Ölüme İnat

Hidra – Ölüme İnat

Yazarken sema karanlık, ruhum için sabah yok.
El kalemde mumları yak, eski kadehe şarap koy.
Ankara’da deniz, bende uçmak için kanat yok.
Hiçbir şiirin içinde, bu ruhum gibi sanat yok.

Ölüme inat yazıyorum, bu sayfa kalbe huduttur.
En güzel hikayedeydik, insanlığını unuttun.
Tenimi kuruttun, bu şehirde tek buluttun.
Üzülme bazen ölmek bile, insan için umuttur.

Kahve bardağından yüzüme doğru vuran sıcaklık.
Yaz gününde kaldı aşk ve mevsimimiz kış artık.
Ruh halim bozuk plakta, dönüp duran bi’ şarkı.
Biz bir hayal kurar, onun da birden içine sıçardık.

Mastar eklerinde kaldı bütün fiiller.
Dile gelince, geceyi gündüz eden soğuk şiirler.
Sırtım yere gelmedikçe, döner gider değirmen.
Ve bi’ gün tanrı olsanız da, karşınızda eğilmem.

Gel limanıma gemileri yak. -ben-
Ben ölümüne yazıyorum, ölüme inat. -gel-
Aklımın ucunda birileri var.
Bana birileri “git” diyor, birileri “kal”…

Bi’ dağ misali gururlu, bi’ duruş sonra duruldum.
Bi’ kuruş yoktu cebimdeki, isteseydim bulurdum.
Bi’ buluşmaydı gökyüzünde, nefretim ve umudum.
Nefretim kazandı, ben de azat ettim bu ruhu.

Günahın güruhuydu, yeryüzünde tek melek.
Bir asır sonra gelip senden, tutunmamı bekleme.
Kabus ol bu sonbaharda, delir kapımı tekmele.
Ne kadar cambaz olursan ol, takılıcan direklere.

Ölüm bahçesinde en kırmızı gül benim.
Dün denen yalanla geçti, bak en güzel günlerim.
Dün değil bugündeyim, bu dün senin bugün benim.
Ve öyle sert de değilim, eğer gülseniz gülümserim.

Bi’ ilham kaynağım yok, elli beş senelik radyolar.
Evimde çalar, yatak odamda kırk senelik karyolam.
Otuz senelik aşk da, bi’ gün yuvarlanır dar yola.
Ben yirmi senelik adam, bindim hayat denen kamyona.

Gel limanıma gemileri yak. -ben-
Ben ölümüne yazıyorum, ölüme inat. -gel-
Aklımın ucunda birileri var.
Bana birileri “git” diyor, birileri “kal”…

Sosyal Medyada Paylaş Facebook Twitter Google+

Etiketler: ,
Eklenme Tarihi: 22 Mart 2014

Konu hakkında yorumunuzu yazın