Öğretici Metinler

mektup – gezi yazısı – makale – fıkra

1.Mektup
2.Günlük (Günce)
3.Anı (Hatıra)
4.Biyografi (Hayat Hikâyesi), Otobiyografi
5.Gezi Yazısı (Seyahatname)
6.Sohbet (Söyleşi)
7.Haber Yazıları
8.Fıkra
9.Deneme
10.Makale
11.Eleştiri (Tenkit)
[Daha fazla…]

1. MEKTUP

1.Tanımı

Bir haberi, dileği veya duyguyu bir başkasına iletmek için yazılmış yazıya mektup denir.

Mektup en eski haberleşme araçlarından biridir. Günümüzde uygarlığın gelişmesi ile haberleşme araçları oldukça çeşitlenmiştir: gazete, dergi, televizyon, bilgisayar, belgegeçer, İnternet…

Mektup, yazının bulunduğu tarihe kadar çıkabilen en eski edebiyat türlerinden biridir. Eldeki en eski örnekler, Mısır firavunlarının (M Ö 14-15. yüzyıllar) ve Hititlerin mektuplarıdır.

2.Özellikleri

Bir edebiyat türü olarak mektup günümüzde, iletişimdeki hızlı teknik gelişmelere karşın kişinin iç dünyasını yansıtması ve düşüncelerin paylaşımı nedeniyle yerini korumaktadır. Mektup türü dört ana gruba ayrılır:

1. Özel mektuplar
2. Edebî mektuplar
3. İş mektupları
4. Resmî mektuplar

1-Özel Mektuplar

Birbirlerini tanıyan kişilerin duygu ve düşüncelerini paylaşmak için birbirlerine gönderdikleri mektuplardır. Mektuplaşan kişiler arasındaki samimiyet, özel mektupların değerini artırır. Özel mektuplar her konuda yazılabilir, o nedenle konuları çok çeşitlidir. Ancak konularda güncellik ağır basar.

Anlatımında içtenlik ve rahatlık vardır. Hitaplarda da içten ifadelere yer verilir. Bahsedilen konuya göre, mektup yazan kişinin üslubu değişir. Sanatçıların, devlet adamlarının, düşünürlerin özel mektupları yayınlandığında bizler için önemli belgeler olabilir.

Özel mektupları, konularına göre alt başlıklar hâlinde adlandırmak da mümkündür:

Aile mektupları veya sağlık mektupları (eşe, dosta, yakın akrabaya yazılanlar),

Tebrik mektupları (herhangi bir başarı, nikâh, nişan, düğün, bayram, yılbaşı gibi sebeplerle yazılanlar),
Teşekkür mektupları (iyilik veya yardım görme gibi sebeplerle yazılanlar),

Davet mektupları (davetiyeler, nişan, düğün, gezi vs. sebeplerle yazılanlar),

Taziye mektupları,

Özür mektupları vs.

Bu türdeki mektupların gizliliği vardır ve bu gizlilik kanunla korunmuştur.

2-Edebî Mektuplar

Edebiyatçıların birbirlerine ya da dostlarına yazdıkları sanatsal değer taşıyan mektuplardır.

Edebî mektuplar, dil ve anlatım açısından sanat değeri taşır. Örnek bir dil ve anlatım kullanılır.

Edebî mektuplar belge niteliği taşıdıklarından önemlidirler. Bu tarz mektuplardan yazıldıkları döneme ait sanat, edebiyat ve fikir olayları hakkında bilgi edinmek de mümkündür.

Tanınmış yazarlar birbirlerine yazdıkları mektuplarla fikir ve sanat olaylarını ve eserleri tartışırlar.

3-İş Mektupları

Endüstri, iş ve ticaret alanlarında ya da iş yerleriyle kişiler arasında yazılan mektuplardır. Bu mektuplarda içtenlik aranmaz. İstenilen, açıkça ve anlaşılır bir dille belirtilir. Açıklayıcı anlatım türü tercih edilir.

1.Mektup kâğıdı temiz ve çizgisiz olmalıdır.

2.Mektupların mürekkepli kalemle ya da bilgisayarla yazılmasına özen gösterilmelidir.

3.Mektup kâğıdının sağ üst kısmına yazıldığı yer ve tarih konulmalıdır.

4.Mektup, yazıldığı kişiye uygun bir seslenişle başlamalı ve seslenişten sonra virgül

işareti konulmalıdır.

Mektupta karalamalar yapılmamalı ve yazım kurallarına uyulmalıdır.

Selam ve saygı sözleri sonuç bölümünde yer almalı, selâm, saygı ve teşekkürlerde aşırılığa kaçılmamalıdır.

7.Mektup bitince sağ alt köşesi imzalanmalıdır.

8.Anlatılacak konu kesin ve açık bir dille ifade dilmeli; cümleler kısa olmalıdır.

9. Sözcüklerin kısaltmaları kullanılmamalı; yanlış anlama gelecek sözlere yer verilmemelidir.

4-Resmî Mektuplar

Devlet dairelerinin kendi aralarında veya kişilerle devlet daireleri arasında yazılan mektuplardır. Bu tür mektuplarda, konunun uzunluğuna göre tam veya yarım sayfa boyutunda çizgisiz, beyaz kâğıtlar kullanılır. Konu dışında ayrıntılara ve özel isteklere yer verilmez. Konu en açık ve yalın biçimde ele alınır.

Resmî mektuplar, biçim yönüyle iş mektuplarına benzer. Resmî mektuplar; başlık, metin ve son kısım diye üç bölüme ayrılır.

Başlıkta gönderen makam, dosya numarası, tarih, konu, adres ve ilgiler bulunur.

Metin kısmında, doğrudan doğruya işle ilgili konudan söz edilir.

Son kısımda ise üst makam yetkilisi alt makamdakine yazıyorsa yazıyı “rica ederim”, alt makamdaki üst makamdakine yazıyorsa “bilgilerinize saygıyla sunarım” veya “arz ederim” şeklinde ifadeler yazar.

Hiçbir saygı kelimesi kullanılmaz. Sağ tarafa imza atılır. İmzanın altına yazıyı imzalayanın adı ve soyadı yazılır (soyadı büyük harflerle). Bunun altına makam adı, küçük harflerle yazılır, gerekirse kısaltma kullanılabilir.

MEKTUP PLANI

Sesleniş, Tarih

(Giriş)……………………………………………………………………………………………

…………………………………………………………………………………………………..

…………………………………………………………………………………………………..

…………………………………………………………………………………………………..

…………………………………………………………………………………………………..

…………………………………………………………………………………………………..

(Gelişme) ……………………………………………………………………………………………

…………………………………………………………………………………………………..

…………………………………………………………………………………………………..

…………………………………………………………………………………………………..

…………………………………………………………………………………………………..

…………………………………………………………………………………………………..

(Sonuç)…………………………………………………………………………………………

…………………………………………………………………………………………………..

…………………………………………………………………………………………………..

…………………………………………………………………………………………………..

…………………………………………………………………………………………………..

…………………………………………………………………………………………………..
Adres

İmza

Adı Soyadı
Girişte, mektubun yazılma nedeni açıklanır.

Gelişmede, duygu ve düşünceler anlatılır.

Sonuçta, iyi dilekler belirtilir.
Dilekçe

Dilekçe, bir isteği bildirmek, bir şikâyeti duyurmak veya herhangi bir konuda bilgi vermek amacıyla resmî veya özel kurumlara/kuruluşlara yazılan resmî yazıdır.

Dilekçe, herkesin zaman zaman yazmak zorunda kalabileceği bir mektup türüdür.

Dilekçe yazarken aşağıdaki hususlara dikkat edilmelidir:

Dilekçe metni genellikle kısa olur. Ancak bazı özel durumlarda kâğıdın ön yüzü yeterli olmazsa kâğıdın arka yüzüne yazılmaz ikinci bir kâğıt kullanılır.

Konular kısa ve öz olarak belirtilir. Gereksiz ayrıntılara yer verilmez.

Dilekçe bilgisayarla, daktiloyla veya mavi ya da siyah mürekkepli dolma kalemle yazılır. Tükenmez kalemle veya kurşun kalemle dilekçe yazılmaz.

Dilekçe metni, sayfaya güzel bir kompozisyonla yerleştirilir (Yukarıda kâğıdın dörtte biri kadar, sol tarafta en az 3 cm ve sağ tarafta 1 cm boşluk bırakılmalıdır.).

Anlatımın yalın ve duru olmasına özen gösterilir.

Dilekçe, hangi kuruma veriliyorsa bu makamın adı başa yazılır. Kurum adının sağ altına kurumun bulunduğu şehir adı yazılır.

Dilekçeye sorunla ilgilenecek kuruma veya makama hitapla başlanır. Hitaplar kurumun idari yapısına uygun olmalı ve eksiksiz yazılmalıdır: Ankara Valiliğine, Açıköğretim Lisesi Müdürlüğüne, Eğitim Teknolojileri Genel Müdürlüğüne gibi.

Daha sonra konunun belirlendiği metin bölümüne geçilir. Bu bir şikâyet dilekçesiyse, şikâyet sağlam kanıtlara dayandırılır. Eğer iş isteme dilekçesiyse, öğrenim durumu, yaş, kısa bir öz geçmiş, kurumca aranan seçkin nitelikler açık seçik belirtilir.

Dilekçe bitiminde sağ alt köşeye adı ve soyadı yazılır, imzalanır. Tarih, isim ve imzanın bir satır üstünde yer alır.

Sol alt köşeye adres yazılıdır.

Dilekçe imzalandıktan sonra sol tarafa açık adres bildirilir. Dilekçeyle birlikte varsa verilen ekler, adresi yazdıktan sonra ekler başlığı altında numara verilerek sıralanır. Evrakın kaybolmaması için (varsa) ekler mutlaka belirtilir.

Bir dilekçede sadece bir kişinin imzası bulunur ve imzasız dilekçeler geçersiz sayılır.
Örnek Dilekçe

T.C.

MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI

EĞİTİM TEKNOLOJİLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

AÇIK ÖĞRETİM LİSESİ MÜDÜRLÜĞÜNE

28-29 Ocak 2006 tarihinde yapılan 2005-2006 eğitim öğretim yılı birinci dönem sınavları sonunda Açık Öğretim Lisesinden mezun oldum.

Diplomam düzenlenene kadar, mezun olduğumu gösterir mezuniyet belgesinin tarafıma gönderilmesini arz ederim.
Adres:

10 Mart 2009

İmza

Ada, soyad

Ekler
2.GÜNLÜK (GÜNCE)

1.Tanımı

Bir kişinin duygu, düşünce ve gözlemlerini günü gününe yazdığı yazılardır.
2.Özellikleri

Yazıldığı günün tarihini taşır.

Yazılanlar inandırıcı olur.

Anlatılanlar içtenlikle ifade edilir.

Kişisel ve özeldir.

Günlüklerde yaşanan ve görülenlerle, yazıda anlatılanlar arasında zaman farkı söz konusu değildir.

Günlükler okuyucu düşünülerek değil, yazan kişinin yazmak istedikleriyle meydana gelir.
3. ANI (HATIRA)

1. Tanımı

Bir yazarın içinde yaşadığı ya da tanık olduğu olayları anlattığı yazı türüne anı (hatıra) denir.

Anılar genellikle hangi olaylardan yola çıkılarak yazılır?

Anılar genellikle onları yazan kişinin de rol aldığı gerçek olaylara dayalı yazılardır. Bu yüzden anlatımı birinci kişinin ağzından yapılır.

2. Özellikleri

Yaşanmış olayları konu alır anı yazıları. Tarihsel gerçeklerin öğrenilmesine katkı yapan anılar, tarihçilere yol gösterir.

Anı yazıları öğretici ve bilgi vericidir.

Anı yazarı, anlattıklarını kanıtlama, belgelerle ifade etmek zorunda değildir.

Anı yazarı, gördüklerini ve duyduklarını aradan uzun yıllar geçtikten sonra yazdığı için bellek yanılmalarını önlemek amacıyla mektuplardan, o dönemle ilgili yazılardan ve görgü tanıklarından yararlanabilir.

Tanınmış sanat, düşünce, bilim, spor ve siyaset adamlarının anıları onların yaşamlarını ve dönemlerini aydınlatması yönünden oldukça önemli belgelerdir. Anılar siyasi, edebî, askerî ve sosyal içerik taşıyabilir.

Anının kesiştiği başka yazı türleri de vardır. Bunlar günlük, otobiyografi, gezi yazısı gibi yazılardır.
Günlük ile anı arasındaki fark nedir?

Günlük günü gününe yazılır. Anı ise geçmişe yöneliktir, olaylar yaşandıktan sonra kaleme alınır. Günlüklerde öznellik ağır basar.
Dil Bilgisi

4. BİYOGRAFİ (HAYAT HİKÂYESİ), OTOBİYOGRAFİ

1. Tanımı

Sanatta, edebiyatta, bilimde, politikada veya başka alanlarda tanınmış kişilerin yaşamlarını anlatan yazı türüne biyografi (hayat hikâyesi) denir.

Biyografi daha çok kimler hakkında kaleme alınır?

Biyografi, yaşamlarıyla okurların ilgisini çekebilecek kişiler hakkında kaleme alınır daha çok.

Biyografi yazan, anlatacağı kişiyi bütün yönleriyle tanıtmalıdır.

Biyografinin tarihe, edebiyata ve eleştiriye büyük katkıları vardır.

Otobiyografi ile monografi arasında fark var mıdır?

Bir kimsenin yaşam öyküsünü kendisinin yazmasıyla oluşan eserlere otobiyografi denir.

Bilimsel bir konuyu veya bir kimsenin yaşamını, kişiliğini, eserlerini ayrıntılı olarak inceleyen eserlere monografi denir.

2. Özellikleri

Biyografi yazma, çok ayrıntılı bir ön çalışmayı gerektirir. Hayat hikâyesi yazılacak kişinin mektuplarından, günlüklerinden, anılarından, yakınlarındaki insanların izlenimlerinden yararlanılır.

Biyografi yazıları, öyküleyici anlatımla yazılır.

Biyografisi yazılan kişinin;

Doğum tarihi ve yeri,

Çocukluğu,

Öğrenimi,

Ailesi ve yetişmesi,

Meslek yaşamı,

Yetişmesinde etkili olan kişi ve olaylar,

Kişiliği ve karakteri,

Çevresinde bıraktığı izlenimler,

Hizmetleri,

Eserleri,

Kendinden sonraki kişilere etkileri vb. üzerinde ayrıntılı durulması gerekir

Biyografi yazılırken aşağıdaki kaynaklardan yararlanılır:

Biyografisi yazılacak kişinin eserleri, röportajları, söyleşileri vb.

Hakkındaki yazılar, hatıralar, kitaplar vb.

Ansiklopediler, İnternet’in ilgili siteleri, diğer biyografiler

Kişinin yaşayan yakınları, arkadaşları ve meslektaşları

Belgeler ve fotoğraflar vb.

Dünyada biyografinin ilk büyük yazarı, eski Yunan edebiyatçısı Plutarkhos (Pulutarkos)’tur.

Edebiyatımızda biyografilere eskiden tercüme-i hâl denirdi. Klâsik (Divan) edebiyattaki şairlerin yaşamlarını anlatan tezkireler de biyografi örnekleri arasında sayılır.

5. GEZİ YAZISI (SEYAHATNAME)

1. Tanımı

Bir kişinin gezip gördüğü yerlerden edindiği izlenimleri, bilgileri aktardığı yazılara gezi yazısı denir.

Eskiden geziye çıkmayı uğraş edinmiş kimselere gezgin (seyyah), gezi yazılarına da seyahatname adı verilirdi.

Gezi yazılarında amaç; yurt içinde ya da yurt dışında gezilip görülen yerlere ilişkin bilgi vermek, o yerlerin güzelliklerini, görülmeye değer yanlarını, insanların yaşayış biçimlerini tanıtmaktır. Gezi yazılarını okuyan kimseler anlatılan yerler hakkında bilgi sahibi olur.

Gezi yazıları; tarih, coğrafya, toplum bilimi, hukuk, folklor için de bilgi kaynağıdır. Ünlü gezginlerin seyahatnameleri, insanlar ve ülkeler hakkında önemli bilgiler verirler.

2. Özellikleri

Gezi yazıları, insanoğlunun yaşadığı yerlerin dışındaki yerleri görme merakından doğmuştur.

Gezi yazılarında anlatılanlar hayal ürünü değil, gerçektir. Gezilip görülen yerler gerçekte olduğu gibi anlatılır.

Yabancı terimler ve kavramlar açıklanarak akıcı, anlaşılır bir dil kullanılmalıdır. Okuyucunun kolay bilgi edinmesi için karşılaştırmalar yapılır.

Gezi yazısında, okuyucu için sıradan olanların ilgi çekici olanlara yer verilmelidir. Gezi yazısı kaleme alacak olan kişinin halkın yaşayışını, gelenek ve göreneklerini, doğa güzelliklerini, anlatabilmesi için çok iyi gözlem yapması gerekir.

Yazarın seçiciliği önemlidir.

Görülen yerin kültür, tabiat zenginlikleri, tarihî özellikleri ve yaşama biçimi hakkında okuyucuya bilgi verilir.Gezi yazılarında tanımlama, betimleme ve açıklamadan yararlanılır.

6. SOHBET (SÖYLEŞİ)

1. Tanımı

Konuşup, görüşme anlamına gelir. Makale planıyla, bir söyleşi havası içinde

yazarın kişisel görüş ve düşüncelerini anlattığı yazılara sohbet (söyleşi) denir.

2. Özellikleri

Bir kimse ile konuşur gibi yazılır.

Anlatım, samimî konuşma şeklinde olur.

Günlük sanat olaylarını ve genel konuları ele alır.

Yazarın nükteleri ve içtenliği anlatılanları çekici hâle getirir.

7. HABER YAZILARI

1.Tanımı

Toplumda veya tabiatta meydana gelen çeşitli olay, durum ve görünümle ilgili bilgi ve duyurulara haber denir. Bu haberlerin halka duyurulması amacıyla hazırlanan yazılara da haber yazıları denir.

Haber kaynakları üçe ayrılır:

1. Resmî haberler : En etkili kişilerden öğrenilir.
2. Özel haberler : Halk arasındaki olayların halk tarafından muhabirlere bildirilmesiyle elde edilir.
3. Ajans haberleri : Dünya olaylarını toplayıp her yana bildiren kurumların verdikleri haberlerdir.

Haber yazıları konularına göre;

1. Siyasal haber yazıları,
2. Sanatla ilgili haberler yazıları,
3. Ekonomiyle ilgili haber yazıları,
4. Bilimsel ve teknik haber yazıları,
5. Sosyal haber yazıları,
6. Spor haber yazıları olmak üzere gruplandırılabilir.

2.Özellikleri

Haber yazılarının günlük ve önemli olması gerekir.

Haberler doğru olmalıdır.

. Arabasına kimse eski diyemezdi. Bu araba – dede yadigârı -onunla bütünleşmişti.

8. FIKRA

1.Tanımı

a.Gazetelerde; güncel, önemli, özelliği olan konuları belgelendirme gereği duymadan kişisel bir görüş olarak açıklayan kısa yazılardır.

b.Bir tür küçük hikâyedir. Olaya dayalı bir anlatımı vardır. Hayattan alınan gülünç olaylar ile soyut konular işlenir. Olaylar bizi güldürürken eğitir. İnsanlar arasındaki çatışmalar konu edilir.

.2.Özellikleri

Her konuda fıkra yazılabilir.

Güncel, siyasal, toplumsal sorunlarla ilgili yazılardır. Siyasal ve toplumsal olaylar anlatılırken belgelere, kanıtlara, aşırı ayrıntıya yer verilmez.

Geniş kitleyi ilgilendiren günlük olaylardan seçilmiş farklı konular ele alınır.

Düşünce ağırlıklıdır.

İddialı ve ispatlayıcı yönü çok yoktur.

Fıkra yazarı, geniş kitlelere seslendiği için dili kolay anlaşılır, açık ve durudur.

9. DENEME

1.Tanımı

Bir yazarın özgürce seçtiği herhangi bir konu üzerinde kesin yargılara varmadan, kişisel görüş ve düşüncelerini serbestçe anlattığı yazılara deneme denir.

Kendisinden önce benzeri yazılar yazılmış olmakla birlikte 16. yüzyılda deneme kavramını ilk kez kullanan Fransız yazarı Montaigne (Monteyn)’dir. Denemeler adını verdiği yazıları, bir edebiyat türünün adı olmakla kalmamış, benzerlerinin de yazılmasına yol açmıştır.
Denemenin Amacı;

Okuyucuyu düşünmeye yöneltmek,

Hayatın gerçeklerini ortaya koymak,

Kültür alanındaki değişme ve gelişmeleri fark ettirmek,

Birey-toplum ilişkisini dile getirmek vb.

Konularına ve Yazılış Amaçlarına Göre Denemeler;

Klasik deneme,

Edebî deneme,

Felsefî deneme,

Eleştirel deneme olmak üzere gruplandırılır.

2.Özellikleri

Denemede konu özgürce seçilir.

İnsanı ve toplumu ilgilendiren her şey (yaşama, ölüm, aşk, sanat, felsefe, din, ahlâk, töre, bilim, siyaset vb.) denemenin konusu olabilir.

Deneme yazarı kendisiyle konuşur gibi yazar.

Dili doğru ve güzel kullanır.

Düşünce ufku geniş ve kendine özgü bilgi birikimine sahiptir.

Kendi duygularının dışında başkalarının düşüncelerine de saygı duyar.

Denemeci ele aldığı konuyu içtenlikle anlatır.

Denemeci, bayağı bir anlatıma inmeden terim ve felsefi kavramların ağırlığından uzak bir üslubu tercih eder.

Denemeci, denemenin sonunda kesin bir yargıya, bir sonuca varmak amacında değildir.

Deneme, herhangi bir konuda düşündürücü, öğretici, inandırıcı ve ufuk açıcıdır.

Deneme rahat okunan bir düşünce yazısıdır.

Denemecinin öne sürülen her düşünce ya da savı doğrulama, kanıtlama gibi bir kaygısı yoktur. Deneme, makale ve eleştiriden bu yönüyle ayrılır.

Deneme yazarı birçok kaynaktan beslenir: Felsefî, sosyolojik, tarihî tema ve olayların yanında bilimsel veriler ve ünlü kişilerin özdeyişleri olabilir. Yine de denemeci seçtiği konuyu farklı bir yaklaşımla işler.

Deneme türünün en eski örneklerini “deneme” terimi daha kullanılmadan önce Eski Yunan ve Latin edebiyatlarında görmekteyiz: Bunlar; Epiktetos’un (Epiktetos) S ohbetler, Eflâtun’un (Eflâtun) Kimi Diyaloglar, Cicero’nun (Çiçero) Kimi Eserleri’dir.

Deneme türünün tarihsel gelişimi nasıl olmuştur?

Deneme türü özellikle Aydınlanma Çağında (Rönesans) önemli bir gelişme göstermiş, daha sonra özellikle Romantizm akımından (19. yüzyıl) bu yana yaygınlaşarak çağdaş edebiyatın en önemli türlerinden biri hâline gelmiştir.

Fransız edebiyatında bu türün kurucusu olan Montaigne, İngiliz edebiyatında Bacon (Beykın) önemli deneme yazarlarıdır.

Deneme türüne özellikle Cumhuriyet Döneminde yakın ilgi gösterilmiştir.

10. MAKALE

1.Tanımı

Bir konuda bilgi verirken veya bir gerçeği savunurken, türlü kanıtlardan faydalanan, bunları bilimsel biçimde inceleyen gazete ve dergi yazılarına makale denir.

Gazetenin ilk sayfasının ilk sütununda çıkan makaleye başmakale; yazarına da başyazar adı verilir.

Başmakalede, gazetenin tutumuna uygun fikirlerle günlük genel olaylar yer alır.
2.Özellikleri

Makalenin amacı, toplumu ilgilendiren bir düşünceyi geniş halk kitlelerine yaymaktır.

Makaleler, bilgi vermeye ve fikirleri açıklayıp kanıtlamaya çalışan yazılardır.

Temel ögesi düşüncedir.

Bir fikri açıklayıp kanıtlayarak zihinlere aşılamak için yazılır.

Makaleler her konuda yazılabilir (edebiyat ve sanat, sosyal, siyasal, askerlik, din ve ahlâk, tıp ve sağlık, spor, kültür, tarih vb.).

Makale türü, edebiyatımıza Tanzimat Döneminde gazete ile birlikte Batı’dan giren bir türdür. Düşünce yazıları içinde en ağırbaşlı ve en zor olan tür makaledir. Makalenin amacı bilgi vermektir ama bu bilgi ansiklopedik bilgilerden çok farklıdır. Ansiklopedik bilgide, tanıtma, açıklama, sıralama ve kendiliğinden kesinleşmiş olma özellikleri vardır. Oysa makalede kişilik sezinleten bir anlatım, bir yorum ve inandırma eğilimi, bir amaç vardır.

Bilim ve kültür alanında yazılan makaleler, sınırlı bir kültür kesimine ulaşmayı amaçladığından bu makalelerde daha bilimsel bir dil kullanılır.

Gazete ve dergilerdeki makalelerse, geniş halk kitlelerine ulaşmayı amaçladığından yazar, dilini daha açık, daha popüler ve daha anlaşılır bir düzeyde tutar, özel terimler kullanmaktan kaçınır.

Makale yazarı;

Kendi alanında geniş ve köklü bilgiye sahip olmalı,

Sorunlara tarafsız bir gözle bakmalı,

Dili iyi kullanmalı,

Genel kültürü geniş olmalıdır.

Deneme ile makale arasında ne fark vardır?

Denemelerde kişisel düşünce yer alır. Söylenenlerin kanıtlanmasına ihtiyaç duyulmaz. Denemelerde ele alınan konular, kesin sonuçlara bağlanmaz. Makalelerde ise bilgi vermek, bir fikri açıklamak ön plandadır. Düşünce yönü ağır basar; kanıtlamaya ve açıklamaya dayanır. Kesin bir sonuca ulaşmak hedeflenir.
11. ELEŞTİRİ (TENKİT)

1.Tanımı

Bir eseri, sanatçıyı, dönemi veya okuyucuyu değerlendirmek amacıyla yazılan yazılara eleştiri denir.

Eleştiri yapan ve yazan kişiye de eleştirici, eleştirmen, eleştirmeci adı verilir.

2.Özellikleri

-Eleştiride eserin veya sanatçının gerçek değerinin belirtilmesi amaçlanır.
Eleştiri yapan kişi;

Geçmişin ve çağının sanat olaylarını iyi bilmeli,

Geniş bilgi ve kültür birikimiyle donanımlı olmalı,

Dünya edebiyatı, sanatı ve kültürüyle ilgili genel bilgilere sahip olmalı,

Eleştirdiği konuyu, eseri veya olayı bütün olarak kavramalı,

Bir sanat eserinin gerçek değerini, özünü, yapısını, değerli-değersiz yönlerini ortaya koymalıdır.

Yazarıneser karşısındaki tavır ve tutumuna göre eleştiri yazıları;

Nesnel,

Öznel olarak gruplandırılır.

Eleştiri yazılarında yazarın nesnel olması, eleştirdiği konu üzerinde tarafsız kalabilmesidir.

Eleştiri yazılarında yazarın öznel olması ise eleştirdiği konu üzerinde kendi düşüncelerini de belirterek taraflı bir tutum sergilemesidir.

Eleştiri yazıları, ele aldıkları konu ve ele alış biçimleri bakımlarından;

Eseri konu alan eleştiri yazıları,

Sanatçıyı ele alan eleştiri yazıları,

Eserin yazıldığı dönemi konu alan eleştiri yazıları,

Okuyucuyu değerlendiren eleştiri yazıları,

Eseri, sanatçıyı, dönemi, okuyucuyu birlikte ele alan eleştiri yazıları olmak üzere gruplara ayrılır.

“özne, yüklem, tümleç” dil bilgisi terimleri “kare, silindir, açı” matematik terimleridir.

Terimlerin, mecaz ve yan anlamı yoktur.

Soyut Anlam

Beş duyu organından biriyle algılanamayan kavramları karşılayan sözcüklere soyut anlamlı sözcükler denildiğini hatırlayınız.

Örnekler:

“kıskançlık” , “kin”, “hassasiyet”, “mutluluk”, “güzellik” vb.

Somut Anlam

Beş duyu organından biriyle algılanabilen varlıkları veya kavramları karşılayan sözcüklere somut anlamlı sözcükler denildiğini hatırlayınız.

Örnekler:

“cadde”, “bilgisayar”, “deniz”, “ayak”, “Türkiye” vb.

http://www.forumlordu.com/edebiyat-genel/31114-ogretici-metinler-mektup-gezi-yazisi-makale-fikra.html

Sosyal Medyada Paylaş Facebook Twitter Google+


Eklenme Tarihi: 14 Mart 2017

Konu hakkında yorumunuzu yazın