Tarık’ın Tiradı

(Tank, Tuleytula sarayında kendi kendine:)

-Endülüs hükümdarlarının hazineleri içindesin Tarık! Sen, nereden gelip ne­rede durmuşsun. Yarın sana bir fâtih diyecekler. Bununla beraber sen bir kulübe­den çıktın, bir saray hazinesinden, bir mezara gireceksin.

Şu gözünün önünde parıl parıl yanan şeyler nedir? Birtakım hükümdârân-ı mazinin tersine dönmüş taçlan! O kralları teşhis eden taçlar, senin pençende… İktidarının kemâline yirmi beş belge, yirmi beş şahit…

Bununla beraber ey serdâr-ı galip sen yalnız bir türbedârsın! Bu taçların sahip­leri olan hükümdarlara benzeme. Onlar gaafil ve mağrur imişler. Zülcelâl’in kud­retini, beşerin aczini, zamanın inkılâbını düşünmemişler. Sen onların saray-ı sal­tanatına girdin, hazîne-i servetine malik oldun, define-i esrarını keşfettin! Rodrik sana onların istikbâlini gösterdi, sen de âleme Rodrik’in âtisini tasvir ediyorsun!

İşte koca bir milletin âlem-i istiklâli ayağının altında yuvarlanıp duruyor. İşte dâhilinde cereyan eden ikbâl nehrine bir başka mecra açıldı, bu da mahza, senin getirdiğin inkılâb ile açıldı. Bununla beraber sen hiçbir şey değilsin bin Ziyad, sen mücerret hiçsin!

Ne olur Rabbim, bana biraz gurur gelse, gurur ile çıksam çıksam da, sonra bir­denbire düşüp ne kadar âciz, ne kadar iktidarsız bir mahlûk olduğumu bir kere daha öğrensem! Oku, bin Ziyad, oku! Şu taçların herbiri bir bahtsız hükümdarın sergüzeştidir… Oku, İbn-i Nusayr’in kölesi!

(Abdülhak Hâmit Tarhan, Tarık)

Sosyal Medyada Paylaş Facebook Twitter Google+

Etiketler: ,
Eklenme Tarihi: 16 Mart 2017

Konu hakkında yorumunuzu yazın