Conkbayırı

Conkbayırı’nı almak ve bütün boğaza hâkim olmak için İngilizler 20.000 kişilik bir kuvvetle günlerce kazdıkları siperlere yerleşmişler, hücum anını bekliyorlardı. Tan ağarmak üzereydi. 8. tümen komuta­nı ve diğer subaylarını çağırdım: -Mutla­ka düşmanı yeneceğinize inanıyorum ancak siz acele etmeyin, evvela ben ileri gideyim, size ben kırbacımla işaret verdi­ğim zaman hep birlikte atılırsınız. Bu du­rumdan askerlerini de haberdar etmeleri­ni istedim. Hücum baskın şeklinde ola­caktı. Sakin adımlarla ve süzülerek düş­mana 20-30 metre yaklaştım. Binlerce askerin bulunduğu Conkbayırı’ndan ses çıkmıyordu. Dudaklar sessizce bu sıcak gecede dua ediyordu. Kontrol ettim. Kır­bacımı başımın üstüne kaldırıp çevirdim ve birden aşağı indirdim. Saat 4.30’da kı­yametler kopmuştu. İngilizler neye uğra­dıklarını şaşırmıştı. “Allah Allah” sesleri bütün cephelerde, karanlıkta gökleri yıkı­yordu. Her taraf duman içindeydi ve he­yecan her yere hakim olmuştu. Düşma­nın topçu ateşi büyük çukurlar açıyor, her tarafa şarapnel ve kurşun yağıyordu. Bü­yük bir şarapnel parçası tam kalbimin üzerine çarptı, sarsıldım, elimi göğsüme götürdüm, kan akmıyordu. Olayı Yarbay Servet Bey’den başka kimse görmemişti. Ona parmağımla susmasını emrettim. Çünkü vurulduğumun duyulması bütün cephelerde panik yaratabilirdi. Kalbimin üzerinde bulunan saat paramparça ol­muştu. O gün akşama kadar birliklerin başında daha hırslı olarak çarpmıştım. Yalnız bu şarapnel, vücudumla kalbimin üzerinde aylarca gitmeyen derin bir kan lekesi bırakmıştı.

….

Sosyal Medyada Paylaş Facebook Twitter Google+

Etiketler: ,
Eklenme Tarihi: 16 Mart 2017

Konu hakkında yorumunuzu yazın