Dost bildiklerim

Hayat bize başlı başına bir hediyedir. Ambalajı ile, muhtevası ile ve dahi o eşsiz manası ile kabul etmemek ne mümkün. Doğumla aldığınız bu eşsiz hediyemizi hediye edene layık yaşabilmek ve kul hakkından azade kalabilmek okkalı hüner istiyormuş meğer.

Hepimizin geçmişine dönüp baktığı zaman “keşke”lerinin olması gayet muhtemeldir.
Zaman zaman arkamıza dönüp bakarız. Vicdanınız rahat ise ve siz kendinizi biliyorsanız gördüğünüz şey fazlaca bir pişmanlık olmayacaktır.
Benim de geçmişi düşündüğüm vakit, “Keşke şunu yapmasaydım” diyeceğim herhangi bir mevzunun olmaması gayet mutlu etmeli beni değil mi? Bunun için şükretmeliyim ki ediyorum zaten. Fakat zamanında hayatıma dahil ettiğim bazı hemcinslerimi hatırladıkça içimin mutmain olmaması da tesadüfi değildir.

Evet, bir zamanlar “dost” zannettiğim ve muhabbetime dahil ettiğim insan kılığına bürünmüş hemcinslerimin varlığı dışında hiç bir pişmanlığımın olmaması ilahi şükür sebebim..

Bu gün en çok üzüldüğüm şey, onlar için zamanında harcadığım muhabbet ve onlara verdiğim kıymetin de masumiyetidir.
Arkamdaki aynanın bu günüme yansıttığı resimde gördüğüm de o zavallı insancıkların kendilerini benim şahsiyetimde temize çekme gayretleridir.

Oysa çok mu zordu insan olmak. Sanki ne olurdu içiniz dışınız bir olsaydı.
Dostluğumu sömürürken beni sevdiklerim nazarında küçük düşürme gayretleriniz olmasaydı keşke!
Şimdi ne geçti elinize ah ve vebalden başka. Dilinizdeki zehri, içinizin kirini pasını benim sevdiklerim üstüne kusma gayretiniz hangi vicdanda aklanır?
Sahi ne kazandınız ???

Çok mu zordu dürüst olmak, yalansız olmak, riyasız kalmak.
Altı üstü iki metre beze ne çok sahne sığdırıyor ins soyundan gelen mahluk.
Ve hâlâ bilmiyor üryan geldik üryandır gidişimiz. Neden bu hırçınlıklar, neden bu güvensizlikler. Neden bu devasa hırpalayış.
Hani diyor ya hükema: “Dostluk iki yürek arasında akan bir nehirdir. Geldiği yeri de temizler, gittiği yeri de.”
Anladım ki geldiği yer temiz olmayan vardığı yeri de kirletmeye namzetmiş.

Bir zamanlar güven dairesine aldıklarımız?. Ne çok aldattınız bizi. Ne çok yanılttınız.
Sizin aslında kendinizeydi kastınız. Oysa bilemediniz asıl kaybeden sizdiniz. Ve siz çok zalimdiniz.

Tertemiz sevdaları kıskanmıştınız da hani lekelemek için bin gayret harcamıştınız.
Kendi içinizin kirini hedef aldığınız tertemiz kalplerin masumiyetinde aklamaya kalktınız. İnandırmayı da başardınız inanmak isteyenlere, inanmayı bahane seçenlere.
Kininiz nasıl bir kindir anlamaz kinden beslenmeyi bilmeyen kalbim.
Bu nasıl nefrettir kavrayamaz elbet.
Ziyanı yok!
Kaybedenler kaybettiklerine yansınlar ve aynadaki zavallıya baksınlar artık.
Zalimdiniz
Kalleştiniz
Kalpsizdiniz
Ve siz;
Aslında kendi kendinizi yediniz!

Sosyal Medyada Paylaş Facebook Twitter Google+


Eklenme Tarihi: 18 Ekim 2016

Konu hakkında yorumunuzu yazın