Astral Seyahat Nedir? Astral Seyahat Nasıl Yapılır? Çıkış Teknikleri

Astral seyahat; ruhun, etten ve kemikten oluşan fiziksel bedeni geçici olarak terk ederek fizik ötesi boyutlarda özgürce yolculuğa çıkması eylemidir. Maddesel dünyanın katı sınırlarından sıyrılıp “astral düzlem” adı verilen o gizemli boyuta geçiş yapmayı başaran bireyler, tüm fiziksel kısıtlamalardan arınarak ruhsal alemin derinliklerini keşfe çıkarlar.

Literatürde “beden dışı deneyim” olarak da adlandırılan astral seyahat kavramı, ilk kez 19. yüzyılda Teozofistler tarafından popüler hale getirilmiş ve ortaya atılmıştır. Ancak bu köklü felsefenin tarihsel kökenleri, Antik Mısır’ın o gizemli ve meşhur Ölüler Kitabı’na, ayrıca Hint-Avrupa kültür havzasını derinden etkileyerek Batı Ezoterizmi ile Okültizminin temel taşlarını döşeyen Hinduizm ve Budizm gibi kadim doğu öğretilerine kadar uzanmaktadır.

Astral seyahat pratikleri için başvurulan terimler, teknikler ve sembolik anlatımlar; kültürlere, inanç sistemlerine ya da dinsel ekollere göre birtakım ufak tefek farklılıklar barındırsa da, varılan ortak payda hepsinde tamamen aynıdır: Ruhun, biyolojik kalıbını geride bırakarak bilinmeyenin kollarına doğru büyüleyici bir yolculuğa çıkması.

Astral seyahat nedir?

Astral projeksiyon terimi, köken olarak gökyüzünü ve yıldızları işaret eden “astral” kelimesi ile zihindekini dışarıya yansıtma anlamına gelen “projeksiyon” sözcüklerinin bir araya getirilmesiyle türetilmiştir. Bu alandaki en popüler ve bilinen kadim teknik, kişinin kendi ruhunu odanın tavanına pürüzsüzce yansıttığını hayal etmesi esasına dayandığı için, bu uygulamanın tamamına Batı dünyasında astral projeksiyon adı verilmiştir. Bu teknik ifadenin pek bilinmediği diğer kültürler ise bu fenomeni doğrudan astral seyahat olarak adlandırmayı tercih ederler.

Astral seyahat pratiklerinde yetkinleşen bireyler, zaman ve mekan sınırlarının silindiği astral düzleme geçiş yaparak diledikleri her yere seyahat edebilir, dünyada o an görmek istedikleri herhangi bir insanın yanına saniyeler içinde gidebilirler. Tamamen soyut ve enerjisel bir forma büründükleri için bu seyahat esnasında maddesel nesnelere fiziksel olarak dokunamaz, adeta görünmez bir hayalet gibi duvarların, kapıların ve tüm katı maddelerin içinden pürüzsüzce geçerler.

Astral seyahat türleri

Klasik anlamda bilinen astral seyahat, biyolojik bedenin yatakta derin bir uyku veya dinlenme durumuna geçtiği, buna karşın astral bedenimizin (ruhumuzun) özgürce yola çıktığı senaryoyu tanımlar. Fakat ruhun gizemli doğası ve kadim öğretilerin saklı sırları derinlemesine incelendiğinde, bu durumun aslında bu serüvenin yalnızca ilk ve en temel aşaması olduğu rahatlıkla görülebilir:

  • Yarı bilinçli astral seyahat: Toplum arasında en yaygın olarak bilinen ve uygulanan standart astral seyahat türüdür. Kişi kendini en rahat hissettiği pozisyonda yatağa uzandıktan sonra, bedenini uyku ile uyanıklık arasındaki o gri rehavet evresine getirir ve zihnen sadece bu seyahate kilitlenerek astral düzleme pürüzsüz bir geçiş gerçekleştirir.
  • Tam bilinçli astral seyahat: Herhangi bir yere uzanmaya, gözleri uzun uzun kapatmaya ya da bedeni yapay bir uyku moduna sokmaya gerek kalmadan gerçekleştirilen ileri seviye bir seyahat türüdür. Kişi sıradan bir sandalyede otururken ya da günlük hafif işleriyle meşgulken bile, ruhsal bilincini kısmen fiziki bedeninden ayırarak astral düzlemde şakır şakır yol alabilir.
  • Madde bedenli astral seyahat: Eski dinsel mitlerde, efsanelerde ve spritüal menkıbelerde sıkça tasvir edilen bedensel bir seyahat türüdür. Bu aşamada sadece soyut ruh serbest bırakılmaz; uygulayıcı sahip olduğu etten kemikten fiziksel bedenini de enerjisel olarak yoğunlaştırıp hedeflediği mekana doğrudan ulaştırır, yani bir nevi mutlak ışınlanmayı (teleportasyon) gerçekleştirir.

Astral beden nedir?

İnsanoğlunun sadece gözle görülebilen fiziksel bir et yığınından ibaret olmadığı, tam aksine bu biyolojik kalıba asıl hayatı ve bilinci aşılayan kutsal bir ruha sahip olduğu inancı insanlık tarihi kadar eskidir. Dünyadaki her inanç sistemi bu konuda ortak bir paydaya sahip olsa da, işin detaylarına inildiğinde bazı kavramsal farklılıklar baş gösterir. Örneğin ruh, istisnasız her dinde ve ezoterik öğretide mevcuttur; fakat ya ismi başkadır ya da kendi içinde çeşitli enerjisel katmanlara ayrılmıştır. İşte astral beden kavramı da aslında ruhu daha iyi anlayabilmek adına onu çeşitli frekans bölümlerine ayırmaktan başka bir şey değildir.

Astral beden terimi, özellikle Antik Yunan felsefesinde Platon (Eflatun) ve Proklos gibi dev düşünürlerin teorilerine ve antik gizem okullarının öğretilerine dayanan, felsefi altyapısı sonradan şekillendirilmiş bir ruh tanımlamasıdır. Ruhun bu enerjisel katmanlara ayrılma biçiminde ekoller arasında bazı görüş ayrılıkları olsa da, ortak bir paydada buluşulduğunda astral bedenin şu benzersiz özelliklere sahip olduğu söylenebilir: Vücudumuzdaki çakraların (enerji merkezlerinin) üzerinde yer aldığı, günlük hayatta hissettiğimiz tüm o yoğun duygu ve sezgilerin asıl kaynağı olan, kendine has metafiziksel bir görme, işitme ve algılama yeteneğine sahip muazzam bir enerji kalıbıdır.

Gümüş Kordon Nedir?: Astral bedenimizi, yatakta bıraktığımız o fiziksel biyolojik bedenimize sımsıkı bağlayan ve kişi biyolojik olarak ölmediği sürece kopması kesinlikle mümkün olmayan metapsişik, kordon benzeri görünmez bir bağdır. Bu bağ, astral bedenin fiziki vücuttan ayrılırken çıkış noktası olarak kullandığı ve enerjinin merkezi sayılan göbek deliği bölgesinde yer alır.

Astral düzlem nedir?

İçinde nefes aldığımız bu somut maddesel evreni de bir zar gibi çepeçevre içine alan, ruhsal ve enerjisel boyuta verilen evrensel isimlerden biridir. Burası, fiziksel bir bedene ihtiyaç duymayan ruhani varlıkların, saf enerjilerin ve yüksek bilinçlerin dünyasıdır. Antik Kelt rahiplerinin (Druidlerin) “Nemeton” adını verdikleri o kutsal korulukların ve mistik alanların gerçek kozmik güçlerinin köklendiği yer tam olarak burasıdır. Astral düzlem, dahi filozof Platon’un, dünyadaki her şeyin kusursuz ve gerçek aslının orada bulunduğunu iddia ettiği o meşhur “idealar dünyası” fikriyle de birebir bağdaştırılabilir.

Astral seyahat deneyimini yaşayan bireyler, o boyuta geçtikleri an eş zamanlı olarak hem bildiğimiz bu maddi dünyayı hem de bu dünyayı her yönden kuşatan o muazzam gölge astral düzlemi tüm çıplaklığıyla algılamaya başlarlar. Dünyada varlığını sürdüren her canlı varlığa, gizli mekanlara ve yaşanmış olaylara zamansız bir erişim sağlamanın yanı sıra; ruhsal alemin kapalı kapılarına da kendi spritüal tecrübeleri ve enerji seviyeleri ölçüsünde vakıf olurlar.

Astral seyahat nasıl gerçekleşir?

Kutsal dinler ve kadim öğretiler, insan ruhunun bilinen hiçbir fizik yasasına ya da materyalist sınırlamalara bağımlı olmayan, tamamen özgür bir yapısı olduğundan bahseder. Ruh, bu kaba maddesel dünyaya ait olmadığı gibi; dünyadaki yerçekimi, zaman veya sürtünme gibi katı kurallar da onun üzerinde hiçbir etki gösteremez. Ruhun asıl ana vatanı sonsuz gökyüzüdür ve o alemin sakinleri, sıradan insanların ancak “doğaüstü” veya mucize olarak adlandırabileceği muazzam yeteneklerle donatılmıştır.

Işık hızından bile daha süratli hareket edebilmek, aynı zaman diliminde birden fazla farklı mekanda eş zamanlı olarak bulunabilmek (bilokasyon) ve fiziksel bir kalıba ihtiyaç duymadan evrende özgürce dolaşabilmek, ruhun doğasında halihazırda var olan bazı temel özelliklerdir. İşte astral seyahat deneyimi esnasında bu özelliklerin tamamı aktif olarak sahneye sürülür. Genellikle halk arasında kullanılan “ruh bedenden ayrılıyor” cümlesi, aslında bu soyut durumu sıradan insanların kafasında canlandırmasını kolaylaştırmak için seçilmiş basit bir ifadedir. Kadim bilgeler ruhun bu durumunu tam olarak şöyle özetlerler: “Ruh ne bedenle tamamen bitişiktir ne de ondan kopup ayrılır; ne tamamen bedenin içindedir ne de bütünüyle dışındadır.”

Mistik öğretilerde, ruhun fiziksel gövdeyle iletişimini kesmeden dışarıya süzülebileceği iki temel ana kapı olduğundan söz edilir. Bu enerji kapılarından ilki göbek deliği, ikincisi ise kafatasının tam tepe noktası (bıngıldak / taç çakra) bölgesidir. Batı okült geleneği genellikle göbek deliği çıkışını ön plana çıkarırken, Doğu’nun kadim mistik kültürü ise kafatası merkezine çok daha büyük bir yatkınlık ve kutsallık gösterir.

Hayatı boyunca kendi ruhsal varlığıyla derin bir etkileşime girmemiş, sadece maddesel dünyayı yaşamış olan insanlar, ilk denemelerinde ruhlarını tıpkı günlük hayatta ellerini veya kollarını kullandıkları gibi rahat ve otomatik olarak yönlendiremeyeceklerdir. Sonuçta masadaki bardağı elinizle kavrayıp almak için kafanızda dakikalarca imgeleme yapmıyor, düşünmüyorsunuzdur; sadece istersiniz ve eliniz o bardağı alır. İşte ruhu da aynı bu ustalıkta ve doğallıkta kullanmayı öğrenene kadar yapılması gereken yegane şey; bıkmadan usanmadan imajine etmek, pürüzsüzce odaklanmak ve düşünce gücünü tek bir noktaya kilitlemektir.

Kişi ruhsal, zihinsel ve bedensel hazırlık evrelerini tamamen tamamladıktan sonra, doğru astral seyahat tekniklerini uygulayarak astral düzleme pürüzsüz bir geçiş yapabilir. Ruh, kısmen biyolojik bedenden dışarı süzülür ve o meşhur gümüş kordon sayesinde fiziki vücutla olan hayati bağını kesintisiz sürdürerek bilinmeyene doğru büyüleyici yolculuğuna başlar.

İlginizi Çekebilir;  Melek Sayısı Nedir? Melek Sayıları ve Anlamları - Nasıl Hesaplanır?

Astral seyahat ile neler yapılabilir?

Astral düzlemde saf enerjisel bir formda süzülürken, kaba maddesel dünyaya fiziksel olarak müdahale etmek, nesneleri yerinden oynatmak ya da sesinizi oradaki canlı insanlara fiziksel olarak duyurmak mümkün değildir. Ancak bu fiziksel kısıtlama dışındaki alanlarda, önünüze dikilecek hiçbir sınır veya engel olmadan tüm arzularınızı gerçekleştirebilirsiniz.

Astral seyahat deneyimi ile hayata geçirilebilecek başlıca eylemler şunlardır:

  • Sınırları aşan seyahatler: Bu boyuttaki yolculuklar ışık hızından bile katbekat daha hızlı gerçekleşir. Dünyanın öbür ucundaki gizemli bir mekana ya da o an çok özlediğiniz bir insanın yanı başına gitmek istiyorsanız, bunu sadece tüm kalbinizle istemeniz ve orayı zihninizde hayal etmeniz saniyeler içinde orada olmanız için tamamen yeterlidir.
  • Usta seviye telepati: Telepati, özü gereği doğrudan ruhlar arasında gerçekleşen saf psişik bir iletişim metodu olduğu için, maddesel algılara veya kelimelere gerek kalmadan astral boyutta kusursuzca kullanılabilir. Üstelik ağır fiziksel beden tamamen arka plana atılıp bütünüyle ruha odaklanılmış bir haldeyken iletişim kurmaya çalışmak, telepatik dalgaların tesir gücünü maksimuma çıkarır. Astral seyahatteyken iletişim kuracağınız kişinin yanına gidip doğrudan onun ruhsal özüyle temas kurarsanız, zihninizden geçen her düşünce doğrudan onun bilincine ulaşacaktır.
  • Define ve kayıp nesne keşifleri: Maddelerin ve katı nesnelerin içinden bir hayalet gibi geçebilme yeteneğiniz, bu boyutta işlerinizi inanılmaz derecede kolaylaştıracaktır. Yerin yüzlerce metre altındaki gizli mabetlerin, antik kutsal mekanların, terkedilmiş köhne evlerin içlerine; derin denizlerin, okyanusların tabanlarına ya da devasa dağların en ücra oyuklarına sadece bilincinizle girip bakabilir, kayıp hazinelerin yerini keşfedebilirsiniz.
  • Doğrudan rüyaya giriş yapmak: Astral seyahat deneyimini güçlü telepati teknikleriyle harmanlayarak, insanların hatta hayvan dostlarımızın uyku dünyalarına, rüyalarına doğrudan giriş yapabilir ve onlara dilediğiniz sahneleri izlettirebilirsiniz.

Astral seyahat belirtileri nelerdir?

Astral seyahate başarılı bir şekilde çıkış yaptığınızı ya da o kapıyı aralamak üzere doğru yolda olduğunuzu gösteren, dünyanın her yerindeki uygulayıcılar tarafından onaylanmış çok somut ve ortak belirtiler mevcuttur. Bu reaksiyonlar şunlardır:

  • Tüm vücutta yoğun bir karıncalanma veya elektriklenme hissi,
  • Kasların tamamen ağırlaşması ve bedende tatlı bir uyuşuluk hali,
  • Zihinsel odaklanmanın getirdiği hafif ve geçici bir baş ağrısı,
  • Ruhun, sanki bir vakumla çekiliyormuş gibi bedenden yukarı doğru süzüldüğünü (çekildiğini) derinden hissetmektir.

Önemli Ayrım: Süreç esnasında aniden baş gösteren şiddetli titremeler ya da kalbinizin küt küt atması (kalp çarpıntısı) kesinlikle ruhun çıkış anına ait doğal bir belirti değildir; bu durum tamamen o an içinizde uyanan ani heyecan, panik veya bilinmezlik korkusunun getirdiği biyolojik bir sonuçtur.

Astral seyahat zararlı mı, tehlikeli mi?

Astral seyahat ile ilgili internette veya kulaktan kulağa yayılan anlatımlarda; uykuda ölmek, bir daha asla bedene geri dönememek, astral boyuttaki karanlık ruhsal varlıkların saldırısına uğramak ya da siz dışarıdayken boş kalan bedeninize farklı kötü niyetli bir ruhun gizlice sızabileceği gibi ürkütücü iddialardan sıkça bahsedilir. Bu büyüleyici deneyimi dışarıdan bakıldığında son derece korkutucu, tehlikeli ve gizemli gösteren tüm o senaryolar aslında tamamen bu tarz temelsiz efsanelere ve korku kültürüne dayanmaktadır.

Konuyla ilgili en köklü kaynakları, kadim bilge metinlerini titizlikle taradığınızda net bir biçimde göreceksiniz ki; bu korkunç iddialar işin ehli olmuş gerçek bilgelerin sözleri değil, bu konu hakkında en ufak bir derin bilgisi veya tecrübesi olmayan sıradan halkın ürettiği kulaktan dolma dedikodulardan ibarettir. Bu bilgi kirliliğinin asıl temel sebebi ise, tarih boyunca hüküm süren ve günümüzde de etkisini hissettiren o katı “ezoterizm” (gizlilik) kültüründen kaynaklanmaktadır.

Evrenin büyük sırlarının ehil olmayan, liyakatsiz kişilerle paylaşılmasını kesin bir dille yasaklayan ezoterik yapılar, ellerinde konuya dair hiçbir somut veri bulunmayan sıradan halk kitlelerini doğal olarak kendi hayal güçleriyle tahminlerde bulunmaya itmiştir. Hayatında ikiyle ikinin dört ettiğini bile bilmeyen insanların, kuantum teorileri üretmeye çalışması gibi bir durumdur bu; çünkü insan beyni doğası gereği bilinmezlikten nefret eder ve boşlukları hemen kendi korkularıyla doldurur.

Net Cevap: Astral seyahat yapmak kendi saf haliyle kesinlikle zararlı veya tehlikeli bir eylem değildir; ancak sırf astral seyahat deneyimini yaşayabilmek adına günlük yaşam tarzınızda, uyku düzeninizde ya da beslenme alışkanlıklarınızda fanatikçe ve kökten değişikliklere gitmeye çalışmak bünyenizde beklenmedik sağlık sorunlarına yol açabilir. Astral seyahati hayatınızı altüst edecek bir takıntı haline getirmek yerine, hayatın tadını çıkardığınız keyifli bir spritüal hobi olarak düşünmek ve ona makul süreler ayırmak her zaman en doğru tercih olacaktır.

  • Dış Varlıklar Meselesi: Ruhsal ve zihinsel mekanizmalarını astral seyahate çıkabilecek kadar inceltip geliştirmeyi başarmış güçlü bir bilince, o boyuttaki diğer alt kademe enerjilerin veya varlıkların zarar verebilmesi mümkün değildir. Bu durumu, sinematik bir benzetmeyle devasa güçlere sahip Doctor Strange ile sokaktaki sıradan bir insanın kapışması gibi düşünebilirsiniz; ruhsal farkındalığınız sizin en büyük zırhınızdır.
  • Geri Dönememe Korkusu: Astral seyahatten bir daha yatağa, bedene geri dönememek gibi bir durum parapsikolojik olarak imkansızdır. O meşhur gümüş kordon, siz bu dünyada nefes aldığınız ve hayatta olduğunuz müddetçe fiziksel bedeninizle olan hayati kontağını ve bağlılığını muazzam bir elektromanyetik güçle korumaya devam eder. En ufak bir dış seste veya irkilmede ruh saniyede yatağa geri döner.
  • Ölüm Riski: Astral seyahat yapmak durduk yere hiç kimsenin hayatına mal olmaz, kimseyi öldürmez. Ancak süreç esnasında yaşanabilecek o ani heyecan, panik veya korku patlamaları gibi nabzı ansızın tavan yaptıran durumlar; ileri derece kalp hastaları, panik atak hastaları veya ritim bozukluğu olan bireyler için tıbbi açıdan riskli görüldüğünden, bu kişilerin astral seyahat denemeleri yapmaktan kaçınmaları gerekir. Aslında bu spritüal deneyim onlar için de doğrudan zararlı değildir; tehlikeli olan tek şey, bünyelerinin bu sıra dışı deneyim karşısında üreteceği o aşırı adrenalindir.
  • Bedenin İşgali Efsanesi: Siz dışarıda gezerken herhangi bir yabancı insanın ruhunun ya da başka enerjisel varlıkların gelip boş yatağınıza, bedeninize sızarak onun kontrolünü ele geçirmesi tamamen bir korku filmi senaryosudur. Astral seyahate çıkmış olmanız, özgür ruhunuzun fiziksel gövdeyi tamamen terk edip tapusunu boşa çıkardığı anlamına kesinlikle gelmez. Bu durumu basit bir somut benzetmeyle şöyle açıklayabiliriz: Bir odadaki tekli koltukta halihazırda oturan gerçek biri varsa, o koltuğa ikinci bir kişi gelip doğrudan oturamaz; en fazla o koltuktaki kişinin kucağına oturabilir ki bu da koltuğun sahibini yerinden etmez. Bedeninizin mutlak hakimi her zaman sizin kendi öz bilincinizdir.

Astral seyahat nasıl yapılır?

Astral seyahat deneyimini hayatına dahil etmek isteyen bireyler, sadece ve sadece gecenin sonunda uygulayacakları o çıkış tekniğine odaklanmamalıdır. Pratik dünyasında teknik dediğimiz şey, aslında sürecin en sonundaki o bitirici dokunuştur (son vuruştur). Bir müsabakada son vuruş için gereken tüm altyapı ve şartlar önceden eksiksiz karşılanmadıysa, o arzulanan galibiyet sahnesi hiçbir zaman gerçeğe dönüşmeyecektir.

Piyasada dolaşan pek çok farklı astral seyahat tekniği bulabilirsiniz; fakat sizi gerçekten astral düzleme fırlatan şey tekniğin kendisi değildir. Bir bilgisayarı kapatmak istediğinizde dilerseniz ekrandan “Başlat > Bilgisayarı Kapat” yolunu izler, dilerseniz de kasanın üzerindeki fiziksel güç tuşuna birkaç saniye basılı tutarsınız. İşte teknik tam olarak budur, yani sadece bir yöntemdir. Ancak bu yöntemlerden herhangi birini çalıştırabilmeniz için, öncelikle tıkır tıkır işleyen, donanımı sağlam bir bilgisayara ihtiyacınız vardır.

Madem her insanın içinde yaşayan bir ruh var; o halde yapılması gereken asıl hayati şey, o ruhu ve ona eşlik eden tüm yardımcı dinamikleri astral seyahat frekansına kusursuzca hazırlamaktır. Bu kadim felsefe doğrultusunda, adım adım astral seyahat hazırlığı ve uygulaması şöyle gerçekleştirilir:

Zihinsel hazırlığınızı tamamlayın.

Çalışmalara başlamadan önce kendinize şu üç temel soruyu dürüstçe sormalı ve zihninizde netleştirmelisiniz:

1- Ben neden astral seyahat yapmak istiyorum, bu yoldaki asıl içsel motivasyonum ve yakıtım nedir?
2- Astral düzleme pürüzsüzce geçiş yaptığım o ilk saniyede tam olarak nereye gideceğim ve orada neler yapacağım?
3- İçimde bu deneyime karşı en ufak bir korku kırıntısı ya da aşırı bir heyecan barındırıyor muyum?

Bu sorulara zihninizde tavizsiz ve net cevaplar mühürlemelisiniz. Çünkü:
Motivasyon: Dünyadan elini eteğini çekmiş büyük bir ermiş ya da spritüal bir usta düzeyinde ruhsal gelişmişliğe sahip değilseniz, astral seyahati hayatınızdaki ilk denemede pat diye başaramazsınız. Bu işin haftalar, aylar sürebileceğini, hatta belki de hiçbir zaman somut bir sonuç alamayabileceğinizi bile bile, her gün aynı inatla ve istikrarla denemeler yapmanız gerekir. Şayet içinizde çok güçlü bir motivasyon ve saygıdeğer, ulvi bir amaç barındırmıyorsanız zihinsel devamlılığı sağlayamaz ve sadece birkaç başarısız denemenin ardından çalışmaları tamamen bırakırsınız.
Hedef Netliği: Zihindeki kafa karışıklığı astral seyahatin en büyük düşmanıdır; öyle ki bir anlık kararsızlık, astral düzleme geçmeyi başarsanız bile muazzam bir hızla yatağa, fiziki bedeninize geri fırlatılmanıza neden olur. Bu yüzden çalışmalara başlamadan önce elinize bir kağıt kalem almalı; ruhunuz serbest kaldığında tam olarak nereye uçacağınızı ve orada hangi adımları atacağınızı en ince detayına kadar yazmalısınız. Yazarak yaptığınız bu pratik, darmadağınık düşüncelerinizi hizalayacak, zihni berraklaştırarak astral seyahate giden o hazırlık sürecini ciddi oranda kısaltacaktır.
Duygusal Kontrol: Günümüzde pek çok insan, içten içe yoğun bir korku beslediği ya da aşırı heyecanlandığı için astral seyahat kapısından içeri girememektedir. Korku anında nabzın ve adrenalinin aniden yükselmesi, ruhu adeta bir zincir gibi biyolojik gövdeye bağlar ve ayrılmasını engeller. Çıkış anı yakalansa bile heyecanın dizginlenememesi, ruhun bir savunma mekanizması olarak otomatikman bedene geri dönmesiyle noktalanır. Bu iki yoğun duygu zihin tarafından “büyük bir tehlike” olarak algılanır ve mutlaka nötrlenmelidir. Astral seyahati tamamen sıradan, doğal bir biyolojik olgu olarak görmek ve kulaktan kulağa yayılan o korkunç tehlikelerin boş birer hurafeden ibaret olduğunu bilmek, duygularınızı kontrol etmenizi sağlayacaktır. Unutmayın; duyguları doğuran şey, sadece sizin kendi düşüncelerinizdir.

İlginizi Çekebilir;  Void State Nedir? Void State Nasıl Yapılır? Başarı Hikayeleri

Bedensel hazırlığınızı tamamlayın.

Astral seyahate çıkabilmek için sanıldığı gibi tamamen soyunmak ya da yatakta yengeç gibi tuhaf pozisyonlarda kasılıp kalmak gerekmez. Biyolojik olarak ihtiyaç duyulan yegane şey, bedeni tüm stresinden arındırmak ve kas liflerini tamamen gevşetmektir. Bunun için şu adımlar fazlasıyla yeterlidir:

Ilık bir duş alarak teninizi rahatlatmak,
Üzerinize tamamen bol ve pamuklu rahat kıyafetler geçirmek,
Eğer odanın havası soğuksa kasların üşüyüp kasılmaması için bedenin üzerini hafif bir battaniyeyle örtmek,
Kendinizi fiziksel olarak en konforlu, en pürüzsüz hissettiğiniz pozisyonda yatağa uzanmak.

Toplumdaki genel kanının aksine, illa ki sırtüstü (tel kadayıf gibi) dümdüz uzanmak zorunda değilsiniz. Canınız nasıl istiyorsa, hatta arzu ediyorsanız amuda bile kalkabilirsiniz; buradaki tek hayati kriter, bedeninizin o an mutlak bir rahatlık içinde olmasıdır.

Ruhsal hazırlığınızı tamamlayın.

Bireyin mensup olduğu dine ya da genel anlamda kendi spritüal inanç sistemine göre ruhunu inceltebileceği, frekansını yükseltebileceği pek çok kadim çalışma mevcuttur. Eğer hayatınızda bu tarz ruhsal disiplinlere hiç yer vermezseniz, astral seyahat kapısı size her zaman kapalı kalacaktır. Çünkü ruhsal olgunluk seviyesine erişmek, bu kapıyı açacak olan tek gerçek altın anahtardır.

Aslına bakarsanız, en sonda uygulanan o astral seyahat teknikleri işin sadece eğlenceli ve mekanik kısmıdır. Ruhsal gücünü ve farkındalığını o olgunluk seviyesine taşımayı başarmış olan usta kişiler, gece yatakta hiçbir tekniğe ihtiyaç duymadan, sadece “astral düzleme geçmeyi isteyerek” bile bedenlerinden pürüzsüzce sıyrılabilirler. O manevi noktaya henüz ulaşamamış olan acemi zihinler ise çıkış yapabilmek için teknik denilen o küçük mucizelere ihtiyaç duyarlar. Kendini bu alanda gerçekleştirmek ve hızlı bir ilerleme kaydetmek isteyen her uygulayıcı, şu kadim tavsiyeleri hayatına disiplinle dahil edebilir:

1- Gün içinde sık sık tamamen yalnız kalarak dikkati dış dünyadan çekip iç dünyaya yöneltmek,
2- Karanlıkta ya da sadece tek bir mumun yaydığı o loş ışıklı ortamlarda, sessizce uzun zamanlar geçirmek,
3- Tamamen hareketsiz kalarak hayvani dürtülerden uzaklaşmak; adeta bir bitki gibi davranarak çevrede olup biten her şeye karşı tam bir kayıtsızlık geliştirmek (Örneğin; bedeninize bir sinek konduğunda onu reflexle uçurmayacak ya da teninizin bir yeri deli gibi kaşındığında elinizi oraya götürmeyecek kadar muazzam bir irade olgunluğuna erişmek),
4- Günlük besin miktarını azaltarak (az yiyerek) mideyi ve sindirim sistemini sürekli pürüzsüz ve rahat tutmak,
5- Hayvansal gıdaları tüketmeyi minimuma indirerek (ya da tamamen keserek) doğadaki o “öldürme ve avlanma” arzusunun ağır frekansından uzaklaşmak,
Fabrikasyon ve paketlenmiş kimyasal gıdalardan uzak durarak biyolojik beden sağlığını en saf halinde korumak,
6- İhtiyacınızdan fazla uyumayarak (az uyuyarak) zihni her daim uyanık, zinde ve dinç tutmak,
7- Gün içinde çok az ve sadece öz konuşarak ruhu dünyanın o dedikodularından, gereksiz gürültülerinden arındırmak,
8- Günün belirli saatlerinde tüm odağı sadece alıp verilen nefese yoğunlaştırarak zihin nehrini tamamen berraklaştırmak (düzenli meditasyon yapmak),
Gönülden bağlı olunan dinin tavsiye ettiği her türlü manevi uygulamayı, zikirleri ve ibadetleri huşu içinde yerine getirmektir.

Astral seyahat tekniğini uygulayın.

Tüm zihinsel, bedensel ve ruhsal hazırlık evrelerini hayatınıza mühürledikten sonra, artık o son vuruşu yapma vakti gelmiş demektir:

Evin içinde hiç kimsenin sizi aniden bölmeyeceğinden ve rahatsız etmeyeceğinden emin olduğunuz izole bir odaya geçin.
Kendinizi en pürüzsüz, en rahat hissettiğiniz pozisyonda yatağa uzanın.
Göz kapaklarınızı dünyaya usulca kapatın.
Bilinciniz tamamen açık kalırken, bedeninizin yavaş yavaş uyku moduna geçtiği o gri rehavet koridoruna (uyku ile uyanıklık arası evreye) geçene kadar nefes meditasyonu yapmaya devam edin.
Tam bu rehavet anını yakaladığınızda, aşağıdaki astral seyahat tekniklerinden hangisi hayal dünyanıza daha zevkli ve kolay geliyorsa onu tüm gücünüzle uygulamaya başlayın:

Tavanda yansıma tekniği:
Kendi ruhsal varlığınızın, yatakta uzanan fiziksel bedeninizden pürüzsüzce sıyrılıp odanın tavanına doğru yükseldiğini hayal edin. Tavana ulaştığınızda arkanızı döndüğünüzü ve aşağıda, yatakta mışıl mışıl uzanmakta olan o fiziki gövdenize tamamen dışarıdan bir gözle, yukarıdan aşağıya doğru baktığınızı çok güçlü bir şekilde canlandırın.

Tavana bağlı ip tekniği:
Odanın tavanından tam göğsünüze ya da ellerinizin hizasına doğru sarkan, son derece kalın ve sağlam enerjisel bir ip olduğunu imgeleyin. Şimdi ruhsal ellerinizi yukarı kaldırıp o görünmez ipe sıkıca tutunduğunuzu, kendinizi yukarıya doğru adım adım çektikçe ruhunuzun etten bedenden bir eldiven gibi sıyrılıp yukarı çıktığını hayal edin.

Kaydırak tekniği:
Kendinizi çok yüksek ve dik bir çocuk parkı kaydırağının tepesinde otururken hayal edin. Bir anda o kaydıraktan aşağıya doğru muazzam bir hızla ve ivmeyle kaydığınızı hissedin; bu aşağıya doğru düşüş hissiyatının yarattığı merkezkaç kuvvetiyle, ruhunuzun ayak tabanlarınızdan pürüzsüzce fırlayarak beden dışına çıktığını canlandırın.

Eksen dönme tekniği:
Yatakta uzanırken, zihninizde ayaklarınızın olduğu yer ile kafanızın durduğu yerin aniden yön değiştirdiğini, yani gövdenizin kendi ekseni etrafında 180 derecelik bir açıyla hızla dönmeye başladığını düşünün. Bu kendi etrafında güçlü dönme ve spiral dönme imgelemesi sayesinde, oluşan enerjisel girdabın ruhunuzu fiziki kalıbınızdan pürüzsüzce döndürerek dışarı fırlattığını hayalinizde yaşayın.

Astral seyahat teknikleri

Her insanın zihinsel yapısının ve enerji frekansının kendine has olması, başarıya ulaştıracak tekniklerin de kişiden kişiye farklılık göstermesine neden olur. Dışarıdan bakıldığında birbirinden apayrı görünen ama temelde tamamen aynı mantığa dayanan 3 temel teknik mevcuttur. Deneyim dünyasında “herkes için en kolay” ya da “en güçlü” diye tek bir sabit teknik yoktur. Kişi kendi yapısına en çok hitap edeni seçmeli, zamanla üzerinde oynamalar yapmalı ya da tamamen kendine özel, şahsına münhasır bir yöntem tasarlamalıdır.

Uygulayacağınız teknik hangisi olursa olsun, hepsinin başlangıç ve giriş aşaması tamamen aynıdır:

  • Çalışma yapacağınız odayı uygulamadan önce mutlaka bir 15 dakika boyunca güzelce havalandırın.
  • Ortamda dikkatinizi dağıtacak, odaklanmanızı baltalayacak hiçbir dış ses ve gürültü olmamalıdır (Eğer ileri seviye bir konsantrasyon becerisine sahipseniz bu maddeyi es geçebilirsiniz).
  • Süreç boyunca hiç kimsenin sizi aniden bölmeyeceğinden ve rahatsız etmeyeceğinden emin olun.
  • Kendinizi fiziksel olarak en konforlu ve pürüzsüz hissettiğiniz pozisyonda yatağa uzanın.
  • Göz kapaklarınızı dünyaya usulca kapatın.
  • Tüm bedeniniz tepeden tırnağa gevşeyip ağırlaşana ve tam olarak uyku ile uyanıklık arasındaki o gri rehavet koridoruna geçene kadar derin nefesler alıp vermeyi sürdürün. Bu esnada sadece soluk alışverişinize odaklanarak zihninizi tamamen boşaltın.

Önemli Bilgilendirme: Astral bedenin vücuttan ayrılırken göbek deliği merkezini kullandığını savunanların sayısı çok fazla olduğu için, piyasada genellikle sadece sırtüstü uzanılması gerektiği yönünde katı bir algı vardır. Oysa ruhun bedenden çıkış yapabileceği bir diğer ana nokta da kafatasının tepe noktasıdır (taç çakra); dolayısıyla mevcut anlatımlar konuya son derece tek taraflı yaklaşmaktadır. Ruh göbek deliği rotasını kullanacak olsa bile, yüzüstü uzanıyor olmanız bu çıkışa asla engel teşkil etmez; çünkü ruh katı, maddesel bir yapıya sahip değildir.

Ters beden tekniği

Bu teknik doğrudan beynin gerçeklik ve mekan algısını bozarak bir illüzyon yaratmaya odaklanır. Yatakta uzandığınız pozisyonu baz alarak; örneğin ayaklarınız odayı giriş kapısına doğru bakıyorsa, zihninizde aslında yatakta 180 derece ters dönmüş bir vaziyette yattığınızı hayal etmeli ve pozisyonunuzun tam tersi olduğuna kendinizi kalpten inandırmalısınız.

İlginizi Çekebilir;  Aura Nedir? Aura Nasıl Yükseltilir ve Nasıl Görülür? Renkleri ve Anlamları

Süreç şöyle işler: Beyin ilk başta fiziksel konum ile zihinsel konum arasında ciddi bir şüpheye düşer. Siz ısrarla ters pozisyonda yattığınıza inanmaya devam ettiğiniz an, zihinde muazzam bir boyutsal boşluk oluşur; işte tam o saniyede oluşan frekans boşluğundan yararlanarak ruhun fiziki gövdeden ayrıldığını hayal eder ve astral seyahati gerçekleştirirsiniz.

Ani değişim tekniği

Astral seyahat dünyasında en sık başvurulan ve sonuç veren yöntemlerden biri de zihinde ani bir düşme, kayma ya da savrulma hissi yaratarak ruhu tetiklemektir:

Yatağa yüzüstü uzanın. Kendinizi çok yükseklerde uçan bir uçağın içinde seyahat ederken hayal edin ve bir anda o uçaktan aşağıya, boşluğa atladığınızı düşünün. Bu düşüş hissini, rüzgarın yüzünüze çarpışına kadar adeta gerçekmiş gibi tüm hücrelerinizle yaşamalısınız. Bir süre hızla düştükten sonra, zihninizde paraşütünüzün aniden açıldığını ve devasa bir ivmeyle geriye doğru savrulduğunuzu canlandırın; tam o sarsıntı anında ruhun bedenden fırlayıp ayrıldığını imgeleyin.

Aynı ani değişim metodunu, çok dik ve yüksek bir çocuk parkı kaydırağından muazzam bir hızla aşağı kayıyormuş gibi de kurgulayabilirsiniz. Ya da odanın içinde karanlık bir varlığın belirdiğini, sizi aniden bacağınızdan yakalayarak upuzun ve kapkaranlık bir koridorda hızla sürüklediğini hayal ederek tüm bu ürpertiyi teninizde hissedebilirsiniz. Her iki senaryoda da sürüklenme hızı zihinde gittikçe maksimuma ulaştırılır ve tam en tepedeyken aniden durularak, ruhun o momentumla ayak uçlarınızdan dışarı fırladığı hayal edilir (Merkezkaç kuvvetini andıran bu hayal ruhu ayaklardan zorla çıkarmaz, ruh zaten dışarı çıkacağı rotayı çok iyi bilir; sadece çıkışı tetikler). Veya çok yüksek bir hızla giden bir arabanın içinde olduğunuzu, sürücünün aniden frene sonuna kadar bastığını ve o ani duruş ivmesiyle ruhunuzun ön camdan dışarıya, beden dışına pürüzsüzce fırlayıp ayrıldığını canlandırabilirsiniz.

Yükselme tekniği

Bu yöntem, astral seyahatle ilgili hemen hemen tüm kaynaklarda ve anlatımlarda karşımıza çıkan en klasik, en meşhur tekniktir. Yatakta uzanan ruhun, adeta bir kuş tüyü gibi yavaşça yukarıya doğru yükselerek fiziki kalıbından ayrıldığını, odanın tavanına ulaştığını ve oradan aşağıya, yatakta cansız gibi uzanmakta olan kendi bedenine dışarıdan bir gözle baktığını hayal etmesi esasına dayanır. Bu aşamada kendinizi zihninizde devasa bir aynada izliyormuş gibi düşünmek, görsel canlandırma yapmanızı inanılmaz derecede kolaylaştıracaktır.

Bunun bir alternatifi olarak; odanın tavanından tam göğsünüze doğru sarkan, saf enerjiden oluşmuş güçlü bir ip olduğunu düşünebilirsiniz. Ruhsal ellerinizle o ipe sıkıca tutunduğunuzu hayal ederek basamak basamak yukarıya doğru tırmanın ve bu tırmanış esnasında ruhun etten bedenden bir eldiven gibi sıyrıldığını derinden hissedin. Son aşamada tavana ulaşıp, oradaki güvenli noktadan yatakta mışıl mışıl uyuyan bedeninizi yukarıdan aşağıya doğru seyrettiğinizi canlandırın.

Hayati Püf Nokası: Bu iki yükselme varyasyonunu uygularken kesinlikle son derece yavaş, sakin ve sindire sindire ilerlemelisiniz. Zihninizde 5 saniye içinde pat diye tavana çıkıp kendinize baktığınızı düşünmek hiçbir işe yaramayacaktır; süreç tamamen zamana yayılarak, her santimi hissedilerek yapılmalıdır. Bu çalışmada zaman olarak en uzun tutulması ve odaklanılması gereken kısım; yükselme anı değil, tavana ulaşıp yatakta uzanan o fiziki bedeninize tamamen dışarıdan, sakin bir gözle baktığınız o nihai an olmalıdır.

Sıkça sorulan sorular

Astral seyahat deneyimi ve ruhun gizemli yolculuğuyla ilgili zihinleri en çok meşgul eden soruları bir araya getirdik ve merak edilen noktaları tek tek aydınlattık. Eğer senin de buralarda cevabını bulamadığın apayrı bir sorun olursa, bize yorum bırakarak en kısa sürede yanıtına ulaşabilirsin:

Astral seyahatten nasıl geri dönülür?

Ruhsal yolculuğu sonlandırıp bedene geri dönmek için sadece bunu kalpten istemek ve niyet etmek çoğu zaman tamamen yeterlidir. Ancak o an yaşanılan sıra dışı deneyimin büyüleyiciliğine kapılıp geri dönmeye yönelik güçlü bir arzu duyulmuyorsa, sadece istemek bazen anında sonuç vermeyebilir. Böyle bir durumda, fiziksel bedeninizin yatakta uzandığı o odayı ve mekanı zihninizde netçe hayal ederek bilincinizi oraya taşımalı, ardından yatakta cansız gibi duran etten kemikten gövdenize dokunmaya çalışmalısınız; bunu yaptığınız an geri dönüş saniyeler içinde kesin olarak gerçekleşecektir.

Astral seyahat gerçek mi, bilimsel mi?

Meseleye felsefi bir pencereden bakacak olursak, “gerçek” adı verilen olgunun mutlak varlığından ve sınırlarından hiçbir insan evladı asla tamamen emin olamaz. Bu yüzden gerçeklik payı konusunda agnostik (bilinemezci) bir duruş sergilemek oldukça makuldür.

Bilimsel kriterler açısından ele alındığında; astral seyahat, laboratuvar ortamında her an tekrarlanabilir ve somut sonuçlar elde edilebilecek kesin deneylerle kanıtlanamadığı için pozitif bilim tarafından tamamen “bilim dışı” (metafizik) bir olgu olarak kabul edilir.

İnançlar ve dinsel öğretiler açısından bakıldığında ise durum çok nettir; evet, astral seyahat en yüksek spritüal gerçeklikler kadar somuttur.

Astral seyahat günah mı?

İncelenen köklü dinlerin ve manevi öğretilerin hiçbirinde ruhun bu tarz deneyimler yaşaması, yani astral seyahat yapmak kesinlikle günah olarak kabul edilmez. Tam aksine, derin mistik ibadetlerin ve yoğun tefekkür süreçlerinin doğal bir sonucu olarak bu kapıların aralanması, kadim mistik ekollerde sıklıkla tavsiye edilen manevi bir aşamadır.

Burada asıl belirleyici olan ve günah kategorisine giren unsur, tamamen kişinin özgür iradesiyle yaptığı ahlaki seçimlerdir. Astral seyahat eyleminin kendisi nötr olsa da, bu yeteneği bir araç olarak kullanarak başka varlıklara veya insanlara kötülük yapmaya çalışmak, inanç sistemlerinde büyük bir vebal ve günah olarak değerlendirilecektir.

Astral seyahatte görünmeyen varlıklar görülebilir mi?

Fiziksel gözle görülmeyen ruhsal varlıkları algılamak ile bilinci beden dışına çıkarıp astral seyahat yapmak aslında yapısal olarak birbirinden tamamen farklı iki olgudur. Yine de, ruhsal algılarını ve enerji frekansını kendi bedeni dışına çıkabilecek kadar inceltip geliştirmiş olan bireyler, doğaları gereği bu tarz enerjisel varlıkları da algılayabilecek bir boyut kapasitesine eriştiklerinden ötürü; seyahat esnasında onlarla karşılaşmaları veya onları görmeleri son derece mümkündür.

Astral seyahat ile uzaya çıkılabilir mi?

Evet, kesinlikle çıkılabilir. Zaten bu deneyimin küresel literatürdeki adı “Astral” (yani yıldızsal / göksel) olduğuna göre, bu yolculuğun doğasında var olan asıl nihai hedef de atmosferin ötesine, uzay boşluğuna açılmaktır. Gök katları, kozmik boyutlar veya astral katmanlar olarak isimlendirilen bu devasa frekanslar arasında pürüzsüzce geçiş yapabilmek ise tamamen uygulayıcının ruhsal enerjisinin gücüne ve bilincinin saflığına bağlıdır.

Astral seyahat ile zengin olmak mümkün mü?

Evet, bu teorik olarak mümkündür. Şayet kişi astral düzlemin sunduğu o duvarların ve maddelerin içinden pürüzsüzce geçebilme özgürlüğünden sonuna kadar yararlanarak, yerin altında saklı kalmış antik bir definenin ya da kayıp bir hazinenin tam koordinatlarını zihnen tespit etmeyi başarırsa; seyahat bittikten sonra uyanıp gerçek fiziksel bedeniyle o bölgeye giderek o kıymetli serveti gün yüzüne çıkarabilir ve maddi bir güç elde edebilir.

Astral seyahat kuralları var mıdır?

Uygulayıcılar arasında sadece çok az sayıda azınlık bir kitle bu boyutta katı kurallar olduğundan bahseder. Bu az sayıdaki insan, astral düzlemin de evrensel etik ve yüksek ahlaki değerler tarafından sıkı sıkıya yönetildiğini ve aşılmaması gereken bazı görünmez barikatların, kuralların bulunduğunu iddia eder.

Öne sürülen bazı marjinal örneklere bakılacak olursa:

Örneğin, sırf röntgencilik yapmak amacıyla bir insanı odasında soyunurken gizlice izlemek isterseniz, bu durum evrensel sistem tarafından “kötü niyetli bir ihlal” olarak kabul edilir ve o kişinin mahrem odasına girişiniz görünmez bir enerji duvarıyla engellenir.

Ya da okulda yapılacak zorlu bir sınavın sorularını önceden çalmak amacıyla öğretmeninizin kilitli dosya dolabına sızmaya çalışırsanız, bu eylem doğrudan hırsızlık ve diğer öğrencilerin hakkını gasp etmek (kul hakkı) sayılacağı için engelleneceğiniz savunulur.

Ancak tüm bu iddialar parapsikoloji dünyasında son derece uç ve kişisel görüşlerden ibarettir. Astral boyutta yaptığınız etik dışı bir eylem ahlaken kötü, hatta spritüal bir suç olarak kabul edilebilir; fakat orada kendi kişisel vicdanınız ve evrensel denge yasası (karma) dışında önünüze set çekecek caydırıcı, engelleyici harici hiçbir unsur yoktur. Çünkü tıpkı fiziki dünyada olduğu gibi, astral düzlemde de tüm ruhlar tamamen özgürdür ve kendi seçimlerinin sonuçlarını yaşarlar.

Yorum yapın