Yol

Hidra – Yol

Verse 1
Bu semte yağmur ol bugün ve güneşi bir daha getirme.
Bana sevdiğin adamı değil, gülüşlerini betimle.
Bu lanet olası masalı istemezdim, böyle bitirmek.
Var etmekten daha da zordu, dev bir aşkı yitirmek.

Tam ne istediğimi anlatırken, susma sırası bana mı geçti
Kara bi leşti gölgen her gün, delip geçti yaramı deşti.
Patikadan bi saraya geçti, hangi yürek parayı seçti?
Sen gülüp de uyurken ben, her gün akla karayı seçtim.

Her günah bi uyku, bundan dolayıdır ki uyanamam.
Ses tellerim kopsa dahi, eminim ki duyar anam.
Bu yana bak, ölebilirsin şarkılarımı duyamadan.
Oysa elini sıkıca tutmak, inanmaktı bu yalana.

Benim yüzümü arama, hiç bir terkedilme sahnesinde.
Ölümsüzlük anneannemin, ahşap kokan rahlesinde.
Görenler bana saf desin de, bilmiyorlar hiç bir şeyi.
Sen olmadığın halde yüzünü, karalamıştım kaç resimde?

Nakarat
Yok bu adam neyi anlatıyor?
Ah yürüdüm kalmadı yol.
Ve benimle de yanmadı o.
Anladım anlamı yok.

Bu adam neyi anlatıyor?
Ve hayat yine tam yarı yol.
Onu tek bu adam tanıyor.
Ben anladım anlamı yok.

Verse 2
Hayatın kervan saraylarına, yaslanan bir konuktum.
Ölümü çok büyüttün, altı üstü tek bir soluktu.
Dinliyordun ne anlatsam, sesimse hep boğuktu.
Bilmiyordun sen varken de, ellerim hep soğuktu.

Kalem benim yokluklarıma, bulamaz asla bi şahit.
Ben karanlık biriyim, benden uzaklaş ve ışığa git.
Bu yalnızlık ölüm değil, lakin ölümün eş hali.
Hiç bir ismin ahengiyle, kıyaslama bu beş harfi.

Yatağım sigara koktuğundan, uykularda zorlaşıyor.
Serçe tüyünü hasret adam, dizlerinde yol taşıyor.
Yol taşıyor denizlerden, akşam üstü şiirlerini.
Yazıp yazıp yürüyor adam ve halen bi yoldaşı yok.

Odamın perdelerini söktüm, yine de güneş doğmuyor.
Zaten artık karanlık bu, garip ruhu boğmuyor.
Eylül ayı bu dokuz köyün, tek birinde doğru yok.
Küçümsediğin kalem benle, bi şaheser doğuruyor.

Sosyal Medyada Paylaş Facebook Twitter Google+

Etiketler: ,
Eklenme Tarihi: 8 Mayıs 2014

Konu hakkında yorumunuzu yazın