Telepati Nedir? Telepati Nasıl Yapılır? Özel Teknikler

Telepati; temel olarak düşünce aktarımı ve zihin okuma olmak üzere iki ana boyuttan meydana gelen, beyinler arası bir iletişim metodudur. Bu kavram ruhsal ve zihinsel (psişik) bir terim olarak ilk kez 1882 senesinde, Britanya Psişik Araştırma Derneği’nin (Society for Psychical Research) kurucu üyelerinden biri olan Frederic W. H. Myers tarafından literatüre kazandırılmıştır. Dilimizde ise –özellikle bulmacalarda sıkça karşımıza çıkan– uzaduyum kelimesiyle kendine yer bulur.

Telepati, bilinen beş duyunun ötesine geçen “duyular dışı algılama” dallarından yalnızca biridir. Bu alanın diğer alt dalları genellikle geçmişte, şu anın farklı bir yerinde ya da gelecekte meydana gelen olayları sezmeye ve algılamaya odaklanırken; telepati tamamen ve sadece canlı varlıklar arasında bağ kurarak iletişimi sağlamaya odaklanır.

Son dönemlerde telepati, insanların özellikle sevgililerine ya da eski partnerlerine yeniden kavuşmak, kendilerini aratmak amacıyla başvurdukları popüler bir aşk ritüeline dönüşmüş olsa da, aslına bakarsanız bundan çok daha derin ve geniş bir potansiyele sahiptir. Dünyadaki tüm canlıların zihinsel mekanizmalarına doğrudan mesajlar gönderebilmek ve onların iç dünyalarını, zihinlerini okuyabilmek, insanın hayal sınırlarının bile çok ötesine geçmesini sağlayabilir:

Telepati nedir?

Telepati kelimesi, köken olarak Yunancada uzaktan anlamına gelen “tele” ile hissetme, algılama anlamına gelen “patheia” sözcüklerinin evlenmesiyle türetilmiştir. Kelime anlamı baz alındığında tam karşılığı “uzaktan algılama” şeklindedir.

En yalın ve net tanımıyla telepati; bilinen 5 fiziksel duyuyu ve hiçbir teknolojik veya somut aracı araya sokmadan, doğrudan beyinden beyne gerçekleştirilen pürüzsüz bir iletişim biçimidir. Bu aktarım süreci, kelimelerden ziyade tamamen hissetmeye dayalı soyut algılardan ve frekanslardan oluşur.

Kendi zihninizde özenle var ettiğiniz her türlü düşünceyi, imgeyi ve duyguyu insanlara, hayvan dostlarımıza hatta bitkilere bile göndererek telepatiyi hayata geçirebilirsiniz. Aynı mekanizma tersine de tıkır tıkır çalışır; yani çevrenizdeki diğer canlıların o an yaşadığı saf duyguları içinizde hissedebilir ve onların zihin sayfalarını rahatça okuyabilirsiniz.

Telepat

Çevresindeki insanların zihin dünyasına sızıp düşüncelerini okuyabilen ve kendi zihninden karşı tarafa frekanslar, düşünce dalgaları göndererek telepatiyi aktif olarak uygulayan kişilere telepat adı verilir.

Telepatik iletişim

Telepati, bir bakıma tıpkı cebinizde taşıdığınız akıllı telefonlar gibi bir iletişim kanalıdır ve bu gizemli kanal vasıtasıyla gerçekleştirilen her türlü zihinsel bilgi alışverişi telepatik iletişim olarak adlandırılır.

Telepatik mesaj

Telepati yoluyla bir zihinden diğerine aktarılan veya karşı taraftan teslim alınan her bir düşünce kırıntısına, duygu yoğunluğuna ve algıya telepatik mesaj denir. Bu mesajların içeriği sadece kurulan kelimelerden veya cümlelerden ibaret olmak zorunda değildir; iletişim kurduğunuz kişinin zihninize fırlattığı ya da sizin ona gönderdiğiniz anlık bir fotoğraf, bir görüntü bile telepatik mesaj kategorisinde değerlendirilir.

Telepatik güven derecesi

Canlı varlıklar arasında doğal olarak var olan karşılıklı güven seviyesine verilen isimdir. Hayatta olan herhangi bir insana telepati denemesi yapmak teorik olarak mümkündür; ancak birine telepati yapıyor olmanız, o çalışmadan kesin olarak başarılı bir sonuç alacağınız anlamına gelmez. İşte bu başarının asıl ölçüsü, kulaktan kulağa yayılan o yanlış ismiyle “telepatik bağ”, bilimsel ve doğru tanımıyla ise telepatik güven derecesi adı verilen kriterdir.

Aralarında güçlü bir kan bağı bulunan aile üyeleri ya da birbirlerine karşı yoğun duygular besleyen sevgililer, eşler arasındaki telepatik güven derecesi, sokaktaki tamamen yabancı bir insana kıyasla çok daha yüksek ve sağlamdır. Tam olarak bu sebepten ötürü, çok yakınınızda olan insanlara yönelik yaptığınız telepati çalışmaları her zaman çok daha hızlı ve başarılı sonuçlar verir.

Bu durumu kafanızda netleştirmek için şöyle bir telefon benzetmesi yapabiliriz: Eğer elinizde bir telefon numarası varsa, o numarayı dilediğiniz an tuşlayıp arayabilirsiniz. Tıpkı bunun gibi, dünyada var olduğunu bildiğiniz her insanın zihnine telepati yoluyla sinyal gönderebilirsiniz.

Ancak telefonunuz acı acı çaldığında ekranda hiç tanımadığınız, yabancı bir numara görürseniz yüksek ihtimalle dolandırıcı veya reklam olabileceği şüphesiyle o telefonu açmaz, reddedersiniz. Ama ekranda çok iyi bildiğiniz bir dostunuzun adı ya da annenizin ismi yazıyorsa o çağrıyı büyük bir güvenle saniyesinde yanıtlarsınız. İşte telepatik mesajlar da böyledir; şayet hayatınızda hiç yeri olmayan, tanışmadığınız ya da açıkçası hiç sevmediğiniz nefret ettiğiniz bir insan zihninize telepatik bir sinyal gönderirse, beyin bu mesajı daha zihnin kapısından içeri bile sokmadan otomatik olarak “cevapsız çağrı” olarak dışarıda bırakır. Fakat gönderilen mesaj çok sevdiğiniz, güvendiğiniz birinden geliyorsa zihin o bilgiyi hemen içeri buyur eder, hatta farkında olmadan o düşünce doğrultusunda hareket etmeye başlar.

Tabii bu telepatik güven derecesi, işin piri olmuş usta telepatlar tarafından pek de umursanmaz. Bu profesyonel kişiler, gönderdikleri telepatik mesajın yapısal enerjisini ve frekansını manipüle ederek karşı tarafın savunma kalkanını (güven derecesini) kolayca atlatabilir ve hiç zorlanmadan zihinlere sızabilirler.

Telepati çalışmalarına henüz yeni başlayan kişilerin, ilk denemelerinde başarısız olup motivasyonlarını erkenden kaybetmemeleri adına, pratiklerini öncelikle telepatik güven derecesi yüksek olan aile bireyleri veya çok yakın arkadaşları üzerinde yapması önerilir. Bu sayede zihinsel kaslar pratiklik kazanacak ve güçlendikçe tamamen yabancı insanlar üzerinde de başarılı telepati denemeleri yapılabilecektir.

Telepati nasıl gerçekleşir?

Telepati deneyimi, popüler tabirle tamamen beyin gücü ya da zihin gücü olarak adlandırılan o muazzam biyolojik mekanizma sayesinde hayata geçirilir. Kafamızın içindeki düşünceleri doğru tekniklerle odaklayıp yönlendirmeyi başardığımızda, evrenin görünmez dokusu üzerinden pürüzsüz bir iletişim hattı kurmuş oluruz.

İnsan beyninin ürettiği düşünceler sadece kafatası kemiğinin içinde hapis kalmaz; tıpkı radyo frekansları gibi dalgalar halinde beyinden çıkarak etrafa, boşluğa doğru yayılır. Telepatik bir iletişimi başlatmak için yola çıkan bu yoğun düşünce dalgaları, çevreye yayılarak ilk etapta yolları üzerindeki maddelere bu gizli bilgiyi mühürler. Ardından, çocukken hepimizin oynadığı o kulaktan kulağa oyunundaki mekanizmaya benzer bir şekilde, bu dalgalar ulaştırılmak istenen hedef kişinin zihnine doğru basamak basamak yol alır ve en nihayetinde hedefe teslim edilir.

Kısacası; iletişim kurmak istediğiniz kişiyi ve ona iletmeyi arzuladığınız o net mesajı zihninizde pürüzsüzce bir araya getirdiğiniz an telepati eylemi gerçekleşmiş olur. Bu gizemli sürecin arka planında yatan ve onu mümkün kılan asıl temel mekanizma ise kuantum fiziğinin o büyüleyici yasalarına dayanır.

Günümüzde her türlü asılsız iddia veya safsata için ucuz bir dayanak noktası olarak suiistimal edilen kuantum fiziği, mevzu telepati olduğunda gerçekten çok farklı ve somut bir anlam kazanır.

Çünkü en başta evrenin kendisi olmak üzere, makrodan mikroya var olan her şey aslında aynı kök enerjinin farklı titreşimlerinden meydana gelir. Felsefedeki “ilk neden” argümanına benzer bir mantık çizgisi izlediğimizde, tüm varoluşun özünün saf bir enerji olduğunu rahatlıkla görebiliriz. Tabii bu kozmik enerji, bazı insanların sandığı gibi her çocuksu dileğimizi anında gerçekleştiren ya da insanların keyfi hizmetine amade bekleyen sihirli bir uşak değildir. Enerji, sadece ve sadece her şeyin ham maddesidir; eğer doğru tekniklerle ve odaklanmış bir iradeyle yönlendirilirse, yine özü tamamen enerji olan kendi düşüncelerimiz sayesinde çevremizdeki diğer tüm maddeler ve zihinler ile somut köprüler kurmamıza olanak tanır.

Telepatik bağ kurabilme yeteneği, diğer zorlu ruhsal (parapsikolojik) uygulamalara kıyasla öğrenilmesi ve ilk somut sonuçların alınması bakımından nispeten çok daha basittir; fakat bu durum, üzerinde hiç çalışmadan oluvereceği anlamına gelmez. Bu işte ustalaşmak için mutlak surette düzenli ve disiplinli uygulamalar yapmak şarttır. Şayet bu bir zorunluluk olmasaydı, halihazırda günün her saniyesi durmaksızın düşünen canlılar olarak hepimiz birbirimizle hiç konuşmadan, tamamen zihin yoluyla şakır şakır anlaşıyor olurduk.

Bu muazzam zihin yeteneğini aktif olarak hayatına dahil etmek isteyen bireyler, öncelikle günlük hayattaki o darmadağınık düşünme mekanizmalarını telepati kurallarına uygun olarak yeniden dizayn etmeli ve sabırla yapacakları pratik egzersizlerle telepatiyi adım adım öğrenmelidir.

Telepati ile neler yapılabilir?

Telepati, daha önce de üzerinde durduğumuz gibi temel olarak mesajı teslim alma (zihin okuma) ve mesajı karşı tarafa yönlendirme (mesaj gönderme) olmak üzere iki ayaktan oluşur. Burada mesaj göndermekten kasıt, insanların zihnine sadece kime ait olduğu belli olmayan sıradan düşünce kırıntıları bırakmak değildir. Şayet gönderilen bu telepatik mesajlar, maruz kalan kişinin kendi öz düşüncesiymiş gibi hissettirilebilirse, o insana arzulanan her şeyi yaptırmak teorik olarak mümkün hale gelir. Aynı şekilde, iletilen telepatik frekans çok yoğun ve baskın bir güçte aktarılırsa, mesaja hedef olan kişi bir süre sonra bu zihinsel güce boyun eğerek kendisinden istenen adımları atacaktır.

Telepati yöntemiyle hayata geçirilebilecek başlıca eylemleri şöyle sıralayabiliriz:

  • Doğrudan zihin okumak,
  • İnsanlara kendi iradeleriyle yapıyorlarmış gibi istenen her şeyi yaptırmak,
  • Beş duyuyu tamamen manipüle etmek (Hedef kişide görme, duyma, işitme, koku alma ve dokunma duyularını yapay frekanslarla baştan var ederek gerçekmiş gibi algılatmak),
  • Hayvan dostlarımızla ve bitki alemiyle zihinsel köprüler kurarak iletişim sağlamaktır.

Eğer işi biraz daha spesifik ve ileri seviyeye taşımak gerekirse:

  • Hedef kişinin zihnindeki anıları değiştirmek veya yeniden şekillendirmek,
  • Bilinçaltına doğrudan güçlü telkinler vermek,
  • Karşı tarafa zihinsel illüzyonlar ve halüsinasyonlar gördürmek,
  • Zaman ayarlı bir düzenek gibi, istenilen doğru zaman geldiğinde hedefe ulaşacak otomatik telepatik mesajlar programlamaktır.

Günümüzde insanların bu alanda en çok başvurduğu ve pratik yaptığı konular ise genellikle şunlardır:

  • Başka birinin rüyasına doğrudan giriş yapmak (Rüyaya girmek),
  • Hedeflenen kişiyi telepatik bağla aşık etmek,
  • Karşı tarafa bir anda yoğun bir arama veya mesaj atma isteği uyandırmak (Mesaj attırmak),
  • Arada soğukluk olan eski sevgiliyi zihinsel frekanslarla geri döndürmektir.

Telepati zararlı mı, tehlikeli mi?

Kendi başınıza bir başkasına telepati çalışmaları uygulamak kesinlikle zararlı değildir. Uygulama esnasında veya hemen ardından vücudunuzda birtakım fiziksel belirtiler baş gösterse de, bunlar bedeninize kalıcı bir zarar vermez ya da kötü bir hastalığın habercisi sayılmaz.

Ancak madalyonun diğer yüzüne baktığımızda, yoğun bir telepati dalgasına kontrolsüzce maruz kalmak hedef kişi için zararlıdır. Sonuçta bu dünyada hiç kimse kendi zihnine gizlice sızılmasını, kendisine ait olmayan yabancı bir düşünceyle yönlendirilmeyi ya da kendi özgür iradesi dışında bir eyleme zorlanmayı asla istemez. Aynı şekilde, en mahrem alanı olan zihin duvarlarının altüst edilmesini ve kendine has özgün fikirlerinin çalınmasını da kabul etmez. Her ne kadar bu seviyeye ulaşmak çok uzun yılları ve muazzam bir adanmışlığı gerektirse de, kendini bu alanda tamamen eğitmiş usta bir telepat tüm bu sınırları zorlayabilir. Üstelik bu profesyonel kişiler, insanları sadece kendi çıkarları ve arzuları doğrultusunda bir piyon gibi kullanmakla kalmaz; aynı zamanda telepati uyguladıkları kişilerin doğal düşünce nehrine yapay müdahalelerde bulundukları için, onlarda farkında olmadan çok ağır psikolojik hasarlar ve zihinsel travmalar da bırakabilirler.

Olası tüm bu psikolojik riskler ve suistimaller göz önünde bulundurulduğunda; bencil, dengesiz ve kötü niyetli insanların elinde telepatinin son derece tehlikeli bir silaha dönüşebileceğini söylemek yanlış olmayacaktır.

Önemli Hatırlatma: Dışarıdan gelebilecek bu tarz zihinsel müdahalelerin önüne geçmek ve kendinizi tamamen koruma altına almak için “telepatiden korunma yöntemleri” başlığına göz atabilirsiniz.

Telepati belirtileri nelerdir?

Telepati pratiklerini uygularken ya da çalışmayı bitirdikten hemen sonra vücudunuzda bazı somut reaksiyonlar ortaya çıkabilir. Bu durum, tıpkı çok uzun ve tempolu bir yürüyüşün ya da ağır bir antrenmanın ardından bacak kaslarında hissettiğiniz o tatlı yanma ve yorgunluk hissine benzer. Yani bu semptomlar zihninizde bir hasar oluştuğunu değil, aksine telepatik enerjinin yoğun bir şekilde vücuttan salındığını ve uygulamanın aktif olarak çalıştığını gösteren doğal ipuçlarıdır.

Özellikle bu yola yeni çıkan insanların içinde sürekli barınan “Acaba enerjiyi gönderebildim mi, başarılı olabildim mi?” şeklindeki yersiz kaygıları yok etmesi bakımından, bu tarz somut belirtilerin kişinin içsel özgüvenine harika bir katkı sağladığı bile söylenebilir.

Enerji aktarımı esnasında en sık rastlanan telepati belirtileri şunlardır:

  • Hafif veya yoğun baş ağrısı,
  • Durdurulamayan esneme nöbetleri,
  • Kulaklarda ani çınlamalar veya uğultular,
  • Kalp atış hızının aniden yükselmesi (Kalp çarpıntısı),
  • Vücutta hafif titremeler veya ürpermeler,
  • Nedensiz bir şekilde aniden ağlama isteği veya gözyaşı dökmedir.

Not 1: Bu belirtiler telepatik köprünün o an başarılı bir şekilde kurulduğuna net birer işaret sayılsa da, çalışmanın tam olarak hayal ettiğiniz ve arzuladığınız o kesin sonuçla noktalanacağı anlamına gelmez.

Not 2: Bahsettiğimiz bu fiziksel reaksiyonlar yalnızca telepati seansı esnasında ve çalışmayı bitirdikten yaklaşık 10-15 dakika sonra tamamen geçip giden anlık durumlardır. Şayet yaşadığınız baş ağrısı, çarpıntı veya diğer rahatsızlıklar gün boyu kesintisiz devam ediyorsa, bunun telepatiyle hiçbir alakası yoktur. Bu tarz durumlarda vakit kaybetmeden uzman bir doktor kontrolüne gitmeniz sağlığınız açısından en doğrusudur.

Telepati bilimsel mi, kanıtlandı mı?

Bugün başta Amerika Birleşik Devletleri, eski Sovyetler Birliği (SSCB) kalıntıları ve Finlandiya olmak üzere dünyanın pek çok gelişmiş ülkesinde, devlet destekli veya özel olarak kurulmuş parapsikoloji laboratuvarlarında telepati ve benzeri duyular dışı yetenekler üzerine çok ciddi bilimsel araştırmalar yürütülmektedir. Özellikle Soğuk Savaş döneminde askeri ve istihbarat alanında üstünlük sağlamak amacıyla tavan yapan bu gizli zihin araştırmaları, günümüzde de arka planda hala varlığını sürdürmektedir.

İlginizi Çekebilir;  Telekinezi Nedir? Telekinezi Nasıl Yapılır? Kinezi Çeşitleri

Elde edilen resmi verilere ve bugüne kadar halka açıklandığı kadarıyla; telepati, modern pozitif bilimin katı kurallarla aradığı o kesin, tekrarlanabilir ve laboratuvar ortamında her an yüzde yüz doğrulanabilir sonuçları henüz sunamamıştır. Tam olarak bu sebeple, akademik çevrelerde resmi olarak “sözde bilim” (psödobilim) kategorisinde değerlendirilmeye devam etmektedir.

Ancak resmi bilimin henüz telepatiyi net bir şekilde tescillememiş ya da doğrulamamış olması, bu fenomenin tamamen hayal ürünü veya sahte olduğu anlamına kesinlikle gelmez. Pozitif bilim, doğası gereği bir olguyu kabul etmek için ardında en ufak bir şüphe kırıntısı bile bırakmayacak kadar net kanıtlar ve formüller arar. Şu anki teknolojik imkanlarımızla bu zihinsel dalgaları somut olarak formüle etmek mümkün olmasa da, gelecekte hem bireysel yeteneklerin gelişimiyle hem de nörolojik teknolojilerin entegrasyonu sayesinde kitleler arası telepatik iletişimin çok sıradan ve yaygın bir hal alacağına yönelik ciddi fütüristik öngörüler bulunmaktadır.

Ayrıca unutmamak gerekir ki, geçmiş yüzyıllarda tamamen bir hurafe veya “sözde bilim” olarak burun kıvrılan rüya kontrolü (lucid rüya) olgusu, yapılan yoğun nörolojik araştırmalar ve uyku laboratuvarı verileri sayesinde günümüzde bilimin resmen kabul ettiği somut bir gerçekliğe dönüşmüştür. Tıpkı bunun gibi, benzer bir akademik kabul sürecinin ilerleyen yıllarda telepati fenomeni için de gerçekleşmesi hiç de imkansız değildir.

Hayatta bir şeyi deneyimlemek, keşfetmek ya da bizzat uygulamak için her zaman bilimin laboratuvarda onay vermesini, bize icazet sunmasını beklemek zorunda değiliz. Elbette bu durum, önümüze çıkan her asılsız hurafenin veya mantıksız hurafelerin peşinden fütursuzca koşabileceğimiz anlamına gelmez. Fakat kabul etmeliyiz ki modern bilim şu an için evrendeki tüm gizemleri tek seferde çözecek bir tepe noktasında olmadığı gibi, elimizdeki teknolojik araçlar da insan zihninin o soyut derinliklerini kusursuzca ölçecek kadar mükemmel bir gelişmişlik düzeyine henüz erişmiş değil. Bilim ve teknolojinin bu uzun gelişim serüveni devam ederken, insanların bir köşede edilgen bir biçimde sadece beklemek yerine, kendi içsel deneyimlerini ve doğrulama yöntemlerini kullanarak sınırlarını keşfetmeye çalışması son derece saygıdeğer bir durumdur. Zira önlerine otoriteler tarafından konulan “gerçek”, “sahte”, “doğru” ya da “yanlış” gibi kalın etiketleri hiçbir süzgeçten geçirmeden, sorgusuz sualsiz kabul ederek ömür tüketen insanların gerçekten “kendi hayatını yaşadığı” pek söylenemez.

Meseleye inançlar boyutuyla baktığımızda; köklü dinlerin kutsal metinlerini ve öğretilerini kaynak alarak var olmuş telepati, dua, niyet ve diğer spritüal kavramlara doğrudan “gerçek dışı” damgası vurmak, aslında bu dinlere kalpten inanan dünyadaki milyarlarca insanın tamamen sahte ve temelsiz bir yaşam sürdüğünü iddia etmekle eşdeğer bir yaklaşımdır. Pozitif bilim kurumsal olarak dinlerin metafizik gerçekliğiyle doğrudan ilgilenmiyor olsa da, materyalist bakış açısıyla dolaylı yoldan vardığı keskin sonuç budur. Buna rağmen insanlık tarihi boyunca kitleler dinlere ve ruhsal öğretilere inanmaktan nasıl vazgeçmediyse, aynı güçlü içsel inanç telepati ve zihin gücü fenomenleri için de varlığını sonsuza kadar sürdürecektir. Son tahlilde, ortada laboratuvar düzeyinde mutlak bir kesinlik olmasa bile, her insan kendi zihinsel dünyasında neye inanmak istiyorsa onu seçmekte tamamen özgürdür. Buradaki tek hayati kriter; geri dönüşü olmayan o kıymetli zamanı, kendinizi yıpratıcı büyük beklentiler içine sokmadan, uygulamaktan sadece büyük bir keyif ve huzur aldığınız kişisel birer hobiye dönüştürerek yaşayabilmektir.

Telepati nasıl yapılır?

Telepati deneyimi, zihinsel bir frekans bağı kurmak istediğiniz ya da iç dünyasına sızmayı arzuladığınız o kişiyi düşüncelerinize tamamen mihmandar ederek gerçekleştirilir. Bu uygulama esnasında pürüzsüzce odaklanmak ve zihinde gönderilecek mesaj dışında başka hiçbir yabancı düşünceye yer vermemek hayati bir önem taşır. Şayet niyetiniz karşı tarafın zihnini okumak, yani bir alıcı olmaksa; kendi zihninizi tamamen boşaltıp adeta sessiz bir bekleyişe geçmeniz gerekir:

Kimsenin rahatsız etmeyeceği karanlık ve sessiz bir ortamda konumlanın.

Çalışmayı uyguladığınız esnada en ufak bir dış sesle veya uyaranla odağın dağılması, telepatik iletişimin sağlıklı ve net bir şekilde kurulmasını doğrudan baltalar. Bu alanda zihinsel bir kas hafızası ve gelişim sağlayana kadar, telepati pratiklerini bu tarz izole bir ortamda yürütmek frekans yakalamanızı büyük oranda kolaylaştıracaktır.

Göz ve kulaklarınızı dış dünyaya kapatın.

Günlük hayatta sahip olduğumuz fiziksel duyular, zihnin tek bir noktaya odaklanmasının önündeki en büyük dikkat dağıtıcı unsurlardır. Dışarıdan gelen bu duyusal verilerin aktiflik derecesini ne kadar minimuma indirirseniz, zihinsel odaklanma da o denli zahmetsizce gerçekleşecektir.

Zihninizi tamamen boşaltarak dinginleşin.

Kendi iç seslerini ve darmadağınık düşüncelerini kontrol etmekten aciz bir bireyin, bir başkasının zihinsel mekanizmasına yön vermesi ya da orayı okuması mantıken düşünülemez. Bu yüzden bir telepatın öncelikle kendi zihin nehrini dizginlemeyi öğrenmesi şarttır. Yapacağınız her telepati seansından önce, zihni sakinleştirmek adına 5-10 dakika boyunca kısa bir meditasyon yapabilirsiniz.

Telepatik iletişime geçmek istediğiniz kişiyi hayal edin.

Bu telepatik sinyalin evrende tam olarak kime ulaşacağını net bir biçimde mühürlemek için, zihninizdeki o gereksiz düşünce gürültüsünü iyice azalttığınız o esnada, iletişim kuracağınız kişinin yüz hatlarını ve fiziksel bedenini hafızanızdan çekip çok net bir biçimde gözünüzün önünde canlandırmalısınız.

Göndermek istediğiniz telepatik mesajı tasarlayın.

Zihninizde oluşturacağınız bu mesajın mümkün olduğunca kısa, dolambaçsız ve net ifadeler barındırmasına özen gösterin. Ayrıca bu aktarım esnasında, ilettiğiniz mesaja tam anlamıyla uyum sağlayacak güçlü bir duyguyu da (örneğin derin bir umut, sevgi ya da yoğun bir öfke gibi) eş zamanlı olarak zihninizde üretmek, telepatik dalgaların tesir gücünü tavan yaptıracaktır.

Telepatik mesajı serbest bırakın.

Kafanızın içinde sadece ve sadece o göndereceğiniz net kelimeler kalmışken; bu mesajın, karanlığın tam ortasında canlandırdığınız o hedef kişinin zihnine pürüzsüzce ulaştığını ve onun bilincine mühürlendiğini güçlü bir biçimde hayal edin.

Telepati ile duygu gönderimi

Yürüttüğünüz telepati çalışmasının karşı tarafta çok daha sarsıcı ve etkili bir karşılık bulmasını istiyorsanız, sadece kuru kuruya sözlü mesajlar göndermekle yetinmeyip, o mesajın arkasına yoğun duygular da yüklemelisiniz. Bunu başarabilmek için ise, zihninizde var ettiğiniz o hissin bir dalga halinde karşı tarafa ulaştığını ve onun kalbini kapladığını düşünmeniz tamamen yeterlidir.

Fakat başarılı bir duygu aktarımının en altın kuralı; öncelikle telepatiyi uygulayan kişinin o duyguyu kendi içinde bizzat, en saf haliyle hissetmesi ve ancak ondan sonra karşı tarafa pompalamaya çalışmasıdır. Örneğin, uzaktaki bir insanı mutlu etmek adına ona bir mutluluk frekansı göndermek istiyorsanız; tam telepatik mesajı serbest bıraktığınız o saniyede kendi içinizde de o katıksız mutluluk hissini tüm hücrelerinizde hissetmeli ve mesajı o yüksek frekansla ateşlemelisiniz.

Elbette her insan, sıradan bir günde durduk yere canının istediği her duyguyu aynı yoğunlukta hemen bünyesinde var edebilecek bir oyunculuk yeteneğine sahip olmayabilir; fakat bu durumu çok daha kestirme ve pratik bir yöntemle çözmek mümkündür.

Telepatlar karşı tarafa hangi duyguyu ihraç etmek istiyorlarsa, kendi geçmişlerinde o duyguyu en zirvede, en canlı şekilde yaşadıkları gerçek bir anılarını hafızalarından çağırırlar. O güzel ya da yoğun anı sanki şu an tekrar başlarından geçiyormuş gibi gözlerinin önünde canlandırır, o günkü sesleri kulaklarında yeniden işitir, kendilerini tamamen o ana kaptırarak geçmişin o hissini iliklerine kadar yeniden hissederler. Bu sayede o saf duyguyu bünyelerinde tekrar canlandırmayı başardıkları an, vakit kaybetmeden telepati seansına geçerler. İçlerinde kaynayan bu gerçek duygunun, sözlü mesajların kimyasına karıştığını ve bir bütün halinde hedef kişiye ulaştığını düşünerek duygu gönderimini muazzam bir etkiyle tamamlamış olurlar.

Telepati ile zihin okuma

Telepati yoluyla bir zihindeki düşünceleri okumak, aslında karşı tarafa bir düşünceyi zorla kabul ettirmeye (mesaj göndermeye) kıyasla yapısal olarak çok daha kolaydır. Ancak bu okuma çalışmasından net ve başarılı bir sonuç alabilmek için, uygulayıcının odaklanma seviyesinin ve kendi zihnini tamamen susturabilme (zihin boşaltma) becerisinin çok üst düzeyde olması şarttır.

Bir başkasının zihnini bir kitap gibi okumak için yapmanız gereken tek şey; kendi kafanızın içindeki tüm sesleri tamamen susturmak ve bağ kurduğunuz o kişinin beyninden dökülen düşünceleri duru bir kulakla duymak adına sessizce beklemektir:

  • Tamamen sessiz ve izole bir ortama geçin.
  • Göz kapaklarınızı ve kulaklarınızı dış dünyaya kapatın.
  • Yaklaşık 5-10 dakika boyunca hafif bir meditasyon yaparak aklınızdan geçen o günkü dağınık düşünceleri minimuma indirin.
  • Şimdi zihnini okumayı hedeflediğiniz kişiyi tüm hatlarıyla hayal edin ve zihnen o kişinin beyninin tam içine, düşünce merkezine sızıp zihnine ulaştığınızı canlandırın.
  • Tam bu andan itibaren kendi zihninize, ekranınıza düşen yabancı düşünceler, kelimeler veya imgeler üzerinde asla mantıksal bir akıl yürütme ya da yorumlama yapmadan, adeta pasif bir radyo alıcısı gibi sadece dinlemede kalın.

Zihin okuma pratikleri sayesinde sadece karşı tarafın tam o saniye içinden geçirdiği anlık düşünceleri yakalamakla kalmaz; o kişinin zihninin derinliklerinde yatan herhangi bir insana yönelik gizli fikirlerini ya da geçmişteki bir olayla ilgili sakladığı bir bilgiyi –zaman farkı gözetmeksizin– rahatlıkla öğrenebilirsiniz. Bunu gerçekleştirebilmek için, kişinin zihinsel merkezine sızdığınızı hayal ettikten sonra, bilincinizde öğrenmek istediğiniz o spesifik konuyla ilgili karşı tarafa net bir soru sormanız yeterlidir. Soruyu zihnen fırlattıktan sonra kendi içinizde mutlak bir sessizlikle beklemek, o sorunun cevabını karşı tarafın zihninden kopup gelen bir ses veya imge olarak duymanızı sağlayacaktır.

Resme bakarak telepati yapmak

Bazı insanların zihinsel yapısında, tıp dünyasında Aphantasia (afantazi) olarak adlandırılan ve halk arasında “zihin körlüğü” bilinen çok özel bir durum bulunabilir. Bu yapısal özelliğe sahip olan bireyler gözlerini kapattıklarında zihinlerinde hiçbir nesneyi, yüzü veya görüntüyü canlandıramaz, görsel olarak hayal kuramazlar. İşte bu zihin körlüğüne sahip olanlar ya da kafasında birini etkili bir biçimde canlandırmakta zorluk çeken her insan, telepati çalışmalarını başarıyla yürütebilmek için hedef kişinin somut bir fotoğrafını ya da resmini bir çıpa olarak kullanabilir.

Uygulamayı bir resme bakarak gerçekleştirmek için, o bildiğimiz standart telepati adımlarında bazı ufak tefek stratejik değişiklikler yapılmalıdır:

  • Çalışma için zifiri karanlık bir oda değil, resmi rahatça görebileceğiniz loş ışıklı bir ortam tercih edilmelidir.
  • Gözler asla kapatılmamalı; odaklanmayı kolaylaştırmak adına sadece kulaklar harici bir tıkaçla veya kulaklıkla dış seslere kapatılmalıdır.
  • Masanın üzerine koyduğunuz fotoğraf ya da resimdeki o kişinin tam olarak göz bebeklerinin içine, derinliklerine doğru dik dikkatle bakılmalıdır.
  • Tam bu pürüzsüz bakış esnasında, karşı tarafa iletilmek istenen net mesaj zihinden geçirilmeli ve gözler vasıtasıyla o düşünce dalgalarının resimdeki kişinin bilincine doğrudan aktarıldığı güçlü bir biçimde düşünülmelidir.

Geçmiş veya geleceğe telepati yapmak

Zihinsel enerjiyi belirli bir zaman dilimine mühürleyerek geçmişe ya da geleceğe yönelik telepatik çalışmalar gerçekleştirmek mümkündür.

Geçmiş zamana yönelik yapılacak telepatiler, yaşanan olayların akışını veya tarihin seyrini fiziksel olarak değiştirmez; ancak hedef kişinin bilinçaltı (bilinçdışı) mekanizmaları üzerinde birtakım dönüştürücü etkiler barındırır. Örneğin geçmişte psikolojik bir yıkıma neden olan travmatik bir olay yaşandıysa, bu teknik sayesinde o olayın bugünkü olumsuz psikolojik etkileri büyük oranda bertaraf edilebilir. Geçmişe yönelik yapılan bu tarz çalışmalar hem karşı tarafa zihinsel mesaj göndermek hem de o dönemki zihin sayfalarını okumak amacıyla rahatlıkla kullanılabilir.

Geleceğe yönelik tasarlanan telepatiler ise, o doğru zaman ve an geldiğinde hedef kişinin zihnine tık diye ulaşacak şekilde adeta bir saat gibi programlanır. Bu yöntemle karşı tarafa ileriye dönük güçlü mesajlar iletilebilir; fakat gelecek henüz yaşanmamış ve şekillenmemiş bir zaman dilimi olduğundan, bu aşamada zihin okuma eylemi gerçekleştirilemez.

Geçmişe ya da geleceğe yönelik bir telepati köprüsü kurmak için standart uygulama adımlarında şu stratejik düzenlemeler yapılmalıdır:

  • Telepatik mesaja maruz bırakılacak olan kişi, sinyalin ulaşması arzulanan o hedef zamandaki haliyle hayal edilmelidir (Kişinin o dönem bulunacağı ortam, yaşı ve fiziksel görünüşü geçmişteki ya da gelecekteki tahmini durumuna göre zihinde detaylıca canlandırılır).
  • Gönderilecek olan zihinsel mesajın tam olarak hangi tarihte, hangi saatte ya da hayattaki hangi spesifik olay tetiklendiğinde karşı tarafa ulaştırılacağı zihinden net bir komut olarak geçirilmelidir.
İlginizi Çekebilir;  Manifest Nedir? Manifest Nasıl Yapılır? 777 Anlamı - Kodlar

Eğer niyetiniz geçmiş zamana yönelik sadece bir zihin okuma çalışması yapmaksa, bu durumda ikinci adımı pas geçerek yalnızca ilk maddedeki imgeleme çalışmasını uygulamanız yeterlidir.

Telepati ile rüyaya girmek

Telepatik frekanslar yardımıyla bir insanın uyku dünyasına sızıp, onun bilincine dilediğiniz bir rüya senaryosunu izlettirmeniz mümkündür. Bunu başarıyla gerçekleştirebilmenin en temel kuralı, rüyasına misafir olmak istediğiniz kişinin tam olarak uyku moduna geçtiği, yani uyuduğu bir zaman dilimini seçmektir. Şayet hedef aldığınız kişi o an uyumuyorsa, ilk etapta ona uyku moduna geçmesi için bir frekans gönderebilir ya da bir önceki başlıkta bahsettiğimiz gibi, telepatik mesajın o kişi gece uykuya daldığı sırada devreye girmesi için geleceğe yönelik bir zamanlama tekniği uygulayabilirsiniz.

Telepati sürecinde yapacağınız bazı ufak dokunuşlarla rüyaya girme çalışmasını adım adım şöyle şekillendirebilirsiniz:

  • Telepati uygulayacağınız kişiyi derin bir uykunun kollarındayken hayal edin (Kişinin uyuduğu oda, yatağın şekli ya da üzerindeki gece kıyafetleri gibi detaylara hakimseniz, o ortamı zihninizde ne kadar gerçeğe yakın canlandırırsanız bağ o kadar güçlü olur).
  • Aktarmak istediğiniz sözleri, kelimeleri ya da sinematik görüntüleri barındıran telepatik mesajın, o kişinin beyninin içinde pürüzsüzce bir rüya formuna dönüştüğünü ve kişinin şu an tam olarak sizin tasarladığınız bu rüyayı izlediğini düşünün.
  • Tasarladığınız rüya senaryosu nihayete erdikten sonra, ona artık uyanma vaktinin geldiğini fısıldayan bir telepatik komut iletin ve kişinin gözlerini güne açtığını hayalinizde canlandırın.

İnsan beyni rüyaları çoğunlukla uykunun REM (Hızlı Göz Hareketi) adı verilen o özel evresinde görür ve şayet bu evrenin hemen ardından uyanış gerçekleşmezse görülen rüyalar hafızadan silinir, hatırlanmaz. Tam olarak bu biyolojik sebepten ötürü, çalışmanın en son aşamasında telepati uyguladığınız kişiyi zihnen uyandırmalısınız; aksi takdirde sabaha karşı rüyanızı tamamen unutacaktır.

Telepati ile bir insanı uyutmak

Rüyaya girme pratiklerine başlamadan hemen önce ortamı hazırlamak ya da tamamen farklı kişisel amaçlarla bir insanı uzaktan uyutmak için telepatik telkinlerden yararlanabilirsiniz. Bu zihinsel uyuşmayı tetiklemek adına süreç şu şekilde dizayn edilmelidir:

  • Uyku moduna sokmak istediğiniz kişiyi ilk etapta tamamen uyanık, günlük hayatın içindeyken zihninizde canlandırın.
  • Karşı tarafa doğrudan bilinçaltını hedef alan; “Şu an inanılmaz uykun var, göz kapakların tonlarca ağırlıkta gibi ağırlaşıyor, uykunun o tatlı rehavetine dayanamıyorsun, hemen şimdi derin bir uykuya dalmak istiyorsun” tarzında yoğun telkin cümleleri içeren telepatik mesajlar gönderin.
  • Bu telkinleri zihnen karşı tarafa pompaladığınız o esnada, gönderdiğiniz mesajların doğasına uygun bir biçimde o kişinin yavaş yavaş gözlerinin süzüldüğünü, esnemeye başladığını, koltuğa ya da yatağa uzanarak derin bir uykuya teslim olduğunu adım adım hayalinizde canlandırın.

Her enerjisel çalışmada olduğu gibi, birini uzaktan uyutmak için yapılan telepatinin tesir gücünü maksimuma çıkarmanın yolu yine duygu gönderiminden geçer. Bu çalışmayı yaparken kendi geçmişinizde yaşadığınız, uykusuzluktan bittiğiniz ya da aşırı uykulu olduğunuz o çok ağır bir rehavet anını hatırlayarak o yoğun uyku hissiyatını tüm bünyenizde yeniden canlandırın. Hemen ardından, kendi üzerinizdeki o kurşun gibi ağır uyku hissinin bir dalga halinde hedef kişinin üzerine çöküp onu tamamen sardığını düşünün.

Telepati ile mesaj attırmak

Telepati yoluyla bir insana telefonunu eline aldırıp mesaj attırmak istiyorsanız, çalışmaya başlamadan önce zihninizde şu kritik soruların net birer cevabını bulmalısınız: Tam olarak kime mesaj attırmak istiyorsunuz, o kişiyle aranızdaki mevcut ilişki ve güncel duygu durumu ne alemde ve o insan normal şartlarda size mesaj atmaya zihnen nasıl ikna olur?

Telepati dünyasına henüz yeni adım atmış, acemi sayılabilecek uygulayıcılar, kendi isteklerini insanlara zorla yaptıracak kadar devasa bir zihinsel dayatma gücüne henüz sahip olmadıkları için stratejik hamleler yapmalı ve doğrudan karşı tarafı “ikna etme” frekansı üzerine odaklanmalıdır. Günlük hayatta insanların konuşarak, mantıklı argümanlar sunarak birbirlerini ikna ettikleri gibi; telepati yapacak kişi de göndereceği telepatik dalgalarla karşı tarafın mantığına ve kalbine hitap ederek onu ikna etmelidir.

Karşı tarafın size mesaj atmasını tetiklemek için, “telepati nasıl yapılır” başlığı altında incelediğimiz o temel odaklanma ve meditasyon adımlarını hiçbir değişiklik yapmadan aynen uygulamanız gerekir. Buradaki tek fark, çalışmanın en son aşamasında karşı tarafa fırlatılacak olan telepatik mesajın içeriğinin son derece doğru, ikna edici ve amaca uygun bir biçimde inşa edilerek gönderilmesidir.

Bir fikir vermesi adına; aralarında geçmişten gelen büyük bir kırgınlık, sessizlik veya mesafe bulunan eski bir partnerin yeniden iletişime geçmesini sağlamak amacıyla uygulanabilecek duygu yüklü ve ikna kabiliyeti yüksek örnek bir telepatik mesaj oluşturalım:

“Bana karşı içten içe hala kırgın veya öfkeli olduğunu biliyorum; ama aslında beni durduk yere üzmek istemediğinin de farkındayım. Geçmişte birbirimizi çok yanlış anlamış olsak da, bir araya gelip medenice konuşarak her düğümü çözebiliriz. Kalbindeki o güzel günleri, aşkımızı hatırla ve şimdi bana bir mesaj at.”

Bir telepat olarak siz, yukarıda paylaştığımız bu şablon örneği kendi benzersiz durumunuza, yaşanmışlıklarınıza göre yeniden revize etmeli ve bu kelimeleri zihnen karşı tarafa fırlatırken, konunun ruhuna tam uyum sağlayacak yoğun bir sevgi, özlem ya da pişmanlık duygusunu da mesajın arkasına bir yakıt gibi eklemelisiniz.

Telepati ile aşık etmek

Telepatik frekanslar aracılığıyla birinin kalbinde size karşı aşk kıvılcımları çaktırmak; kendinizi öven pozitif telkin sözlerini, zihninizdeki en büyüleyici ve güzel halinizin görsel imgesini ve saf aşk duygusunu bir paket halinde karşı tarafa göndermeyi gerektirir. Ancak bu çalışma, tek seferde olup bitecek bir mucize değil, her gün hiç aksatılmadan düzenli olarak tekrarlanması gereken uzun soluklu bir disiplindir. Çünkü gerçek hayatta da aşık olmak, zamana yayılan ve süreklilik isteyen duygusal bir süreçtir.

İnsanlar doğaları gereği günlük hayatlarında düzenli olarak gördükleri, sıkça iletişimde bulundukları ve bir şekilde zihinlerini sürekli meşgul eden (düşündükleri) kişilere karşı zamanla aşk beslemeye başlarlar. Bir insanı sürekli düşünmek ve onu hayal etmek, bilinçaltında o kişiye karşı yoğun bir çekim alanı yaratır. İşte telepati yoluyla birini kendinize aşık etmeye çalışıyorsanız, eğer her gün en az 3-5 defa o sevdiğiniz kişinin aklına durduk yere kendi görüntünüzü veya adınızı düşürmeyi başarabilirseniz, aşık etme çalışmanız çok büyük bir oranda başarıyla noktalanacaktır.

Klasik telepati metodunu uygularken, zihnen karşı tarafa fısıldayacağınız söz kalıplarını, sanki o kişinin kendi iç sesiymiş, kendi doğal düşüncesiymiş gibi bir üslupla iletmeniz hayati bir püf noktasıdır.

Bu çalışmada frekans olarak kullanabileceğiniz örnek bir telepatik mesaj içeriği:

“O hayatımdaki diğer insanlardan çok daha farklı, inanılmaz zeki ve derin birisi. Hem çok karizmatik hem de beni neşelendirmeyi çok iyi biliyor… Tüm vaktimi, günlerimi sadece onunla yan yana geçirmek istiyorum. Çok iyi biliyorum ki onunla bir ömrü paylaşırsam gerçekten çok mutlu olurum. Sanırım o bana körkütük aşık ve galiba ben de ona karşı içimde harika şeyler hissetmeye, aşık olmaya başlıyorum.”

Telepati ile eski sevgiliyi geri döndürmek

Telepatik yöntemlerle ayrıldığınız eski sevgilinizin size geri dönmesini sağlamak, ancak mevcut durumun çok sıkı ve objektif bir analizi yapıldıktan sonra hayata geçirilmesi gereken profesyonel bir aktivitedir. Göndereceğiniz telepatik mesajların karşı tarafın duvarlarını yıkabilmesi için; o ilişkinin tam olarak hangi sebepten ötürü bittiğini, şu an tekrar bir araya gelmenizin önündeki asıl büyük engelleri, eski sevgilinizin iç dünyasında barındırdığı güncel kaygıları ve size karşı beslediği net düşünceleri en ince ayrıntısına kadar bilmeniz gerekir.

Durumu zihninizde somutlaştırmak adına, bu ayrılık senaryosunda telepatiyi uygulayan tarafın (yani sizin) hatalı ve suçlu olduğu bir veri tablosu oluşturalım:

İlişkinin Analiz MaddeleriMevcut Durum Detayları
İlişkinin Bitme NedeniGüvenin sarsılması / Sadakatsizlik
Geri Dönüşün Önündeki EngellerKişinin dürtüsel zaafları ve bencilce davranışları
Eski Sevgilinin İçsel KaygılarıGelecekte aynı acıyı ve aldatılma durumunu tekrar yaşama korkusu
Eski Sevgilinin Güncel Düşünceleri“Bir kez yapan her zaman yapar, tüm güvenimi suistimal etti, artık kimseye inanmayacağım, onun yüzünü bile görmek istemiyorum.”

Siz de yukarıdaki bu analitik tabloyu baz alarak, kendi geçmiş ilişkinizin gerçek durum tespitini dürüstçe yapmalısınız. Ayrılık analizini tamamladıktan sonra, karşı tarafın o katı düşünce kalıplarını kırmaya ve onu ikna etmeye yönelik en doğru, en can alıcı kelimeleri seçerek; sanki o eski sevgilinizin kendi içsel muhasebesiymiş gibi bir telepatik mesaj içeriği inşa etmelisiniz:

“Hayatta her insan büyük ya da küçük hatalar yapabilir. Asıl önemli olan, düşülen o hatanın büyüklüğünü fark edip bir daha asla tekrarlamamak ve elindeki o gerçek sevginin değerini bilmektir. Bizler insanız; bazen yanlış yollara saparak doğrunun ne olduğunu öğreniriz. Ateşte eli bir kez feci şekilde yanan bir insan, o acıyı unutmaz ve elini bir daha asla o ateşe uzatmaz. O da bu hatanın ne kadar acı verici ve pişmanlık dolu olduğunu yaşayarak anladı, artık tekrarını aklından bile geçirmeyecektir. Üstelik beni gerçekten tüm kalbiyle sevdiğini çok iyi biliyorum, çünkü ben de onu hala çok seviyorum. Ona temiz bir şans daha vermeli ve ait olduğum o sıcak kalbe, yuvama geri dönmeliyim.”

Oluşturduğunuz bu güçlü mesajı öncelikle beyaz bir kağıda elle yazın ve zihninize iyice kazıyarak ezberleyin. Sessiz odanızda telepati seansını uygularken, ruhunuzda hissettiğiniz o samimi pişmanlık ve vicdan azabı duygusunu da bu ezberlediğiniz mesajın arkasına ekleyerek karşı tarafa güçlü bir dalga halinde gönderin.

Telepati ile hayvanlarla iletişim kurmak

Zihin gücüyle hayvan dostlarımızla iletişim kurmak, insani kelimelerden ziyade tamamen saf görüntüler (imgelemeler) ve yoğun duygu transferleri ağırlıklı telepatik mesajlar göndermeyi gerektirir.

Hayvanlar kendi içlerinde düşünebilen, hissedebilen son derece gelişmiş varlıklar olsalar da, özel bir laboratuvar eğitiminden geçmedikleri sürece insanların kurguladığı dil kurallarını ve kelimeleri kelimesi kelimesine anlamazlar. Bu yüzden telepati esnasında zihninizden Türkçe kelimeler veya cümleler kurarak konuşmaya çalışmak hayvanlar üzerinde hiçbir işe yaramayacaktır; yani sözlü mesaj kullanmanın bu alanda hiçbir karşılığı yoktur.

Örnek vermek gerekirse; sokakta ya da evinizde yaralanmış, canı yanan veya bir şeylerden aşırı derecede korkmuş ürkek bir hayvanı uzaktan sakinleştirmek için şu özel telepati çalışmasını uygulayabilirsiniz:

  • Kendi geçmişinizde, hayatınızda mutlak bir güven ve koruma hissini en tepe noktada yaşadığınız çok özel bir anınızı hatırlayarak o “güven” duygusunu tüm hücrelerinizde yeniden hissedin (Örneğin; çocukken kalabalık bir yerde anlık olarak kaybolduktan sonra, ağlarken bir anda ailenizi bulduğunuz ve onlara sarıldığınız o muazzam rahatlama ve güven anı olabilir).
  • Gözlerinizi usulca kapatın ve karşınızda duran o ürkmüş hayvanı tüm hatlarıyla zihninizde pürüzsüzce canlandırın.
  • Kendi içinizde tavan yaptıran o saf güven ve huzur duygusunun, bedeninizden dışarıya doğru yemyeşil, sıcacık bir duman tabakası şeklinde salındığını, giderek o hayvanın tüm etrafını şefkatle sardığını ve gözeneklerinden içeri sızarak bedenine girdiğini hayal edin.
  • Hayvanın zihin dünyasına, bilincine usulca sızdığınızı düşünün ve onun zihinsel ekranında; doğada ailesiyle/arkadaşlarıyla neşeyle oyunlar oynadığı ya da size gelip sevgiyle sarıldığı, güvende olduğu huzurlu anların canlı görüntülerini var edin. Hayvan bu yoğun huzur görüntüsünü ve yeşil enerji frekansını aldıkça sakinleşecektir.

Telepati teknikleri

Zihinsel iletişim esnasında tam olarak nasıl bir strateji izleyeceğinizi, enerjiyi nasıl yönlendireceğinizi gösteren rehber yol haritalarına telepati teknikleri adı verilir. Bu yöntemler; odaklanma biçimleri, imgeleme detayları, mesajın karşı tarafa fırlatılma şekli ve hedef zihinde yaratacağı etki biçimine göre kendi içlerinde farklılıklar barındırabilir.

Her uygulayıcı, kendi zihinsel yapısına ve keyfine göre yepyeni bir yöntem tasarlayabileceği gibi, tek bir çalışmaya takılıp sıkılmamak adına birden fazla teknikten oluşan zengin bir antrenman programı da belirleyebilir. Kendi özgün metodunuzu geliştirmeden önce, aşağıda detaylandırılan dört farklı popüler tekniği inceleyerek ilham alabilirsiniz:

Genel durumlar için kullanılabilecek en temel telepati tekniği:

  • Gözlerinizi kapatıp derinleştikten sonra, tam iki kaşınızın ortasından (üçüncü göz bölgesinden) dışarıya doğru parlak ve kesintisiz bir ışık hüzmesinin fırladığını hayal edin.
  • Gönderdiğiniz bu güçlü ışık hattının, telepati uygulayacağınız kişinin tam iki kaşının ortasından içeri sızarak beynine yerleştiğini ve zihin merkezine ulaştığını canlandırın.
  • Karşı tarafa iletmek istediğiniz telepatik mesajları, zihninizde somut bir şekle veya forma sahipmiş gibi (örneğin renkli bir duman ya da parlayan harfler gibi) imgeleyin.
  • Bu şekil alan mesajların, az önce kurduğunuz o ışık tünelinin içinden kayarak pürüzsüzce ilerlediğini ve hedef kişinin zihnine tık diye giriş yaptığını düşünün.

Rüyaya girmek için uygulanabilecek özel telepati tekniği:

  • Zihnen derin bir odaklanma sağlayarak, rüyasına misafir olmak istediğiniz kişinin bilincine, beyninin tam içine sızdığınızı hayal edin.
  • O zihinsel karanlığın tam ortasında dururken, üzerinde büyük harflerle “RÜYA” yazan gizemli bir kapı olduğunu zihninizde var edin.
  • O kapının kolunu tutup usulca içeri girin ve o andan itibaren karşı tarafa izlettirmek, gördürmek istediğiniz tüm rüya senaryosunu o odanın içinde bir film gibi canlıca oynatıp canlandırın.
İlginizi Çekebilir;  Altıncı His Nedir? Altıncı His Nasıl Geliştirilir? Gerçek mi?

Zihin okuma pratiklerinde kullanılabilecek kütüphane tekniği:

  • Zihinsel bağ kurmak istediğiniz hedef kişinin bilincine ve akıl odasına pürüzsüzce giriş yaptığınızı imgeleyin.
  • O kişinin iç dünyasında; yaşanmış her bir olayın, anının ve hayatına giren tüm insanların isimlerinin kalın ciltli kitaplar halinde dizildiği devasa, sessiz bir kütüphane hayal edin.
  • Karşı tarafın tam olarak hangi konuya, olaya ya da hangi insana yönelik gizli düşüncelerini, fikirlerini öğrenmek istiyorsanız rafların arasından o ismi taşıyan kitabı çekip elinize alın.
  • Cevabını deli gibi merak ettiğiniz o can alıcı soruyu zihnen kütüphanenin boşluğuna doğru fısıldayarak kitabın kapağını açın.
  • Sadece birkaç saniyelik mutlak bir sessizliğin ardından, o açtığınız sayfalarda beliren yazıları okuduğunuzu ya da o bilgilerin kendi zihninize birer duru düşünce dalgası halinde pürüzsüzce dökülmeye başladığını hissedin.

Sahne ve mikrofon tekniği:

  • Telepatik köprü kurmayı hedeflediğiniz kişinin beyninin içine, algı merkezine zihnen giriş yaptığınızı hayal edin.
  • Zihninizdeki o sonsuz karanlığın tam ortasında, spot ışıklarıyla aydınlatılmış yalnız bir sahne ve sahnenin merkezinde duran profesyonel bir mikrofon imgeleyin.
  • Bu sahnenin hemen alt tabanında, iletişim kurduğunuz o kişinin canlı beyninin durduğunu ve mikrofonun altından çıkan kalın kablonun yüzlerce minik kılcal parçaya bölünerek o beynin tüm loblarına, en ücra düşünce merkezlerine sıkı sıkıya bağlandığını düşünün.
  • Şimdi sahneye çıkıp mikrofonu elinize alın; karşınızdaki insanın bu mikrofona söyleyeceğiniz her bir kelimeyi, her bir emri hiçbir süzgeçten geçirmeden, koşulsuz şartsız bir emir telakki edip yerine getireceğinden adınız gibi emin olarak telepatik mesajlarınızı mikrofona doğru netçe fısıldayın.

Telepati yapılması nasıl engellenir?

Dışarıdan birilerinin size doğru zihinsel frekanslar fırlatmasını, yani bir bakıma size telepati yapmasını tamamen engellemek teorik olarak mümkün değildir. Çünkü her insan, gün içinde tamamen istemsizce ve farkında olmadan bile bir başkasını düşünerek ona telepatik dalgalar gönderebilir; fakat birinin size telepati yapıyor olması, sizin o mesajı teslim alıp onunla kesin olarak bir iletişim bağı kuracağınız anlamına gelmez.

Bu durumu somut bir örnekle açıklayalım: Sokakta yürürken bir insanın avazı çıktığı kadar konuşmasını ya da size bağırmasını fiziksel olarak engelleyemezsiniz. Ancak onun ne söylediğini işitmek istemiyorsanız yapacağınız tek şey ellerinizle kulaklarınızı sıkıca kapatmaktır. O insanın konuşma eylemi dışarıda devam eder; fakat siz o sesleri duymadığınız için aranızda hiçbir şekilde bir iletişim gerçekleşmemiş olur. Telepati de tamamen bu mantıkla işleyen bir iletişim yöntemidir; çünkü bağın kurulmasını sağlayan asıl ana unsur telepatın mesajı fırlatması değil, hedef seçilen kişinin o mesajı kendi zihninin içine kabul edip almasıdır.

Kendi zihinsel sisteminizde bir nevi “Rahatsız Etmeyin” modunu aktif hale getirmek, dışarıdan gelen tüm telepatik mesajların bir filtreye takılarak bilincinize ulaşmadan imha edilmesini sağlar. Gerçek hayatta bazı insanlar vardır ki, etraflarındaki diğer insanların ne düşündüğüne zerre değer vermezler, kimseye onaylanma ihtiyacıyla soru sormazlar ve asla başkalarının yönlendirmelerine göre yaşamazlar. İşte bu karakter yapısındaki insanlar, adeta sihirli iksir kazanına düşmüş meşhur Oburiks gibidirler; dışarıdan gelen hiçbir telepatik dayatmadan veya görünmez frekanstan asla etkilenmezler, adeta zihinsel bir zırhla gezerler.

Kısacası, telepatik saldırılardan veya yönlendirmelerden korunmak için günlük hayatınızda insanların sizin hakkınızdaki düşüncelerine çok daha az değer vermek ve kendi içinizde merkezlenmek çoğu zaman fazlasıyla yeterli bir kalkandır. Eğer birinin size aktif olarak yoğun bir telepati uyguladığından kesin olarak şüpheleniyorsanız, ekstra pratik bir korunma yöntemi olarak; tam o an zihninizde çok hızlı bir biçimde birbiriyle tamamen alakasız, absürt ve darmadağınık şeyler düşünmeye başlayın (Örneğin; kuantum fiziği, bir yemek tarifi, eski bir çizgi film müziği ve matematik formülleri gibi). Zihni bu şekilde aniden darmadağın etmek, dışarıdan sızmaya çalışan telepatik dalgaların frekansını bozacak ve etkisini minimuma indirerek kapı dışarı edecektir.

Telepati nasıl geliştirilir?

İçinizdeki telepatik potansiyeli uyandırmak ve bu gücü profesyonel bir seviyeye taşımak, birbiriyle iç içe geçmiş 3 temel sacayağından oluşur: imajinasyon, kesintisiz odaklanma ve durmaksızın yapılacak pratikler.

İmajinasyon (Gelişmiş Hayal Gücü)

İmajinasyon; bilinen beş fiziksel duyunun (görme, işitme, dokunma, koku ve tat alma) dış dünyadan tamamen bağımsız olarak, sadece hayal aleminde en canlı haliyle yeniden inşa edilip geliştirilmesidir. Örneğin görme duyusunu bu alanda keskinleştirmek istiyorsanız; o an tam karşınızda durmayan somut bir nesneyi, gözlerinizi kapattığınızda sanki gerçekten fiziken oradaymış ve ona bakıyormuşsunuz gibi tüm detaylarıyla zihninizde netçe görmeye çalışmalısınız. Sadece kuru bir görüntüyle de yetinmemeli; o hayal ettiğiniz nesnenin kokusunu burnunuza getirmeli, dokusunun sertliğini parmaklarınızda hissetmeli ve çıkardığı sesleri kulağınızda duymalısınız. Bu beş duyu simülasyonunu her gün düzenli olarak egzersiz etmek, imajinasyon kaslarınızı inanılmaz derecede parlatacaktır.

Odaklanma (Konsantrasyon)

Odaklanma yeteneği; o an meşgul olduğunuz tek bir zihinsel eylem dışında, aklınıza gelebilecek diğer tüm dünya telaşlarını, alakasız düşünceleri ve iç sesleri tamamen susturabilme becerisidir. Karşı tarafın duvarlarını aşacak kadar güçlü ve tesirli telepatik dalgalar fırlatabilmenin yegane sırrı, bu odaklanma yeteneğinin üst düzeyde gelişmiş olmasında saklıdır. Her gün düzenli olarak sakin meditasyonlar yapmak ya da gün içinde belirli bir süreyi (örneğin 5 dakikayı) duvardaki sabit siyah bir noktaya gözleri kırpmadan bakarak geçirmek, konsantrasyon becerinizi muazzam bir seviyeye ulaştırır.

Pratik (Disiplinli Uygulama)

Pratik aşaması, telepatiyi geliştirme zincirinin şüphesiz en kritik, en hayati halkasıdır. Hayatta yeni bir beceriyi ya da sanatı öğrenmenin tek gerçek yolu, bıkmadan usanmadan onu düzenli olarak tekrar etmektir. Her gün hiç aksatılmadan yapılacak küçük telepati pratikleri, zaman içerisinde size usta bir telepat olmanın kapılarını ardına kadar aralayacaktır. Günlük hayatınızda dışarıda, otobüste ya da kafede çevrenizde gördüğünüz tamamen yabancı insanlar üzerinde; önemli ya da önemsiz her konuda (Örneğin: “Şimdi arkana dön”, “Telefonuna bak”, “Esnemeye başla” gibi) ufak tefek telepatik denemeler yapmak, gelişim hızınızı muazzam bir ivmeyle katlayacaktır.

Sıkça sorulan sorular

Telepati dünyasıyla ilgili kafaları kurcalayan en temel soruları bir araya getirdik ve en çok merak edilen noktaları tek tek aydınlattık. Eğer senin de burada cevabını bulamadığın apayrı bir sorun olursa, bize yorum bırakarak en kısa sürede yanıtını öğrenebilirsin:

Birinin bana telepati yaptığını nasıl anlarım?

Dışarıdan birinin sizin zihninize sızmaya çalıştığını ya da size telepatik bir frekans gönderdiğini fark edebilmek için, kendi fiziksel bedeninizin ve zihninizde aniden beliren düşüncelerin tam anlamıyla farkında olmalısınız. Yoğun bir telepatik dalgaya maruz kalan insanların genellikle deneyimlediği başlıca durumlar şunlardır:

-Kafanızın içinde bir anda beliren ve önüne geçemediğiniz, ardı arkası kesilmeyen yabancı düşünceler,
-Ortada hiçbir mantıklı sebep yokken aniden yaşanan keskin duygu değişimleri,
-Eylemi tamamladıktan sonra “Ben bunu neden ve nasıl yaptım?” diye kendinizi sorguladığınız bilinçsiz davranışlar,
-Herhangi bir tıbbi veya somut sağlık sorununuz yokken aniden baş gösteren gizemli baş ağrılarıdır.

Farkında olmadan telepati yapılabilir mi?

Kesinlikle evet. İnsanlar günlük hayatın akışı içinde tamamen istemsizce ve farkında olmadan da telepati yapabilirler. Aslına bakarsanız, her an herkes bir başkasını yoğun bir şekilde düşünerek farkında olmadan ona zihinsel sinyaller göndermeye çalışmaktadır. Ancak bu bilinçsiz denemeler, doğru teknikler kullanılmadan ve rastgele yapıldığı için çoğu zaman tek taraflı bir düşünce kırıntısı olarak kalır ve gerçek bir iletişime dönüşemez.

Bu durumu, kulaklığını takmış ve son ses müzik dinleyen bir insana uzaktan bir şeyler anlatmaya çalışmaya benzetebiliriz; karşıdaki kişi sizi duymadığı için aranızda hiçbir şekilde iletişim gerçekleşmeyecektir. Farkında olmadan yapılan amatör telepatiler de tıpkı bu örnekteki gibi yanlış bir aktarım yöntemine sahip olduğundan, genellikle hedef zihne ulaşamadan sonuçsuz kalır.

Telepatinin başarılı olduğunu nasıl anlarım?

Telepati seansı esnasında, günlük normal zaman dilimlerine kıyasla kendi içinizde veya etrafınızda ruhsal/fiziksel herhangi bir farklılık, bir enerji yoğunluğu hissediyorsanız, o zihinsel köprü kurulmuş ve telepati başarıyla gerçekleştirilmiş demektir.

Şunu asla unutmamak gerekir: Telepati özünde sadece bir iletişim kanalıdır. Karşı tarafla telepatik bir bağ kurmuş olmanız, ona ilettiğiniz her şeyi kesin olarak yaptırabileceğiniz anlamına gelmez. Telepatiye maruz kalan kişi, zihnine düşen o fikri hayata geçirip geçirmeme konusunda kendi özgür iradesiyle karar verme hakkına her zaman sahiptir.

Telepatiyi herkes yapabilir mi?

Evet, istisnasız her insan telepati yapabilme potansiyeline sahiptir. Bu doğuştan gelen zihinsel yetenek konusunda insanlar arasında hiçbir sınırlama, barikat ya da özel bir ayrım bulunmamaktadır.

Telepati kimler arasında gerçekleştirilir?

Telepatik bağ kurabilme yetisi yalnızca insan türüyle sınırlı bir durum değildir; evrendeki tüm canlı organizmalar (insanlar, hayvanlar ve bitkiler) arasında pürüzsüzce gerçekleşebilen evrensel bir iletişim tekniğidir.

Telepati ne zaman ve hangi saatlerde yapılmalıdır?

Telepati çalışmalarını günün hangi zaman diliminde uygulayacağınız konusu, tamamen o çalışmadaki asıl amacınıza göre değişiklik gösterebilir. Eğer niyetiniz telepati yoluyla birinin rüyasına misafir olmaksa, hedef kişinin kesin olarak uyku moduna geçtiği ve uyuduğu bir zaman dilimini tercih etmelisiniz. Bunun dışındaki tüm olağan durumlar ve mesaj gönderme pratikleri için ise, kişinin uyanık olduğu ve günlük hayatına devam ettiği saatleri seçmelisiniz.

Genel hatlarıyla bakıldığında telepati yapmanın astrolojik ya da mistik olarak belirlenmiş özel bir saati yoktur. Seçtiğiniz saatin kendisi çalışmayı doğrudan sabote etmese de; sabah uykudan hemen uyandıktan sonra zihin çok daha berrak, duru ve dış dünyayla kirlenmemiş olacağından, bu saatlerde yapılan telepatik egzersizler her zaman çok daha verimli ve yüksek performanslı geçmektedir.

Telepati ne kadar sürede gerçekleşir?

Zihinsel mesajların kendi beyninizden fırlatılıp karşı tarafa gönderilmesi ya da bir başkasının zihnini okurken o bilgiyi teslim almanız anlık olarak, yani mikrosaniyeler içinde gerçekleşir. Ancak telepati uyguladığınız kişinin o zihne düşen mesaja fiziksel bir tepki verme, telefonuna sarılma ya da o doğrultuda hareket etme süresi birkaç dakikayı bulabilir.

Telepati yaparken baş ağrısı neden olur?

Daha önce hayatınızda hiç bilinçli, aktif ve düzenli olarak kullanmadığınız gizemli bir zihinsel beceriyi aniden yoğun bir odaklanmayla çalıştırmaya zorlamak, o beceriyle doğrudan bağlantılı olan organda (yani beyninizde) doğal bir baskı ve ağrıya yol açacaktır. Dolayısıyla telepati yaparken hafif bir baş ağrısının oluşması, aslında zihinsel enerjiyi doğru yönlendirebildiğinizin ve çalışmanın aktifleştiğinin somut bir kanıtıdır.

Bir diğer neden ise, kişinin çalışmaya odaklanmaya çalışırken farkında olmadan kendi fiziksel bedenini, boyun ve yüz kaslarını aşırı derecede kasmasıdır; bu fiziki gerilim de baş ağrısını tetikleyebilir.

Her iki senaryoda da, telepati çalışması tamamen noktalandıktan kısa bir süre sonra bu ağrının kendiliğinden geçip gitmesi gerekir.
Şayet çalışma bittiği halde 15 dakikadan çok daha uzun süren, kronikleşen ağrılar yaşıyorsanız, bunun telepatiyle hiçbir ilgisi yoktur ve en kısa sürede uzman bir doktor kontrolünden geçmeniz gerekir.

Telepati yaparken müzik dinlenir mi?

Eğer dinlediğiniz müzik sizin içsel imajinasyon (canlandırma) yeteneğinizi baltalamıyor ve tek bir noktaya kilitlenmenizi (odaklanmanızı) engellemiyorsa, telepati esnasında arka planda müzik dinlemenizde hiçbir sakınca yoktur.

Telepati ritüel midir?

Ritüel kavramı, kelime anlamı olarak belirli kurallar çerçevesinde ve düzenli periyotlarla tekrarlanan her türlü aktiviteye verilen bir isimdir. Eğer siz telepati çalışmalarını hayatınızda belirli bir disiplin ve düzen içinde sürekli tekrar ediyorsanız bu eylem bir ritüele dönüşür; aksi halde tek tük yapılan denemeler ritüel sınıflandırmasına dahil edilmez.

Sürekli birini düşünmek telepati yapıldığını mı gösterir?

Bu sorunun cevabı duruma göre hem evet hem de hayırdır.

Bir insanı gün boyu durmaksızın düşünmeniz, o kişinin size kesin olarak telepati yaptığı anlamına gelmez. Farkında olmasanız bile gün içinde o kişiyi aklınıza getirecek gizli bir tetikleyiciye (eski bir kokuya, benzer bir isme ya da ortak bir şarkıya) maruz kalmış olabilirsiniz.

Buna karşın, daha önce “telepati ile aşık etme” başlığı altında da detaylıca incelediğimiz üzere; aklınızda hiç yokken birini saplantılı bir biçimde sürekli düşünmeye başlamanızın ardındaki asıl gizli sebep, o kişinin size yönelik yürüttüğü aktif bir telepati çalışması da olabilir.

Bu konuda ikilemde kalmamak ve içinizdeki şüpheyi tamamen ortadan kaldırmak adına, sitemizde yer alan “telepatiden korunma” egzersizlerini uygulayarak zihninize dışarıdan gelen o düşünceleri tarafsızca gözlemleyebilir ve net bir cevaba ulaşabilirsiniz.

Rüyada sürekli aynı kişiyi görmek telepati ile mi ilgilidir?

Bu durum, o kişinin sizin uykunuza sızmak adına “telepati ile rüyaya girme” tekniğini üzerinizde aktif olarak denemesinden kaynaklanabileceği gibi, tamamen kendi bilinçaltınızın (bilinçdışınızın) o kişiye karşı ürettiği bastırılmış duygularla da alakalı olabilir. İşin aslını net olarak çözebilmek için yine telepatiden korunma yöntemlerini hayatınıza dahil ederek zihinsel bir test uygulamanız en doğru sonucu verecektir.

Telepatik rüyalar ne anlama gelir?

Telepatik rüyalar; siz gece derin bir uykunun kollarındayken dışarıdan bir telepatın gönderdiği zihinsel mesajlara maruz kalmanız ya da tam tersi, uyku esnasında sizin dışarıya telepatik dalgalar fırlatmanız sonucunda ortaya çıkan çok net uykulardır.

Bu tarz telepatik rüyalar, sabaha karşı uyanıp saatlerce sembolik yorumlar yapmayı gerektirecek kadar karmaşık, üstü kapalı ya da gizemli bir niyete sahip değillerdir. Görülen o rüyadaki net mesaj neyse, gelecekte aynen o şekilde gerçeğe dönüşür ya da karşı tarafın bunu sizden gerçekleştirmeyi istediğini gösterir. Bunun ötesinde mistik, astrolojik veya kehanet dolu apayrı bir anlam aramaya gerek yoktur.

Yorum yapın