Para hırsı üzerine yazı

Bir kasabada aç­gözlü, mal mülk hırsıyla dünyaya adeta yapışmış bir adam yaşar. Servetine servet kattık­ça daha çok ister. Aslın­da hayli zengindir ama hiç doymaz. Bu adamın büyükçe çiftliği; uşakla­r, yardımcılar, hizmet­çileri vardır. Birgün en yakın komşusu vefat eder. Daha komşusu­nun toprağı soğuma­dan onun da bütün çiftliğini arazilerini sa­tın alır. Ama gözü yine doymaz. Hep da­ha çok mülk, toprak ister. Birgün gaze­teleri okurken şöyle bir ilân görür: “100 $ öde, yürüyebildiğin kadar toprak senin olsun!” Gözleri fal taşı gibi açılır adamın, “Yanlış okudum galiba?” der. İlânı tekrar tekrar okur. Hemen ilân sahibini bulup heyecanla sorar: “Gazeteye yerdiğiniz ilân doğru mu?” “Evet!” der adam. “Ya­ni 100 $ ödersem, yürüyebildiğim kadar toprak benim mi olacak?” “Evet ama bir Şartım var. Sabah yürümeye başlayacak ve akşam güneş batmadan burada olaçaksın. Güneş battıktan sonra gelirsen kaybedersin!” “Tamam!” der adam. Erte­si gün sabah erkenden gelir ve toprak sa­hibinin gösterdiği noktadan yürümeye başlar. Daha çok toprak sahibi olmak için koşar adım yürür. Saatlerce yürür; ırmak­lar, ormanlar; verimli araziler geçer. Hep­sine iştahla bakar ve “Burası torunlarıma, burası bana, burası oğluma, burası yeğe­nime…” diye kafasında bölüştürür. Uzun zaman yürür. Arasıra güneşe bakar, dö­nüş mesafesini ayarlamak için. Güneş batmadan dönme şartı olmasa hayatının sonuna kadar yürüyecektir. Nihayet bir noktada karar kılar. Geldiği yere kazık çakar, işaret koyar ve geri dönmeye ka­rar verir. Fakat vakit gittikçe daralmakta­dır. Güneş batmaya yüz tutmuştur. Bi­zimki koşmaya baş­lar. Ciğerlerini patlatırcasına koşar. Kan ter içindedir; dili bir karış dışarı çıkmış, adım atacak hali kalmamıştır. Niha­yet güneş son tepe­nin arkasına inmek üzereyken adam son bir gayretle yeti­şir. Yüzüstü toprak sahibinin ayakları dibi­ne düşer. Ağzından incecik bir kan sız­maktadır. Toprak sahibi adamı ters çevi­rir, kontrol eder; ölmüştür! Toprak sahi­bi gözlerini ufka diker ve yanında duran yardımcısına der ki: “Evlâdım! İşte bir in­sana yattığı yer kadar toprak yeter!”
Hırsların sonuna erişmek, gökkuşağının ucuna erişmeye benzer; biz ulaşırken onlar
Kaçıp giderler. R. Browning

Sosyal Medyada Paylaş Facebook Twitter Google+


Eklenme Tarihi: 4 Mart 2016

Konu hakkında yorumunuzu yazın