İffet

Bir doktor arkadaşım anlattı:

“O sene Hicaz’da şiddetli bir kolera vardı. Belki günde iki yüz hacı gömüyorduk. Uşağım bir sabah elime bir mektup verdi. Açtım. Okudum. Gayet yakın bir akrabam… Bir kadını tavsiye ediyordu. Dadısı mı imiş, nesi imiş!

— Gelsin de konuşalım! dedim.

Kapıdan gayet korkunç derecede çirkin, siyah bir Arap karısı girdi, beni itekledi. Ne istediğini sordum. Para, ev, yemek, ilaç…

— Hiç, hiçbir şey istemem! dedi.

— Eey? O halde! diye yüzüne baktım.

— Yalnız, lütfediniz, ben ölürsem cenazemi erkeklerin çukuruna attırmayınız.

Güldüm, bu tuhaf bir arzuydu.

— Niçin? diye sordum.

— Ben dünya evine girmedim, kızım! dedi.

Dayanamadım:

— Bacı! Hiç korkma! dedim, kızlığına bir şey olmaz. İnşallah yaşarsın. Ölürsen erkekler korksun. Sana ne?

Arap birdenbire şahlandı. Yüzüme: ‘Tuhaf, utanmaz herif!’ diye tükürdü. Çıktı gitti. Üç ay sonra akrabamdan, dadısının namusuna tecavüz ettiğim için büyük serzenişleri içeren acı bir mektup aldım.”

Çoğunlukla siyahlarda ölümden sonra bile devam eden bu koyu iffet endişesi biraz da bizim beyaz hanımlarda olsa…

Sosyal Medyada Paylaş Facebook Twitter Google+

Etiketler: ,
Eklenme Tarihi: 24 Mart 2017

Konu hakkında yorumunuzu yazın