Mustafa Kemal'in Çocukluğu - 3 


Tarihi

Mustafa Kemal'in Çocukluğu - 3

Harflerin Boyutu : A A A A A A A

 Bir akÅŸam yemeÄŸi sonrasında çiftlikteki odada oturulmuÅŸ ve gündelik olaylar konuÅŸuluyordu. Hüseyin AÄŸa: “ Yarın erkenden elma bahçesini çapalayıp, yabani otları ayıklamaya gidecektim ama çapayı bulamadım. Hanım, çapayı bir yere koymuÅŸ olmayasın? “

 Hüseyin AÄŸa’nın karısı: “ Efendi, çapanın alet dolabında olması lazım. İki gün önce temizlik yaparken oradaydı. “

 Hüseyin AÄŸa: “ Öyle de bugün akÅŸamüstü baktım dolapta yoktu. Belki dedim saÄŸa sola bırakmışlardır. Aradım, bulamadım. “
Hüseyin Ağa’nın çocukları, Zübeyde Hanım, Mustafa ve Makbule çapayı almadıklarını söylediler. Bunun üzerine Hüseyin Ağa: “ Hanım, son günlerde çiftliğe yabancı biri geldi mi? “ diye sordu.

 Karısı: “ Hayır efendi, kimse gelmedi. Hep biz bizeyiz. “

 Hüseyin AÄŸa: “ Desene çapa sır olup uçtu. “

 Mustafa fikrini söylemek ihtiyacını hissetmiÅŸti: “ Dayıcığım, çiftliÄŸe hırsız girmiÅŸ olamaz mı? “ Mustafa’nın sorusu odada bulunanların üzerinde soÄŸuk duÅŸ etkisi yaptı. Gözler Mustafa’dan yana döndü.

 Hüseyin AÄŸa: “ Ne hırsızı? “ diyebildi.

 Mustafa: “ Bir hırsız gelmiÅŸtir, çiftliÄŸe girip çapayı çalmıştır. “

 Hüseyin AÄŸa: “ İki gündür ben, yengen, annen ve çocuklar çiftliÄŸin avlusundaydık. Ayrıca köpekler var. Onlar geceleri burada kuÅŸ uçurtmazlar. Hani dediÄŸin olmaz diyemem ama biraz zor. Hem hırsız neden sadece çapayı alsın, öteki aletleri de alıp götürebilirdi. Bırak çapayı, aletleri, çiftlikte daha deÄŸerli pek çok eÅŸya var. Bunlar dururken neden yalnızca çapayı aldı? “

 â€œ Dayıcığım, hırsızın ya çapa çok iÅŸine yarıyor ya da çapayı satmak kolayına geliyor. Sadece çapayı almasının nedeni vereceÄŸi zararın büyük olmasını istemediÄŸinden, yani hırsız insaflı biri. Gündüz gelse gören olurdu. Kimse onu görmediÄŸine göre gece geldi. Köpekler hırsızı tanıdıkları için ses çıkarmadılar. Bu da hırsızın köyden biri olduÄŸunu gösteriyor. “

 â€œ Pes be Mustafa, senin zekana diyecek yok doÄŸrusu. Aslında ben de zeki sayılırım ama sen benden çok ilerdesin. Ortada fol yok, yumurta yok , alt tarafı bir çapa kayboldu. Bana kalsa yarın çapayı arar dururum. Sana inanıyorum Mustafa ve yarın çapayı aramayacağım. Artık geceleri nöbet tutacağız. İlk nöbet benim. Eee, sen ne diyorsun Zübeyde, ÅŸu hırsız iÅŸine? “

 â€œ Mustafa’nın dediklerine katılıyorum. O, boÅŸuna konuÅŸmaz. Söyledikleri hep doÄŸru çıkar. Daha on yaşında ama çok akıllı. BambaÅŸka bir çocuk. Darısı bütün çocukların başına. “

 Hüseyin AÄŸa gece yarısına kadar çiftliÄŸin avlusunda nöbet tuttu. Daha sonra nöbeti Mustafa devraldı. Mustafa avluyu en iyi görebileceÄŸi yer olan çiftlik evinin birinci kat merdiveninin orta sırasına oturdu. Alet dolabının bulunduÄŸu kulübe yan taraftaydı. EÄŸer hırsız gelirse önünden geçecek ve onu rahatça görecekti. Aradan bir saat geçmiÅŸti ki, Mustafa karşıdaki aÄŸaçlıktan hızlı adımlarla yürüyerek gelen bir gölgenin alet dolabının bulunduÄŸu kulübeye girdiÄŸini gördü. Gölge, o kadar rahat hareket ediyordu ki, hayret edersin. Sanki babanın çiftliÄŸi, gel gir hiç korkmadan, dimdik yürü, kazma, kürek, çapa eline ne gelirse al git. Mustafa köyden olan bu adamı ay ışığı altında tanımıştı. Onun mert, dürüst biri olduÄŸunu biliyordu. KonuÅŸmuÅŸlukları, tanışmışlıkları vardı. Bırak Hüseyin AÄŸa’yı, bırak çifti-çubuÄŸu, benim küçük dostum, sen büyümüşsün küçülmüşsün ama yine büyüyorsun ve sonsuza dek büyüyeceksin diyen birinin yani bu adamın, kendisini hiçe saymasını, kendisinin de bulunduÄŸu çiftlikten bir ÅŸeyler çalmasını onuruna yediremedi. Mustafa kızgın bir ÅŸekilde yerinden kalktı, gitti kulübenin kapısının dört-beÅŸ metre gerisinde durdu, ellerini beline dayadı, bekledi. Biraz sonra kulübeden çıkan adam kapıyı kapadı. İki adım attı, Mustafa’yı gördü, elindeki kürek yere düştü. Adamın gözleri yaÅŸardı, belli aÄŸlıyordu. Adam elinin tersiyle gözyaÅŸlarını sildikten sonra başını saÄŸa-sola birkaç kere salladı ve küreÄŸi yerden alarak Mustafa’nın yanından yürüdü, gitti. Mustafa o gece sabaha kadar nöbet tuttu. Aslında Mustafa’dan sonra nöbet sırası amcasının oÄŸluna geliyordu ama Mustafa amcasının oÄŸlunun yerine de nöbet tutmuÅŸtu. Çünkü O, yarın yapacağı giriÅŸimleri bir plan dahilinde belirlemek istiyordu. Adam çapayı, küreÄŸi çalmıştı ama bunun bir nedeni olmalıydı. Kimse durup dururken baÅŸkasının malını izinsiz almazdı. Bu bir suçtu fakat suçluyu suç iÅŸlemeye iten nedenler vardı. Nedenlerin sebepleri vardı.

 Mustafa ertesi gün öğle vakitleri adamın evine gitti. Kapıyı dokuz yaşındaki Ahmet açtı. Mustafa: “ Vay Ahmet, canım kardeÅŸim. Nasılsın, iyi misin? Ben geldim. “
Ahmet: “ Hoş geldin, Mustafa abi. Sağ ol, iyiyim. “ Mustafa: “ Ayşe nerede? Neden buraya gelmiyor? “

 Ahmet: “ Mustafa abi, AyÅŸe annemin yanında. Annem bir haftadır hasta. Babam annem ölmesin diye dün kasabaya yürüyerek gitti. Birisi çapa vermiÅŸ ödünç diye, onu rehin bırakıp ilaç almış. İlacı anneme içirdik. Bu sabah babam yine kasabaya gitti. Elindeki küreÄŸi rehin bırakıp ilaç alacakmış. Daha sonra babam çapayla küreÄŸi parasını ödeyip geri alacak ve sahibine teslim edecekmiÅŸ. Babamın getireceÄŸi ilaç annemi iyileÅŸtirecekmiÅŸ. Sence annem iyileÅŸir mi Mustafa abi? “ İnsanın taÅŸ yürekli olması lazımdı bu durum karşısında aÄŸlamaması için. Mustafa gözyaÅŸlarını tutamadı. Birkaç dakika sonra Mustafa ile Ahmet içeri girdiler. AyÅŸe yatakta yatan annesinin baÅŸucundaki sandalyede oturuyordu. Mustafa’yı görünce ayaÄŸa kalktı. Hasta kadın kollarını iki yana açarak Mustafa’nın sarılmasını bekledi. Mustafa sandalyeye oturdu ama bu davranışının sebebini açıklaması gerekti.

 â€œ YengeciÄŸim iyileÅŸince birbirimize sarılırız. Yine eskisi gibi güzel günlerimiz olacak. Bundan sonra daha fazla evinize geleceÄŸim. Yanlış bir hareketiniz hastalığınızın artmasına yol açabilir. Bunun için size sarılmadım. “ Hasta kadın zorlukla konuÅŸtu: “ Olur Mustafa. DediÄŸin gibi olsun. Ben de en kısa zamanda iyileÅŸmeye bakarım. “ Daha sonra çiftliÄŸe dönen Mustafa olanlardan kimseye söz etmedi. Yeni gelen ilaçları içen kadın on beÅŸ gün içinde iyileÅŸti. Adam baÅŸkasının tarlasında çalışarak kazandığı parayla çapayı ve küreÄŸi rehinden kurtardı. Bir gece yarısı son defa çiftliÄŸe girerek çapayla küreÄŸi yerine bıraktı. Son sözü Mustafa söyledi:

 â€œ Akıl ve mantık çizgisinden ayrılmayan insan olmanın bilincine varır. İnsan iradesini kullanarak gerçekleri görür. Yanlışta bile olsan doÄŸru gözünün önündedir. Gözünün önündekini görmek için göz kapaklarını aralarsın yani okuyup öğrenirsin.

 Serdar Yıldırım




Ekleyen: Serdar Y. bu yazı 3311 defa okunmuştur.



Dj_burdurlu (06-11-2007)
eline sağlık herkes başka şeyle uğraşırken senn bunu yapman beni çok sevindirdi:D:D:)


Mona (28-11-2006)
Bizi Ata'mızın çocukluğuna götürüyor bu yazı, tarih kitaplarında veya diğer yazılı kaynaklarda bize aktarılanın aksine bu yazı HAYAT'ı içeriyor, yaşanmışlığı içeriyor, en önemlisi Ata'mızın farkını ve üstünlüğünü en yalın bir biçimde gözler önüne seriyor.



Güvenlik Kodunu Giriniz
   

Adınız


E-Mail Adresiniz (Yayınlanmayacak)


Yorumunuz
Lütfen Türkçe'yi doğru kullanmaya çalışınız.



Güvenlik Kodunu Giriniz
   

Arkadaşının E-Mail Adresi


Senin Adın


Senin E-Mail Adresin





Site İstatistikleri: Toplam yazı sayısı: 777 , kategori sayısı: 19 , onaylı yorum sayısı: 4840 , söz sayısı: 251