Bileydim baba

Sonsuza kadar ayrılacağımızı bileydim baba, bileydim ki kokunu artık duyamayacağım, bileydim ki kadifeden yumuşak sesin artık olmayacak, kızmalarını ninni sayardım, bağırıp çağırmaların şarkı olurdu bana, emirlerin türkü…
Bileydim sonsuza kadar ayrılacağımızı, elini hiç bırakmazdım baba… Sensiz geçen haylaz günlerimi, senli yapardım, seni kızdıracak haylazlıkları hiç mi hiç yapmazdım.
Bileydim ki kızdığında bile, ok gibi sert bakışlar fırlattığında bile beni düşündüğünü, onun için kızıp sert sert baktığını, seni uysalca dinler, köşene sığınırdım.
Yaşam çok garip baba, insan çok garip… İnsanlık çok garip baba, duygular çok serseri. İnsan bilir de bir gün sonsuza kadar ayrılacağını ama hiç bitmez, bitmezmiş gibi düşünür. Ama bitiyormuş baba, bir gün sessizce, patırtısız, gürültüsüz hiç yaşamamış gibi bitiyormuş.
Dizlerine yatırıp bana masal okuduğun günler daha dün gibi sıcak. Anılar patır patır döküldükçe ateşi yeni sönmüş bir kül gibi, her yerim yanıyor hasretinden baba. Bayramları sevmiyorum artık eskisi gibi, bayram namazlarının da tadı yok artık… Seninle oturduğumuz mahalleyi de sevmiyorum artık. Beraber yediğimiz ekmek arası kaşarın da, yanında içtiğimiz şekerli çayın da tadı yok artık baba.
Şimdi ben ışıksız, şimdi ben penceresiz, şimdi ben dayanaksız ve şimdi sensiz ben… Şimdi ben, hasretine düşman, anılarına dost ben… Sevemez oldum senden sonra baba, seninle yaptığım hiçbir şeyi.
Sohbetlerimizi uzatmadığım için kendime kızıyorum baba. Önceleri oyun, sonra ders, büyüdükten sonra da iş güç icat edip, hep yanından yarım ayrıldığım için kendime çok ama çok kızıyorum baba. Bileydim sonsuza kadar ayrılacağımızı, boynuna her gün sarılır, kokunu alarak, her gün bitecekmiş ve son günümüzmüş gibi davranırdım baba.
İnsan garip baba… Hepimiz garibiz. Yaşamın biteceğini kesin olarak bildiğimiz halde, renk körü gibi oluruz yaşama karşı. Sonsuzluk içindeymişiz gibi davranırız, öteleriz biteceğini bilerek, öteleriz sevgileri bir nankör gibi. Zamanın aktığını bildiğimiz halde, akmıyormuş gibi davranırız, cahil bir aptal gibi.
Biz hepimiz öyleyiz baba. Hakkını helal edip başını kollarıma cansız düşürdüğün gün, uzattığımızda canı yeni çıkmış bedenini soğuması için yatağına ve üzerine o beyaz örtüyü tümüyle örttüğümüzde… Ben anladım baba insanın ne cahil bir aptal olduğunu.
Mirza TAZEGÜL/ ” SESSİZLİĞİMLE DANS kitabından

Sosyal Medyada Paylaş Facebook Twitter Google+


Eklenme Tarihi: 7 Kasım 2016

Konu hakkında yorumunuzu yazın