Sizce Eğitim Nedir?

Evet, sizce eğitim nedir? Bugün öğrenip yarın unuttuğumuz, o ne işe yaradığını bilmediğimiz bilgiler mi ezberlediğimiz anlamsız formüller mi yoksa sabah akşam çocuklarımıza çözdürdüğümüz testler mi?

Birkaç dakikanızı bu konuya ayırın ve kendinizi sorgulayın. Eğitim deyince aklınıza neler geliyor?

Daha da önemlisi, eğitimin sizin ve başkaları üzerinde bıraktığı izler neler? Onları sorgulayın.

Hani hep derler: “Okuyanla okumayan bir olur mu?” Gerçekten de öyle mi? Peki ya eğitimsizlik?

Sel suları yine çocukları yutmuş. Bundan daha büyük cahillik olabilir mi?

Eğitim demek, akıl demek. Peki, dere yatağına kurulan mahalle­lerin neresinde akıl var? Peki ya deprem?

Olası bir büyük istanbul depreminde yüz binlerce insanın öleceği söyleniyor. Ama bu kimsenin umurunda değil.

Normal koşullarda 3.5 şiddetinde lamba bile sallanmazmış. Ama bizde evler hasar görüyor. Ve önce devlet kurumları yıkılıyor.

Devletin eğitimden ne anladığı ve beklentileri, Temel Eğitim Kanunu’nda uzun uzadıya anlatılıyor. Ama uygulamaya bakıyorsunuz, yetiş­tirmek istediği insan modeli ve kurmak istediği düzenle, gelinen nokta, taban tabana zıt.

Bu noktada insanın aklına iki soru geliyor:

1. Anayasa ve Temel Eğitim Kanunu’nda belirlenen değerler ve he­defler yanlış.

2. Kazandırılmak istenen değerler ve hedefler doğru ama uygula­ma yanlış.

Yasalardaki hedef ve beklentilerde bir sorun olduğunu sanmıyo­ruz. Çağdaş ülkelerdeki hedef ve beklentiler ne ise bizde de o.

Soran, sorgulayan, çağdaş değerlere sahip, aklı ve bilimi rehl edinmiş diye başlayan her cümlenin altına imza atmayanı bulm zor olur.

O halde hedefler doğruysa, ortaya çıkan bu ucube ne? İşte noktada işin içine siyaset, duyarsızlık, kolaycılık, tembellik, adaı sendecilik, ne derseniz deyin, hep şikâyet ettiğimiz ama en fazla ı kendimizin yaptığı eğitimsizlik akla geliyor.

Eğitimli bir toplumda, üç saat yağmur yağdı diye yaşam altü olup, çocuklar ölür mü? Büyük bir deprem beklentisinin var olduç bilindiği halde, böylesine aymazca davranılabilir mi?

Eğitim, her şeyin ötesinde, kişinin yaşadığı topluma uyumur sağlar ve yaşamla mücadelesini geliştirir.

Ama sanki bizde her şey tam tersi yönde gelişiyor.

Kâğıt üzerinde her şey yolunda gibi. Sorulduğunda belki doğr cevabı da veriyoruz. Ama iş uygulamaya geldiğinde bırakın eğitimi temel hedeflerini, söylediklerimizin de tam tersini yapıyoruz.

Oysa eğitimle kazandırılmak istenen en temel alışkanlık, bilginiı sürdürülebilir bir uygulamaya dönüşmesidir.

İşte asıl üzerinde durulması gereken en önemli nokta bu.

Dere yatağına o evleri yapan, onlara seyirci kalan, sel geldiğin de de çocukların ölümüne neden olacağını, bilmeyenimiz kesinlikle yoktur. Peki, o halde yaşanan bu “rezalet” ne?

Hangi mühendise, mimara, belediye başkanına sorsanız, yapı­lan hatalarla ilgili size bin tane örnek sıralar. Peki, o yanlışlara imza atanlar kim? Yine onlar değil mi?

İşin elbette ki etik ve ahlaki boyutları da var. Ama asıl sorun ke­sinlikle eğitimde. Çünkü, eğer eğitimle kazandırmak istediğimiz dav­ranışları, o mimarlara, mühendislere, doktorlara, öğretmenlere, ga­zetecilere ve diğer vatandaşlarımıza verebilmiş olsaydık, sel suları 4 çocuğu alıp yutar mıydı?

Üretim sistemlerinin kalitesi ürettikleri ürünle ölçülür. Eğitim sis­teminin ürünleri ise öğrenciler ve meslek adamları. Yani vatandaşla­rımızın tümü.

Yaşamdaki kaliteden çağdaşlaşmaya, etik değerlerden doğanın tahribine, kalkınmadan insan hakları ve demokrasiye kadar eğer bir yerde eksiklik ve yanlışlık varsa, suçluyu uzakta aramayın…

Özetin özeti: Olumlu ya da olumsuz her şeyin kökeninde eğitim var. Diğer tüm nedenler ondan sonra gelir. İnsanı ve toplumları rezil de eder, vezir de..

Abbas Güçlü, Milliyet, 03 Kasım 2009

Sosyal Medyada Paylaş Facebook Twitter Google+

Etiketler: ,
Eklenme Tarihi: 16 Mart 2017

Konu hakkında yorumunuzu yazın