütün benliğini..

Kız arabanın içinde keskin bir koku olduğunu farketti.. Yoksa kendi üstü başı mı böyle kokuyor diye düşündü telaşlanarak.. Aylin, Şarköy’e ablasının yanına gittiğini söylerken , Şenol da hayvan ticaretiyle uğraştığını anlattı.. Az türde bulunan ve yurt dışından gelen hayvanları Şarköy’de bir köylüye sattığını söyledi.. Yasal bir iş yapmıyordu bu yüzden işiyle ilgili pek fazla ayrıntıya girmedi..

Asfalt sıcaktan kavruluyordu adeta.. Etrafta hiçbir canlı yoktu. Allah’tan arabanın kliması var dedi Aylin yoksa gidene kadar eriyebileceğini düşündü. Şenol sohbet esnasında radyoyo açtı. Frekansı gayet iyiydi.. Hızlı bir rock parçası çalıyordu. Bu tip yerlerde böyle şarkılar pek de normal değildi. Aylin çantasından çıkardığı sigara paketini Şenol’a uzattı. Sonra kendine de yaktı bir tane. Dumanı yavaşça üfledi, sanki başka sigarası kalmamış gibi..

Dumanların arasından ” İDRİCE ” tabelasını gördü. O anda radyonun sesi o kadar açılmıştı ki Aylin yerinden sıçramış Şenol ise telaşlı bir şekilde radyoyu kapatırken direksiyonun hakimiyetini sağlamaya çalışıyordu..

** Ahh…Bir an için ölecektim korkudan** dedi Aylin ve kıkırdamaya başladı.. Şenol da tebessüm ediyordu..

**İdrice köy sanırım. Neden buradan gidiyoruz?** dedi Aylin ve sigarasından bir nefes çekti. Bu sefer dumanı hızlıca üflüyordu. Bir an için adamın kendisini başka bir yere götürüp saldıracağını düşündü. Defalarca tecavüz edecekti. Sonra da cinsel organına toprak dolduracaktı. Böyle bir haber okumuştu gazetede. Adam tecavüz ettikten sonra kadının cinsel organına toprak doldurup vücudunu bıçakla paramparça etmişti. Ürperdi birden. Şenol’a baktı kararsız gözlerle..

** Evet köy.. Buradan Şarköy’e daha çabuk varırız. Kestirme yol yani. En azından on beş dakika kazancımız olur ** Şenol’un tavırları dünyadaki bütün yolların nereye çıkacağını bilen bir kahin gibiydi. Aylin bir an için rahatladı fakat endişesi hala devam ediyordu.

Aylin çevresine bakınıyordu.. Hep tarla vardı.. Her taraf tarla.. Mısır, buğday ve daha bir çok türden tarla.. Yollar çok bozuktu.. Bu yollarda araba kullanmak ne de zordur diye düşündü Aylin.. Şenol, İdrice tabelasından içeri girdi.. Tabela sağa uzanan uzunca bir yolu gösteriyordu..-KAHRETSİN- .. Araba ani bir fren yaparak durdu. Aylin öne doğru fırladı fakat onu incecik belinden kavrayan kemer daha fazla gitmesine izin vermedi.

** Allah aşkına.. Ne oluyor? ** Korkudan sesi titiriyordu Aylin’in.. Çok korktuğu suratının bembeyaz olmasından belliydi.. Şenol soluk soluğa arkasına yaslandı.

** Frenler.. Frenler boşaldı.. Bir an için tutmadılar.. Kahretsin bir bu eksikti. ** dedi Şenol.. Direksiyonun altından kaputun kolunu yukarı itti ve aşağı indi.. Kaputu kaldırdı ve arızanın nedenini bulmak için dikkatlice motora doğru soktu kafasını.. Aylin ne melem bir gün geçirdiğini düşünerek küfürü salladı. Önce otobüs sonra da araba.. Lanet olsun, Şarköy’e gitmek bu kadar zor muydu? Önce bel kemerinden kurtuldu, kapıyı açarak dışarı çıktı, ayakta kollarını yanlara açarak gerindi ve sınırlı bir şekilde kapıyı çarptı..

Kapı kapanır kapanmaz arabanın kaputu Şenol’un kafasına düştü ve öylece kalakaldı Şenol motorun üzerinde. Aylin çığlık atarak koştu. Kaputu kaldırdı ve Şenol’u kucağına alarak yere yatırdı. Gözlüğünü çıkarıp attı Şenol’un suratından.. Gözündeki yara, yüzünü ekşitti. Ağlamaya başladı birden.. Dudakları buruştu. Şenol’un kafasından akan kan şortunun altından uzanan güzel bacaklarına bulaşmıştı. Bir iki tokat attı Şenol’a ama hiçbir tepki yoktu..

İlginizi Çekebilir;  Ben Ölüyorum

** Şenol iyi misin? Lanet olsun ! Şenol ?? ** Şenol’un kafası kanamaya devam ediyordu. Aylin en yakın hastanenin nerede olacağı hakkında fikir yürüttü fakat öncelikle Şenol’un başına pansuman yapılması gerekir diye geçirdi aklından. En azından kanı durdurmalıydı.. Şenol’u zor bela sürüyerek arabanın arka koltuğuna yatırdı. Nasıl bir yer burası, neden hiçbir araç geçmiyor?

Şenol bir şeyler söylemeye çalışıyordu fakat Aylin telaştan dediklerini duymuyordu. Bacaklarından direm direm ter akıyordu. Sütyeninin kopçaları yara yapmıştı sırtını. Anahtarı çıkardı yerinden. Bagaja yöneldi Aylin, ilk yardım çantasının orada olduğunu düşünerek. Bagaj açılmıyordu. Anahtar yamulmaya başlamıştı. Vurmaya başladı Aylin. Kız olmasına rağmen hiç de yabana atılmayacak yumruklar sallıyordu. Son birkez daha vurdu. Bu seferki çok kuvvetliydi. Bagaj, kilidi açılan bir kapı gibi ses çıkararak aralandı.

Aylin’in burnuna arabanın içindeki keskin kökü gelmişti. Yavaşça kapağı kaldırdı ve midesi ağzına geldi birden, içinde bir ürperme oluştu. Elini ağzına götürdü yere çömelerek. Bagajın içinde dokuz ya da ön tane yılan vıcır vıcır oynaşıyorlardı. Derileri sanki el işlemesi sanatçılığına benzer gibi rengarenkti. Birbirlerine dolanmışlardı. Kapalı kaldıkları çuvalı delip çıktıkları belliydi. Çıldırmışcasına oynaşıyorlardı. Kimi diğerinin kafasını ısırıyor, kimi ise ağzından çıkan salyaları diliyle emiyordu. Aylin sendeleyerek ayağa kalktı. Kusamamıştı.

Bagaja doğru yöneldi ürkek adımlarla ve tam kapağı kapatacağı sırada yılanlardan biri üstüne atlar gibi ileriye fırladı. Aylin çığlık atarak kenara çekildi. Bütün vücudu titriyordu. Yılan bagajdan çıkmış, yerde sürünüyordu. Aylin ani bir hareketle bagajı kapattı. Yılan yolun kenarındaki otların arasına dalmıştı.. Etrafta sadece böceklerin sesleri yankılanıyordu. Şenol biraz olsun kendine gelmiş gibiydi. Başını tutuyordu gözleri yarı açık. Konuşmaya mecali yoktu fakat zorlayarak döküldü kelimeler.

** Başım.. Ağrıyor.. Yılanlar…** Aylin hem şaşmış hem de korkmuş gözlerle Şenol’a bakıyordu. Bir an için keşke otobüsü bekleseydim dedi. Ne yapacağını bilemez bir haldeydi. Kaçmak istedi fakat nereye kaçabilirdi. Hem de yaralı birini burada öylece bırakmak kendisinden beklenilmeyecek bir hareket diye düşündü.

Peki yılanlar.. Ne anlama geliyordu.. Sonra Şenol’un hayvan ticareti yaptığı aklına geldi fakat bu tip hayvanlar hiç de hoş değildi. Aylin, Şenol’un ayaklarını toparladı ve kapısını kapattı.

** Tamam hemen bir hastaneye gidiyoruz şimdi. Lütfen gözlerini açık tut.. Sakın uyuma Şenol. Beni duyuyor musun?** Şoför koltuğuna oturmuş kontağı çevirmeye hazırlanıyordu. Anahtarı çevirdi telaşla. Araba çalışmıyordu. Bir…İki…Üç… Deniyordu fakat olmuyordu. Lanet olsun şu anda kız kardeşinin yanında olması için herşeyini verebilirdi.

**Çalış! Allah’ın belası araba.. Çalış..** Ağlıyordu bir yandan.. Gözlerinden akan yaşlar dudaklarından içeri giriyordu. Tekrar denedi. Bir hışırtı duydu sonra. Otların üzerinden geçen bir hayvanın hışırtısı gibiydi. Kafasını sola çevirdi aniden. Yüzü vahşice yanmış küçük bir çocuk ona bakıyordu. Çocuğun burnu yoktu. Kulakları da kemirilmişti. Aylin’in gözleri yuvalarından çıktı. Çığlığı bastı var gücüyle. Tekrar çevirdi kontağı korku içerisinde. Ve araba çalıştı. Gaza bastı ve araba arkasından dumanlar çıkararak hızla hareket etti. Lastikler yolda kapkara izler bırakmıştı. Öylesine ağlıyordu ki gözyaşlarından önünü bile göremiyordu.

Araba süratli bir şekilde yolda ilerliyordu. Aylin aynadan arkasına baktı korkudan gözbebekleri ufalmış bir şekilde. Gördüğü çocuk geride yoktu. Kimseler yoktu.. Gaz pedalına öylesine yüklenmişti ki baldırlarındaki gerilme kendisine acı veriyordu. Şenol, arabanın arka koltuğunda – yılanlar -diyordu. Aylin telaştan Şenol’u duymadı bile. Sadece önüne bakıp arabanın hızını artırıyordu. Daha hızlı.. Çok daha hızlı..

** Allah’ım!! nedir bunlar. Nerdeyim ben.. Noolur yardım et bana.. Yalvarırım ** diye haykırdı Aylin, İdrice yolunda hızla ilerlerken. Kafası karmakarışıktı. Olan bitenleri yorumlayacak kadar sağlıklı hissetmiyordu kendini. Öncelikle kaçmalıydı. Acaba yılanların korkusundan bir karabasan mı gördüğünü düşündü.. – hadi canım sen de güpegündüz ne karabasanı –

İlginizi Çekebilir;  Üst Kattaki Katıl

Yol sanki hiç bitmeyecek gibiydi. Alabildiğine uzanıyordu. Sıcaktan eriyen yol, sanki cehenneme doğru gidiyordu.. Aylin’in yüreği ağzına geldi ansızın. Çığlığı bastı. Köyde sadece onun çığlığı duyuldu sanki. Az önce gördüğü çocuk arabanın camına tutunmuş Aylin’e gülümsüyordu. İnsafsızca yanmış olan suratı cama yapışmış sırıtıyordu. Dudağının yarısı çürümüştü. Aylin cama vurmaya başladı. Bir yandan haykırıyordu. – defol!! -….- defol!! – Çocuk elinde tutmuş olduğu kopmuş yılan kafasıyla cama vurdu. Ve birden kayboldu.. – tanrım.. ne insafsızca yanmıştı suratı. –

Aylin’in bütün vücudu sırılsıklam olmuştu. Korkuyordu. Hem de hiç bu kadar korkmadığını düşünerek. Yol ileride sağa sapıyordu. Aylin direksiyonun hakimiyetini kaybetmemeye çalışıyordu. Genç bir kız için hiç te fena sayılmazdı. Hızını azaltmadan sağa saptı. Önüne neyin çıkacağını hiç düşünmemişti. Nasıl düşünebilirdi ki bu durumda. Yolun solundaki otlarda koyunlarını otlatan çoban, arabayı görünce alaycı bir tavırla baktı. Şehirliler işte. Köy yollarını boş bulduklarında kafalarına göre kullanırlar arabalarını.. Buraya hiç de ait değilsiniz der gibi baktı arabanın ardından.

Bir yerde durup soluk almayı geçirdi aklından Aylin.. Şenol hafifçe doğruldu.. Başını tuttu. Eline bulaşan kanları görünce uykusundan yeni uyanan bir çocuk gibi etrafına bakındı..** Aylin.. Nerdeyiz.. Neler oluyor? ** dedi Şenol.

** Lanet olsun bilmiyorum.. Bilmek de istemiyorum.. Önce bir yerde durmalıyız. Daha fazla tutamayacağım şu Allahın belası direksiyonu ** Aylin ileride bir ev gördü. Bir an için içine bir huzur geldi. İnsan hiç tanımadığı bir evi görünce neden huzur duyar ki..?

Arabayı evin önünde durdurdu. Ev iki katlıydı, duvarları çatlamıştı. Mavi boya evin dış cephesini farklı gösteriyordu. Issız bir köyde böylesine bir ev.. Herhalde zengin bir adamın yazlığıdır dedi Aylin. Ah bir de şu duvarlar olmasa..

Aylin derin bir nefes alarak başını direksiyona dayadı. Derinden ağlıyordu şimdi. Ağlaması ınıltıye dönüşmüştü. Şenol, Aylin’in terleyen ensesini gördü..

** Aylin iyi misin? ** dedi Şenol. Aylin kafasını kaldırarak dikiz aynasından Şenol’a baktı hırçın gözlerle. Sahibi tarafından önünden yemeği alınan bir aslan gibi. Hani bilirsiniz, aslanları evcilleştirmeye çalışan insanlar ölür. Ama hiçbir zaman bilmedikleri birşey vardır. Hayvanlarla şaka olmaz. Tıpkı yılanların İdrice’de yaptıkları gibi..

**İyi falan değilim. Allah kahretsin. Kimsin sen? Burası neresi? Neler oluyor burada? ** Öfkeyle cevap verdi Aylin. Şenol Aylin’in öfkesinden korkmuştu. Ama o da bilmiyordu neler olduğunu. Şenol’un hatırladığı en son şey spor arabasının motoruydu. Gerisi karanlık bir tüneldi..

**Ben hiçbir şey hatırlamıyorum.** Şenol bir yandan kanlı ellerini temizlemeye çalışıyordu. Derisi soyulana kadar ovuşturdu ellerini.

**Nasıl birşey bilmiyorsun? Peki o yılanlar ne? ** dedi Aylin.

** Yılanlar.. Şey.. Hayvan ticareti yaptığımı sana söylemiştim. Güney Afrika’dan gelen yılanlar onlar.. Bir köylüye satacağım.** Şenol rahat tavırlarla konuşuyordu. Elbette öyle olması gerekirdi çünkü Aylin’in yaşadıklarının hiçbirisini görmemişti.

**Kapa çeneni gerizekalı. Bir insan, arabasının bagajında sürüyle yılan taşıyor ise, o kişi çıldırmış olmalıdır. Hem bir çocuk gördüm. Arabaya saldırdı. Küçük bir veletti ** dedi Aylin. Şenol işittiği hakaretten dolayı biraz kızmış, biraz da Aylin’in haklı olduğunu düşünerek cevap verdi. Ne de olsa insan arabada yılan görse ödü kopardı.

** Köylü çocuğudur o. Buralarda normaldir böyle şeyler..** Aylin iyice köpürmüştü bu cevabın üzerine. Ağzından çıkan tükürükler etrafa saçılıyordu. Parmaklarıyla saçlarını düzeltti.

**Köylü çocuğu mu? Yüzü yanmış bir çocuk. Burnu olmayan, kulakları kemirilmiş bir köylü çocuğu.. Elinde kopuk bir yılan kafasıyla arabanın camına yapışmış bir çocuk öyle mi? Hadi be sen de!! ** Aylin arkasına yaslandı. Kopçalarının yara yaptığı yer sızlamıştı. Keskin bir acı hissetti..

İlginizi Çekebilir;  Titanic'i Batıran Mumya

** Saçmalıyorsun Aylin. Herhalde aşırı sıcaklardan ötürü hayal gördün. Meraklanma biraz dinlenirsen kendine gelirsin.. ** Şenol kapıyı açarak aşağı indi, elinde bastonu olmayan bir ihtiyar gibi sendeleyerek ayakta duruyordu. Başını tutuyordu gene, yüzü bembeyazdı. Sanki yarım saatte beş kilo vermiş olduğunu hissetti. Bitkindi..

Aylin derin bir nefes alıp, arabadan indi. Önünde durdukları evden başka bir yerleşim yeri gözükmüyordu etrafta. Sanki terkedilmiş bir yer parçasında son kalan bir yapı gibi duruyordu ev… Aylin çok uzaklara dikti gözlerini. Sanki orada da bir evin olduğunu farketti. İki evin arasındaki bu mesafe hiç de mantıklı sayılmaz dedi.

** Aylin, bak.. Daha fazla oyalanamayız. Gitmem gerek. Çok işlerim var. Hem de başım. Dinlenmem gerek..** dedi Şenol, sıkılmış bir ses tonuyla. Aylin donuk gözlerle baktı Şenol’a. Senin saçma sapan laflarınla uğraşamam der gibi bir hali vardı.

** Dinle.. Teşekkür ederim ilkin. Beni arabana aldın. Yardım ettin. Sonra işler karıştı. Talihsiz bir kaza geçirdin.** Aylin kapıyı sertçe kapattıktan sonra kaputun düştüğüne inanmıyordu, bu yüzden de ondan bahsetmedi..

** Kahretsin. Ama sonrası. Neler olduğunu bir anlayabilsem. Bir çocuk. İ ğrençti.. Suratı..** Şenol alaycı bir tavırla sözünü kesti Aylin’in.

** Tamam tamam. Şimdi bu evin önünde neden tartışıyoruz anlamak mümkün değil. Eğer maksadın yemek falansa bir yerlerde bakkal bulabiliriz. Ama sadece yarım saat. Sonra buradan basıp gideceğiz. Haydi bin arabaya lütfen** Şenol arabaya doğru yönelirken Aylin onu izliyordu. Şenol arabaya bindi. Fakat araba çalışmıyordu. Aylin, Şenol’un ettiği küfürleri ön camdan görebiliyordu. Şenol hışımla indi arabadan. Bagajı açtı ve gördüğü manzara karşısında bütün vücudunu bir sıcaklık sardı.

** Sanırım beni dinlesen iyi olacak. Boktan araban çok işe yarıyor** dedi Aylin gülümseyerek. Ama gülümsemesinin altında yatan öfke suratına yayılmıştı. Şenol ve Aylin birbirlerine bakıyorlardı. İkisi de garip olayların içine düştüklerinin farkına varmaya başlamışlardı. Bir daha tanımadığım insanları asla arabama almayacağım, dünyanın en güzel kızı olsa bile diye geçirdi aklından Şenol. Aylin ise başından beri pişmandı..

Aylin evin kapısını çaldı titrek vuruşlarla. Açın şu lanet olasıca kapıyı der gibiydi. Kısa bir sessizlikten sonra kapı yavaşça açıldı. Yaşlı bir kadın korkmuş gözlerle Aylin’e bakıyordu yarım açtığı kapının ardından. Yetmiş yaşlarında bir kadındı. Suratı yılların vermiş olduğu yorgunluğu üzerinde taşıyordu. Yüzündeki çizgiler yaşlılığını sergiliyordu adeta. Aylin tam birşey söyleyecekken yaşlı kadın bir hışımla çarptı kapıyı..

** Ne olur açın? Yalvarırım açın.. Yardıma ihtiyacımız var..** Sinirleri iyice bozulmuştu. Ağlamamak için dudaklarını ısırıyordu. Sanki boğazında düğümlendi telaşı. Şenol, Aylin’in yanına gelirek kolundan tuttu, gidelim dedi. Aylin başını önüne eğmiş küçük kızın hayalini görüyordu.

Kapı açıldı tekrardan. Yaşlı kadın elinde bir tüfekle çıktı karşılarına. ** Ne var ? Ne istiyorsunuz? Kimsiniz? ** dedi kadın. Aylin ve Şenol tüfeğin namlusuna bakıyorlardı. İkisi de ellerini havaya kaldırmışlardı. Kadın yaşlıydı fakat tetiği çekecek kadar kuvveti vardı. Mermiler ise yeni doğmuş bir bebek kadar tazeydi.

** Ee , teyze.. Korkmanıza gerek yok. Bizler misafiriz. Buraların yabancılarıyız. Lütfen tüfeği indirir misiniz?** dedi Şenol kekeler gibi.

** Lütfen içeri alın bizi. Çok yorgunuz. Saatlerdir yollardayız ve başımıza kötü olaylar geldi. Soluklanmak için zaman verin bize lütfen. Ne olur? ** Aylin, daha başka nasıl inandırabilirim der gibi bakıyordu kadına. Yaşlı kadın, Aylin’in gözlerindeki yorgunluğu ve ürkekliği farketti. Ama yine de tedbirli olmalıydı. Yabancılar.. Ne yapacakları hiç belli olmazdı. Başıyla işaret etti kadın, içeri girin gibilerinden. Tüfeğini yere indirdi. Aylin ve Şenol havada asılı kalmış olan ellerini indirdiler ve içeri girdiler.

Yorum yapın

hala yeğen sözleri-Amca yeğen sözleri-Yeğen sözleri- osmanlıca sevgiliyi telefona kaydetme isimleri-osmanlıca sevgiliyi telefona kaydetme isimleri-Kuzeni telefona kaydetme isimleri-Kızımı telefona kaydetme isimleri-Pubg sevgili isimleri-Yemek sayfası isimleri-oğlumu telefona kaydetme isimleri-Yeğen sözleri-Amca yeğen sözleri-oğlumu telefona kaydetme isimleri